Ayaklarınızı sıcak suda bekleterek öksürükten kurtulun

Soğuk kış aylarında muzdarip olduğumuz öksürükten, ayaklarımızı sıcak suda bekleterek nasıl kurtulabiliriz?

Kış aylarında en çok sıkıntı çektiğimiz rahatsızlıklardan biri de kesilmeyen öksürüktür. Hava sıcaklıklarının ani değişimi karşısında bu aylarda sık olarak yakalandığımız soğuk algınlığı, grip, nezle gibi hastalıklardan kurtulsak bile öksürüğün kesilmesi biraz daha uzun sürebiliyor. Peki öksürüğü kesmek için ne yapabiliriz?

Öksürükten kurtulmanın çok farklı bir yöntemi bi blog sitesinde anlatılmış. Bayanlarbilir adlı blog sitesinde anlatılan yöntem çok basit ve uygulaması kolay. Bunun için yakmayacak derecede fakat sıcak olan suyun içerisinde ayaklarımızı 20-40 dakika arasında tutmak gerekiyor. Ve bu suyun soğumaması için sürekli sıcak ile takviye yapılması gerekiyor.

Sıcak suda ayaklarımızı bekletirken terlememiz gerekiyor. Bu terlemenin oluşması için de ayaklarımızı sıcak suda belli bir süre bekletmemiz gerekiyor. Belli bir süre sonra terlemeye başlıyoruz. Bundan sonra ise yapacaklarımız ve yapmamamız gerenler şunlar; İlk önce terli elbiselerimizi çıkarıp havlu ile kurulanıyor ama kesinlikle banyo yapmıyoruz. Ve 6 – 8 saat süre ile dışarı çıkılmaması, soğuk içecek içilmemesi gerekiyor. Sıcak olan içecek içilebilir.

Bu uygulama 3 akşam ardı ardına yapıldığında balgam atma yoluyla öksürükten tamamen kurtulmak mümkün. Bazen bir kere uygulanma ile bile öksürükten kurtulabilirsiniz. Bu yöntem ile sadece soğuk algınlığı ve gripten kalan öksürükten kurtulabilirsiniz. Bunun dışındaki belli öksürükler için doktora danışmak gerekir. Buradaki bilgiler yan etkisi olmayan alternatif bir tedavi yöntemidir. Herhangi bir hastalığın ilacı değildir.

 

İnsanoğlu 50 yıl öncesine göre daha az zeki!.. IQ’daki düşüşün 7 sebebi…

İnsanoğlunun IQ’su, son 50 yılda 1 puan azaldı. Gerileme sürüyor ve nedenler de saptanmış durumda: Kötü beslenme, kötü alışkanlıklar ve dijitalleşme…

Kanada’daki Montreal Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, son 50 yılda dünya genelinde toplu zeka seviyesinin 1 IQ puanı düştüğü belirlendi.

İnsanın zeka seviyesinin düşmesine neden olan 7 nedeni belirleyen araştırmacılar, beslenme alışkanlıkları ve teknolojinin beyni yıprattığı uyarısında
bulundu.

IQ SEVİYESİNİ DÜŞÜREN 7 NEDEN

1- Doymuş yağlı (margarin) besinler tüketmek: Beynin dopamin hormonu salgılamasını engelliyor, hafızaya zarar veriyor ve beynin reaksiyon verme
süresini uzatıyor.

2- Aynı anda birden fazla işle uğraşmak: Beynin yakıt olarak ihtiyaç duyduğu bir şeker çeşidi olan ‘glikoz’ daha hızlı harcanıyor, bu da beynin yorgun düşmesine neden oluyor.

3- Googellamak: Beyni tembelliğe alıştırıyor ve hafıza gelişimini engelliyor.

4- Fazla fruktoz alımı: Meyve, bal ve sebzelerde bulunan doğal şeker fazla alındığında beyin aktivitelerini yavaşlatıyor.

5- Reality şov izlemek: Beyni tembelleştiriyor.

6- Uykusuz kalmak / Jetlag: Öğrenme yeteneğini azaltıyor.

7- Uzun süre sakız çiğnemek: Dikkatin dağılmasına neden oluyor.

15 Doğal İdrar Söktürücü Besin

Şişkinlik probleminiz varsa ve ne yaparsanız yapın bu durumdan kurtulamıyorsanız, doğada bulunan ve idrar söktürücü özelliği olan besinleri denemelisiniz. Bu besinlerin idrar söktürücüler, özel diyetler izleyen insanlar için de yararlıdır. Bu besinler sayesinde şişkinliği azaltıp kilo verebilir ve vücudunuzun fazla su toplamasını engelleyebilirsiniz. Bu yazıda, vücuttaki fazla suyu atmaya yarayan besinleri anlatacağız.

Su Toplama Nedir?

Bilimde ödem veya hidropsi olarak bilinen rahatsızlık, dokularda sıvı toplanmasıdır. Bu sorun, tek başına görülen bir rahatsızlık değildir, yani bu durum, kalp rahatsızlığı, sindirim sistemi veya böbreklerde görülen rahatsızlıklarla birlikte kendini gösterir. Ödem; karın, bilekler ve ayak bileklerinde toplanan sıvıya denir. Eğer bu sıvı toplanmaları çok fazla olursa, şiddetli rahatsızlıklara neden olurlar.

Şişkinliklerin en çok görüldüğü yerler ayaklar ve bacaklardır ve bu şişkinlikler ödem olarak adlandırılır. Ödemler genelde hamile kadınlarda ve kilolu insanlarda yaygın olarak görülür. Ödemler vücudun herhangi bir yerinde acıya veya başka sorunlara neden olmazlar ve sıcak basmalarına neden olmazlar. Ödemli bölgelere basınç uygulamak, deride izler bırakabilir. Bu sorun, böbrek ve karaciğerdeki sorunlardan veya yavaş çalışan tiroid bezlerinden kaynaklanabileceği gibi, vitamin eksikliği de ödemlere neden olabilir.

En İyi Doğal Ödem Söktürücüler Nelerdir?

Karpuz

Karpuz çok fazla su içerir, bu nedenle iyi bir ödem söktürücüdür. Aynı zamanda karpuz, likopen adı verilen ve vücudun serbest radikallerden korunmasını sağlayan antioksidanlar içerir. Karpuzun içerdiği bu aminoasitler damarları genişletir ve damarlarda sıvının daha kolay akmasını sağlar. Ayrıca dokularda kalan fazla sıvıyı çekerler. Karpuzun alkalileştirici ve arındırı özelliği vardır, ayrıca vücuda mineraller de sağlar. Bağırsakları temizler ve vücuttan toksinleri atmaya yardımcı olur.

Domates

Domatesin %90’ı sudur ve C vitamini, selenyum, bir çeşit A vitamini olan beta-karoten ve likopen gibi antioksidanlar içerir. Ayrıca kan damarlarını etkileyip su tutmaya ve iltihaplanmaya neden olan serbest radikallerden vücudu korur.

Salatalık

Salatalık çok fazla su içerdiğinden dolayı en iyi ödem söktürücülerden biridir. Salatalıktaki sülfür ve silikon, böbreklerden ürik asidi temizlemede yardımcı olur. Böylece vücuttaki ödem azalır. Ayrıca salatalık içindeki askorbik ve kafeik asit de ödem söktürmeye yardımcı olur. Ayrıca bir potasyum deposu olan salatalık, vücudu kramplardan korur.

Yaban Mersini Suyu

Yaban mersini yemek çok faydalı olsa da, yaban mersini suyunu sıkmak daha faydalıdır. İdrar yolları iltihaplarını giderici özelliği de olan yaban mersini, ödem söktürücü etkisiyle de bilinir. Ödem söktürürken potasyumu yok etmemesi de önemli bir özelliktir. Antibiyotik özelliğiyle idrar kesesini temizler ve sağlıklı tutmaya yarar. Diyabet problemi olan bireyler için de yaban mersini suyu iyi gelmektedir.

Havuç

Havuçta bulunan yüksek orada antioksidan, mineral ve vitaminler; bu sebzeyi ödem söktürücüler arasında popüler kılmaktadır. Ayrıca havuç, vücuttan toksinleri atmaya yarar, metabolizmayı hızlandırır ve göz kuruluğundan kaynaklanan görme sorunlarını azaltmaya yardımcı olur.

Patlıcan

Patlıcan yüksek miktarda su ve flavonoidler içerir ve bu sayede vücuttaki fazla suyu atmaya yardımcı olmakla kalmaz, kan dolaşımına da iyi gelir. Patlıcanı kaynatıp suyunu içmek ve çiğ patlıcak tüketmek de kilo kaybetmeye yardımcı olur.

Enginar

Enginar, içerdiği kafeik asit ve flavanoidler sayesinde böbrek fonksiyonlarını düzenler. İçindeki vitamin ve minareller ile ödemleri atmaya yardımcı da olur. İçindeki maddeler ile safra akışını hızlandırarak, ödem tutmayı azaltır.

Kereviz

Özellikle kereviz çekirdeği, idrar söktürücü ve arttırıcı özellikler taşırken, bu sebze ürik asit salgısını arttırır ve böylece vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olur. Kerevizde ayrıca bolca sodyum bulunur fakat yüksek potasyum oranı, sodyumun potansiyel etkilerini azaltır.

Üzüm

Üzümdeki bol su ve potasyum, onu iyi bir ödem atıcı yapar. İçindeki düşük sodyum oranı sayesinde, idrar yoluyla vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlar.

Kuşkonmaz

Kuşkonmaz içerdiği maddeler sayesinde hem düşük kalorili hem de içerdiği amino asitlerle güçlü bir ödem söktürücüdür. Romatizmal ağrıların giderilmesi ve adet öncesi su toplanması ile kireçlenmeyi önlemeye yardımcı olur. Ayrıca içerdiği bol miktarda lif ile, bağırsakları temizlemede de etkilidir.

Marul

Marul salataları tatlandırdığı gibi, içerdiği yüksek miktardaki su oranıyla boşaltıma da yardımcı olur. Marulun içindeki demir ve magnezyum, yağ hücrelerini boşaltmaya yarar.

Yeşil Çay

Yeşil çay, kilo kaybına yardımcı olur ve idrar ile yağ atılmasına yardımcı olur. İçerdiği kafeinden dolayı, günde dört bardaktan fazla yeşil çay içmek çok fazla önerilen bir durum değildir.

Yulaf

Yulaf, sağladığı yavaş salınan enerji ile ve içindeki silikon ile, doğal bir ödem söktürücüdür.

Maydonoz

Maydonoz, içindeki hafif miktardaki ödem söktürücü özellikler sayesinde, böbreklerden toksinleri temizlemeye yardımcı olur. Maydonoz, çiğ olarak tüketilebilir veya kıyılıp yenebilir.

Pancar

Pancar; böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını düzenler ve vücuttaki yağ depolarını temizleyen demiri vücuda sağlar.

Hangi tatlı kaç kalori?

Ramazan’da kan şekerinin yavaş yükselip yavaş düşmesini sağlayacak beslenme önerilerine dikkat edilmesi son derece önemli. Böylece ani tatlı krizlerinin önüne de geçmek mümkün olur. Bu nedenle beyaz ekmek, pirinç, makarna yerine iftar ve sahurda tam tahıllı ekmekler, esmer pirinç, bulgur, tam buğday makarnaların tercih edilmesi gerekir. Ramazan‘da özellikle şerbetli tatlıların tüketiminde ise çok dikkatli olunmalı. Şerbetli tatlılar sütlü ve meyveli tatlılara göre çok daha yüksek kalori içerir. Bir yandan da kan şekerinizi hızla yükseltip düşürerek tekrar canınızın istemesine neden olur ve böylece sizi bir kısır döngüye sokar. İşte canınız çok çekmedikçe kaçınmanız gereken, zira metabolizmanın en büyük düşmanı olan tatlılar…

Şerbetli tatlıların tüketimine dikkat!

Kemalpaşa
Şerbetli tatlılardan Kemalpaşa, en yüksek kaloriye sahip olmasıyla dikkat çeker. Kemalpaşa’nın bir porsiyonu yani 4 tanesi 476 kaloriye sahip. O nedenle tüketeceğiniz ölçüye dikkat etmelisiniz. Üzerine tarçın ekleyerek kan şekerinizin nispeten daha dengeli olmasını sağlayabilirsiniz.

Baklava
Bir porsiyon yani 200 gram (4 adet) baklavada 425 kalori bulunur. Bu kaloriyi yakmak için 30 dakika koşmanız gerekir.

Şekerpare
Şekerpare fazla şerbet içeren tatlılardan biri. İçerdiği şerbet sebebiyle bazı yörelerde “şerbetli kurabiye” olarak da bilinir. Bir porsiyon yani 150 gram şekerpare tüketmek ise 446 kalori almanıza neden olur. Bu nedenle şekerpareyi, tıpkı diğer şerbetli tatlılarda olduğu gibi porsiyon olarak değil, küçük bir adet şeklinde tüketmeye dikkat edin ve haftada bir kereyi aşmayın.

Lokma
Bir porsiyon yani 5 adet adet lokma 362 kalori. Üstelik yağda kızartılarak yapılıyor olması ayrıca kalp damar sağlığınız için de zararlı. Canınız çok çektiyse ayda iki kereyi aşmamak üzere bir iki tane tüketebilirsiniz. Lokmayı evde kendiniz hazırlayabilir, şerbetine şekeri az koyup üzerine tarçın ekleyerek tatlandırabilirsiniz.

Sütlü tatlılara tarçını ihmal etmeyin

Tatlı ihtiyacını mevsim meyveleriyle karşılamak en sağlıklısı. Ancak onda da ölçüye dikkat etmek, muz, incir, üzüm, kavun gibi glisemik indeksi yüksek meyvelerden günde sadece bir porsiyon ve aralarından sadece bir tanesini tüketmek gerekir. Meyveleri kabuğuyla tüketmeli zira kabuğuyla yenen meyveler içerdiği posa sayesinde kan şekerini dengeler. Meyve sularından ise uzak durulmalı zira meyve suları kan şekerinin ani düşmesine neden olur ve tatlı krizlerine davetiye çıkarır. Meyvelere toz tarçın eklemek, kan şekerini dengelemek için önemli. Ramazan’da şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlıları tercih ederek hem sağlıklı hem de damak tadınızı koruyabilirsiniz. Sütlü veya meyveli tatlılarınıza mutlaka tarçın ekleyin. Tarçın kan şekerini dengeleyen en önemli baharattır, hem sağlıklı hem lezzetlidir.

Ramazan’ın hafif tatlıları…

Ayva tatlısı
Ayva bağırsak sağlığı açısından faydalı bir meyve. Bir porsiyon ayva tatlısı 157 kalori içerir. Haftada bir kez 1 porsiyonu rahatlıkla tüketebilirsiniz.

Güllaç
Ramazan’ın geleneksel tatlısı güllaç, süt içeriğiyle de besin değeri yüksek ve sağlıklı bir tatlı. Bir porsiyonu yani yaklaşık 200 gramı 235 kalori olan güllaçın cevizlisi kalp ve damar hastalıkları açısından da faydalı. Omega 3 yağlarından zengin bir tatlı olan güllacı Ramazan’da iftardan sonra tüketebilirsiniz. Ancak 1 porsiyonu aşmayın.

Sütlacı soğuk tüketmeyin

Sütlaç
Sütlaç da sağlıklı tatlılar arasında yer alır ancak ölçüyü kaçırmamak gerekir. Bir kase sütlaç 299 kaloridir. Üzerine tarçın serpildiğinde, tarçının kan şekerini dengeleyici özelliğinden faydalanmak da mümkün olur. Sütlacı, gaz sorunu yaşamamak için çok soğuk yememek, dolaptan çıkardıktan sonra biraz bekleterek tüketmekte fayda var.

Kabak tatlısı
Yüksek demir içeriğinden bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğine dek birçok faydası olan kabak tatlısı üzerinde cevizle birlikte Ramazan’da ideal tatlılardan biri. Ancak şerbetine çok fazla şeker eklememek gerekir. Kabak tatlısını haftada 1 kere tüketebilirsiniz.

Kakaolu hurma toplar
Ramazan’ın vazgeçilmez lezzeti hurma besin değeri açısından oldukça yüksek. Oruç, glisemik etkisi yüksek ve kana karışımı hızlı olan hurma ile açıldığında gün boyu düşen kan şekerinin yükselmesi ve bağırsakların düzenli çalışması sağlanır. Hurmayı tatlı ihtiyacınızı gidermek için de tüketebilirsiniz. İki adet kakao ile ezilmiş hurma topları hem lezzetli hem de 145 kalori ile ideal bir tatlıdır.

Kadın ve erkek kalbinin 12 farkı

Kadın kalbi deyince hep hassaslığı ve kırılganlığı gelir akıllara. Ancak bu bilimsel olarak da kanıtlanmış bir gerçek. Üstelik kadınlarda kalbin damarları da daha ince, daha hassas ve büzüşmeye daha meyilli. Boyut olarak da birbirlerinden çok farklılar. Kadın kalbi erkeklere oranla daha küçük. Olası bir krize ise daha dayanıksız! Dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları her ne kadar ‘erkek hastalığı’ olarak nitelendirilse de 40 yaş üzeri kadınların yarısı kalp ve damar hastalıklarından hayatını kaybediyor. Kadın kalbi ile erkek kalbi arasında birçok fark bulunur. Bu farklılıkların kadın kalbine daha dikkatli yaklaşım gerektirir. Kadın ve erkek kalbi arasındaki 12 fark ve alınması gereken tedbirleri şöyle sıralayabliriz:

1. 60 gram daha küçük
Kadın kalbi erkeklere oranla daha küçüktür. Ortalama kadın kalbi 118 gram iken erkeklerde ağırlık 60 gram daha fazla.
2. Damarlar daha ince
Kadın kalbinin damarları daha incedir. Erkeklere oranla ortalama 1 mm daha ince olması damara müdahaleleri daha zorlu kılar.
3. Çarpıntı daha fazla
Kadınlarda kapak yapısı daha gevşektir. Kapak hastalığı ve buna bağlı oluşacak çarpıntı şikayetleri daha fazla.
4. Damarları daha hassas
Kadınlarda kalbin damarları daha hassas, büzüşmeye daha meyilli. İnce damarlarda gelişen geçici büzüşmeler tanısı zorlukla konulan kalp kaynaklı göğüs ağrılarına neden olur.
5. Hastalık zor bulgu veriyor
Kadın kalbindeki hastalık zor bulgu verir, sıklıkla EKG ve efor testleri normal saptanır. Klinik şüphe ve risk faktörleri göz önüne alınarak ileri testler yapılmalıdır.
6. Kriz sonrası daha dayanıksız
Kadın kalbi kriz sonrası hasara daha dayanıksız. Kalp krizi sonrası ölüm oranı erkeklere oranla daha yüksektir.
7. Tipik olmayan şikayetlere yol açıyor
Kadın kalbindeki hastalık sıklıkla tipik olmayan bulgular verir. Erkeklerde göğüs ağrısı ön planda iken, kadınlarda nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, şişkinlik hissi ön plana çıkabilir. Bu da tanı konusunda zorluklara yol açabilir.
8. Daha çok atıyor
Kadınların kalbi erkeklere göre daha çok atar. Örneğin günlük ortalama kalp hızı erkeklerde 70-72 iken, kadınlarda 78-82 arasında seyreder. Bu da çarpıntı ve nefes darlığı şikayetlerinin kadınlarda daha çok gözlenmesine yol açar.
9. Yan etkilere daha duyarlı
Kadın kalbi özellikle ilaç yan etkilerine karşı daha duyarlı. Ritim bozukluğu oluşma riski erkeklere göre daha fazladır.
10. Pıhtı oluşturmaya daha meyilli
Kadın kalbi pıhtı oluşturmaya erkeklere oranla daha meyilli. Doğum kontrol hapı kullanan ve sigara içen kadınlarda bu risk çok daha belirginleşir.
11. Damarları daha dirençli ama!
Kadın kalbinin damarları hastalığa daha dirençli. Erkeklerle karşılaştırıldığında damar hastalığı oluşum riskinde 10 yıllık fark bulunur. Ancak bu fark, menopozdan sonra kaybolur.
12. Testlerde saptanması daha zor
Kadın kalbini tutan damar hastalığı sıklıkla bir damarı daha çok etkiler. Bu da rahatsızlığın testlerde saptanmasını zorlaştırabilir.

İdeal kilonun korunması, hipertansiyon veya diyabet gibi mevcut hastalıkların tedavisinin ihmal edilmemesi, sigaradan uzak kalınması, düzenli egzersiz, Akdeniz diyeti ile sağlıklı beslenme ve stres ile mücadele narin kadın kalbinin sağlıklı kalmasını sağlar.

Kalbi korumanın 3 formülü

İnsan kalbi her şeyden etkileniyor. Örneğin heyecanlanınca, korkunca, sevinince hızlanıyor. Aynı zamanda koşunca da hızlanıyor. Küçükken geçirdiği başka hastalıklardan da etkileniyor, anne babasının kalp damar tıkanıklıklarından da. Ayrıca kalbin bir kısmı etkilenirse, diğer kısımları da bundan nasibini alabiliyor. Örneğin, damar tıkanıklığı olursa, ritim bozukluğu gelişebiliyor. Kapakta kaçak varsa, ritim bozukluğu oluşabiliyor. Özetle hassas bir organdır, kalp. Böylesine hassas ve yaşamsal bir organa da çok iyi bakmak gerekiyor. Kalbi korumanın 3 formülünü anlattı.

Mutlu olmak

Mutluluk kalbe en iyi gelen ilaç aslında. Mutluluk ne kadar fazla sürerse, kalbe o kadar iyi geliyor. Yani bir günlük değil, bir ömür boyu mutluluk kalbi koruyor. Yapılan çalışmalarda; mutlu olan insanlarda daha az damar tıkanıklığı ve daha az ritim bozukluğu olduğu ortaya konmuş. Örneğin, Amerika’da yapılan bir araştırmada, mutlu olmanın kalp damar tıkanıklığı riskini yüze 20 azalttığı gösterilmiş. Bunun nedeni ise mutlu olan insanlarda damar tıkanıklığı ve ritim bozukluğu riskini artıran adrenalin ile kortizol gibi stres hormonlarının daha az salgılanması. Ayrıca yapılan çalışmalarda mutlu olan insanların kalp için risk faktörü olan sigarayı daha az içtikleri ve daha çok spor yaptıkları gösterilmiş.

Spor yapmak

Spor yapmanın kalp damar tıkanıklığı, kalp kapak hastalığı ve ritim bozukluğuna iyi geldiğini gösteren yüzlerce çalışma var. Ancak doğru spor türleri tercih edildiğinde ve düzenli yapıldığında kalbe iyi geliyor. Spor; oksijenli ve oksijensiz olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Oksijenli sporlar; koşma, yüzme ve futbol gibi spor esnasında nefes nefese kalınan, hızlı hareketler ve çok tekrarlarla yapılan spor türlerini oluşturuyor. Bu sporları yaparken kalp çok hızlanıyor, solunum da buna paralel olarak hızını artırıyor. Solunum hızlanınca kan daha hızlı oksijenleniyor. Bu durum, kalp damarlarındaki kanın da daha fazla oksijenlenmesi anlamına geliyor. Kalbin oksijen desteğinin artması kalbi rahatlatıyor, bu da kalp krizlerini önlüyor.

Oksijenli spor düzenli olarak yapıldığında vücut günlük olarak daha fazla kalori yakmaya başlıyor. Fazla kalori yakmak da kandaki kolesterol miktarını düşürüyor. Bunun yanında zayıflama, tansiyon ve kan şekerinde iyileşmeyi sağlayarak kalp üzerine olumlu etki yapıyor. Ancak spor yaparken hızlı hareket etmek de çok önemli. Örneğin, 10 kilometre yürümektense 10 dakika koşmak kalbe çok daha iyi geliyor. Uzmanlar bu nedenle mümkünse her gün, değilse haftada 3 kez, 15 dakikalık koşu veya yüzmeyi öneriyorlar. Yürümek de kalbi koruyor elbette. Ancak vitrin gezer gibi yürümenin kalbe pek bir faydası olmuyor. Sanki bir yere yetişmeye çalışıyormuş gibi hızlı yürümek gerekiyor.

Sağlıklı beslenmek

Kalp damar tıkanıklığı riskini önlemek için en iyi yiyecekleri sebzeler oluşturuyor. Çünkü posası çok, kalorisi az ve yağsız oluyor. Etin de yağsız kısmı yenmesi gerekiyor. Kalp hastalıklarından korunmak için beyaz et, balık eti ve tavuğun göğüs eti öneriliyor. Sıvı yağlar, katı yağlara göre daha sağlıklı oluyor. Ancak yağ ne kadar az ise kalp o kadar fazla korunuyor. Katı yağlar, yani tereyağı, margarin ve kuyrukyağı, kalp damar tıkanıklığını artırıyor. Dolayısıyla bu tür yağlardan uzak durmak çok önemli.

Öfkeli yüzlere dikkat edenler, depresyonda olabilir

ABD’li bilim insanlarına göre, farklı yüz ifadeleri içinde en çok öfkeli olana dikkat etmek, depresyon göstergesi sayılıyor. Bu veri, dikkatin eğitilmesi gibi tedavilerin geliştirilmesi açısından anlamlı.

ABD’deki Binghamton Üniversitesi’nden bilim insanları, 60’ı daha önce depresyona yakalanmış 160 kadına, hiçbir ifadeye sahip olmayan, üzgün, mutlu ve öfkeli kişilere ait fotoğraflar gösterdi.  Katılımcıların göz hareketlerini inceleyen bilimciler, depresyon geçmişi bulunanların öfkeli kişilerin fotoğraflarına daha dikkatli baktığını saptadı. Dahası, öfkeli kişilerin fotoğraflarına daha uzun süre bakanların çoğunun 2 yıl içinde tekrar depresyona yakalandığı sonucuna varıldı.

DEPRESYON TEDAVİSİ DEĞİŞEBİLİR

Sonuçların bilgisayar programları ve oyunlarıyla “dikkatin eğitilmesi” gibi yeni tedavi yöntemlerine ışık tuttuğunu belirten araştırmacılar, bu yaklaşımın depresyonun geleneksel tedavisi yerine ya da onunla birlikte kullanılabileceğini vurguladı. Araştırmanın sonuçları “Clinical Psychological Science” dergisinde yayımlandı.