Hangi tatlı kaç kalori?

Ramazan’da kan şekerinin yavaş yükselip yavaş düşmesini sağlayacak beslenme önerilerine dikkat edilmesi son derece önemli. Böylece ani tatlı krizlerinin önüne de geçmek mümkün olur. Bu nedenle beyaz ekmek, pirinç, makarna yerine iftar ve sahurda tam tahıllı ekmekler, esmer pirinç, bulgur, tam buğday makarnaların tercih edilmesi gerekir. Ramazan‘da özellikle şerbetli tatlıların tüketiminde ise çok dikkatli olunmalı. Şerbetli tatlılar sütlü ve meyveli tatlılara göre çok daha yüksek kalori içerir. Bir yandan da kan şekerinizi hızla yükseltip düşürerek tekrar canınızın istemesine neden olur ve böylece sizi bir kısır döngüye sokar. İşte canınız çok çekmedikçe kaçınmanız gereken, zira metabolizmanın en büyük düşmanı olan tatlılar…

Şerbetli tatlıların tüketimine dikkat!

Kemalpaşa
Şerbetli tatlılardan Kemalpaşa, en yüksek kaloriye sahip olmasıyla dikkat çeker. Kemalpaşa’nın bir porsiyonu yani 4 tanesi 476 kaloriye sahip. O nedenle tüketeceğiniz ölçüye dikkat etmelisiniz. Üzerine tarçın ekleyerek kan şekerinizin nispeten daha dengeli olmasını sağlayabilirsiniz.

Baklava
Bir porsiyon yani 200 gram (4 adet) baklavada 425 kalori bulunur. Bu kaloriyi yakmak için 30 dakika koşmanız gerekir.

Şekerpare
Şekerpare fazla şerbet içeren tatlılardan biri. İçerdiği şerbet sebebiyle bazı yörelerde “şerbetli kurabiye” olarak da bilinir. Bir porsiyon yani 150 gram şekerpare tüketmek ise 446 kalori almanıza neden olur. Bu nedenle şekerpareyi, tıpkı diğer şerbetli tatlılarda olduğu gibi porsiyon olarak değil, küçük bir adet şeklinde tüketmeye dikkat edin ve haftada bir kereyi aşmayın.

Lokma
Bir porsiyon yani 5 adet adet lokma 362 kalori. Üstelik yağda kızartılarak yapılıyor olması ayrıca kalp damar sağlığınız için de zararlı. Canınız çok çektiyse ayda iki kereyi aşmamak üzere bir iki tane tüketebilirsiniz. Lokmayı evde kendiniz hazırlayabilir, şerbetine şekeri az koyup üzerine tarçın ekleyerek tatlandırabilirsiniz.

Sütlü tatlılara tarçını ihmal etmeyin

Tatlı ihtiyacını mevsim meyveleriyle karşılamak en sağlıklısı. Ancak onda da ölçüye dikkat etmek, muz, incir, üzüm, kavun gibi glisemik indeksi yüksek meyvelerden günde sadece bir porsiyon ve aralarından sadece bir tanesini tüketmek gerekir. Meyveleri kabuğuyla tüketmeli zira kabuğuyla yenen meyveler içerdiği posa sayesinde kan şekerini dengeler. Meyve sularından ise uzak durulmalı zira meyve suları kan şekerinin ani düşmesine neden olur ve tatlı krizlerine davetiye çıkarır. Meyvelere toz tarçın eklemek, kan şekerini dengelemek için önemli. Ramazan’da şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlıları tercih ederek hem sağlıklı hem de damak tadınızı koruyabilirsiniz. Sütlü veya meyveli tatlılarınıza mutlaka tarçın ekleyin. Tarçın kan şekerini dengeleyen en önemli baharattır, hem sağlıklı hem lezzetlidir.

Ramazan’ın hafif tatlıları…

Ayva tatlısı
Ayva bağırsak sağlığı açısından faydalı bir meyve. Bir porsiyon ayva tatlısı 157 kalori içerir. Haftada bir kez 1 porsiyonu rahatlıkla tüketebilirsiniz.

Güllaç
Ramazan’ın geleneksel tatlısı güllaç, süt içeriğiyle de besin değeri yüksek ve sağlıklı bir tatlı. Bir porsiyonu yani yaklaşık 200 gramı 235 kalori olan güllaçın cevizlisi kalp ve damar hastalıkları açısından da faydalı. Omega 3 yağlarından zengin bir tatlı olan güllacı Ramazan’da iftardan sonra tüketebilirsiniz. Ancak 1 porsiyonu aşmayın.

Sütlacı soğuk tüketmeyin

Sütlaç
Sütlaç da sağlıklı tatlılar arasında yer alır ancak ölçüyü kaçırmamak gerekir. Bir kase sütlaç 299 kaloridir. Üzerine tarçın serpildiğinde, tarçının kan şekerini dengeleyici özelliğinden faydalanmak da mümkün olur. Sütlacı, gaz sorunu yaşamamak için çok soğuk yememek, dolaptan çıkardıktan sonra biraz bekleterek tüketmekte fayda var.

Kabak tatlısı
Yüksek demir içeriğinden bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğine dek birçok faydası olan kabak tatlısı üzerinde cevizle birlikte Ramazan’da ideal tatlılardan biri. Ancak şerbetine çok fazla şeker eklememek gerekir. Kabak tatlısını haftada 1 kere tüketebilirsiniz.

Kakaolu hurma toplar
Ramazan’ın vazgeçilmez lezzeti hurma besin değeri açısından oldukça yüksek. Oruç, glisemik etkisi yüksek ve kana karışımı hızlı olan hurma ile açıldığında gün boyu düşen kan şekerinin yükselmesi ve bağırsakların düzenli çalışması sağlanır. Hurmayı tatlı ihtiyacınızı gidermek için de tüketebilirsiniz. İki adet kakao ile ezilmiş hurma topları hem lezzetli hem de 145 kalori ile ideal bir tatlıdır.

Reklamlar

Güllaç olmadan olmaz…

gullac  Hafif ve sütlü bir tatlı olması, ağır şeker ve şerbet içermemesi, uzun süre midede kalıp rahatsızlık vermemesi nedeni ile özellikle Ramazan aylarında tercih edilen güllaç, yaz ayları için de ideal bir tatlıdır.

Malzemeler

  • 10 yaprak güllaç
  • 1,5 litre süt
  • 2 bardak şeker
  • Tercihe göre 2 kaşık gülsuyu

Yapılışı:

  • Sütü tencerede ısıtın ve şekeri içine ekleyip iyice eritin. Sütü oda sıcaklığında ılınana kadar bekletin.
  • Güllaç yaparken en önemli püf noktası sütün oda sıcaklığına kadar bekletilmesi. Kaynar bir halde güllaç yapraklarının üzerine dökerseniz tatlınız hamur olur ve yaprak yaprak ayrılmaz.
  • Güllaç  yaprağını parlak kısımlar yukarı gelecek şekilde tepsiye dizin. Üzerine her yanını ıslatacak şekilde süt dökün. 5 yaprak güllacı da aynı şekilde ıslatarak serin. Kalan sütün 1 bardağının içine gül suyu ekleyip tatlının üzerine dökün. Tatlıyı buzdolabında bekletin.
  • Renk ve lezzet katmak için güllacınızı ufalanmış ceviz, fıstık, file badem ya da çilek, kiraz gibi mevsim meyveleri ile süsleyebilir, hatta yanına dondurma ya da ahududu, vişne gibi meyve püreleri de koyabilirsiniz.

Afiyet olsun…

2015’te Yeni Bir İşe Girmek İçin İhtiyacınız Olan 10 Yetkinlik

Her sene yeni fırsatlarıyla geliyor. Kimimiz yıllardır hayalini kurduğumuz şirkette çalışmaya başlayacak, kimimiz tırnağımızla kaza kaza geldiğimiz noktada, sonunda o terfiyi aldığımızı öğreneceğiz. Kimimiz yerinde sayacak, kimimiz beklenenden çok daha hızlı zıplayacak. Peki 2015’te gireceğiniz bir iş görüşmesini alabilmek için en çok hangi yetkinliklere ihtiyacınız olacak? Mülakatta sizi diğerlerinden farklılaştıran şeyler neler olacak?

Hangi yetkinliklerinize yatırım yapmalı, hangilerini ön plana çıkarmalısınız? İşte The National Association of Colleges and Employers kuruluşunun Ağustos’tan Ocak’a kadar şirketlerin departman ve insan kaynakları yöneticileriyle yaptığı detaylı bir araştırmaya göre, 2015’te bir işe yerleşmek için en çok ihtiyacınız olan 10 yetkinlik:

1. Takım Çalışmasına Entegre Olma:

Her şirketin, yeni çalışanlar dahil olmadan önce de devam eden ve sonuçlar üreten takımları var. Yeni adayların takımların yapısını bozmadan bu mevcut takımlara dahil olma yeteneği ön plana çıkacak. Şirketlerin istediği, yeni adayların ahengi bozmadan takıma eklemlenerek sinerji yaratmaya başlaması.

2. İnisiyatif Alarak Problem Çözme:

2015’te her şirket kendi küçük liderlerini oluşturma derdinde olacak. Yani inisiyatif alıp ilerleyen, işi sonuca bağlayan ve problem çözenler bu yetkinliklerinin karşılığını çok kolay alacaklar. 2015, pasif ve karar alamayan, adım atamayan çalışanların yılı olmayacak. (hangi yıl onların yılıydı ki zaten?)

3. Şirket içi / dışı İkili İletişim:

İkili iletişim konusunda güçlü adaylar her devrin istisnasız favorisiydi, 2015’te de aynısı olacak. Bu sefer sadece şirket içi iletişim değil, şirketin işine yarayabilecek dış kontaklarla da iletişim ön plana çıkacak.

4. Plan Yapma / Önceliklendirme:

Yoğun iş yükünün arasında işlerini önceliklendirerek planlayan ve önemliden önemsize hızla iş bitiren çalışanlar ön planda olacak.

5. Bilgiye Ulaşma / İşleme:

Bilgiye sadece ulaşmak değil, onu analiz edip, işleyip yorumlamak da önemli yetkinlikler arasında. Şirketlerin aradığı aday bilgiye nasıl ulaşacağını bilmeli ve onu şirketin faydasına olacak şekilde yorumlamalı.

6. Analiz Yeteneği:

Teknoloji geliştikçe şirketler sürekli data akan dev hub’lar haline geliyor. İşin kötüsü, bu datayı anlamlandıran yetkinliğe sahip çalışan çok az. 2015’te bu datayı analiz edebilen çalışanlar dikkatleri üzerine çekecekler.

7. Teknik Bilgi:

Beşeri yetkinlikler dışında teknik yetkinlikler de bir işin iyi yapılabilmesi için zaruri. İşinizin ihtiyacı olan, hatta daha fazla teknik bilgiye sahip olmanız yararınıza.

8. Bilgisayar Bilgisi: Bu basit anlamıyla Office programları değil, şirketinizin işine yarayacak güncel uygulamalar, programlar belki web yazılımları. Bu konuda hanenize hangi artıyı koyarsanız koyun, önünüz açık.

9. Satış Becerisi ve Diğerlerini Etkileme:

En alakasız departmanların bile, bir Üretim Elemanının bile her şeyden önce iyi bir satışçı olması gerekiyor. 2015 bunun gittikçe anlaşıldığı bir yıl olacak. İyi satış yapmanın temeli de diğerlerini etkileme becerisi olacak.

10. Raporlama Yapabilme:

Bir işe başladınız, geliştirdiniz ve bitirdiniz. Peki aldığınız dersler? Sonuçlar? Gelişim alanları? 2015, yaptığı işi raporlayabilen, çıktısı kağıda dökebilen ve dersler oluşturabilen kişiler için fırsatlarla dolu bir yıl olacak.

İşte, 2015’in sizin açınızdan başarılı geçmesi için sizde olması gereken yetkinlikler bunlar. Peki hangisi var, hangisini geliştireceksiniz?

Ramazan ayı fitre miktarı belli oldu

Din İşleri Yüksek Kurulu 2015 yılı fıtır sadakası miktarını belirlemek üzere 21/05/2015 tarihinde toplanmış ve müzakereler sonucunda, 2015 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2016 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar en düşük sadaka-i fıtır miktarını 11,50 TL. (Onbir Lira Elli Kuruş) olarak tespit etmiştir.

Belirlenen bu miktarın, “asgari miktar” olduğunun, sadaka-i fıtırda verilecek meblağ konusunda bir üst sınırın olmadığının hatırlatılması, bu konuda ideal olanın, herkesin kendi hayat standartlarına göre asgari günlük gıda harcamalarına denk düşecek bir meblağı vermesinin tavsiye edilmesi ve söz konusu meblağın, gıda gibi ayni olarak veya para şeklinde nakdi olarak ödenebileceği uygun görülmüştür.

Japonlar ‘uçan kaykay’ üretti

Japonların otomotiv devi Toyota’nın lüks arabası Lexus, ‘uçan kaykay’ üretti. Havada uçabilen kaykayın özellikle uçan araba projesi için bir adım olduğu belirtiliyor.

Lexus, ‘Amazing in Motion’ video serisinde üzerinde çalıştığı yeni teknolojik ürünleri tanıtmaya devam ediyor. Şirketin internet sitesine göre, ‘uçan kaykay’ sıvı azot, soğutmalı süper iletkenler ve mıknatıs kullanılarak yapılmış.

‘Uçan kaykay’ın bir Japon demiryolu şirketinin geçtiğimiz yıl ‘havada yükselebilen tren’ için kullandığı teknoloji ile yapıldığı belirtildi. Japonya’daki tren dünya hız rekoru kırmıştı. Japonlar tarafından üretilen ‘uçan kaykay’, henüz satışa çıkmadı.

Geçtiğimiz yıl, Toyota Teknik Yönetim Grubu Müdürü Hiroyoshi Yoshiki Bloomberg’e uçan araba üzerinde çalıştıklarını söylemişti.

Uçan araba projesinde, araç yola değmeden ve herhangi bir dirençle karşılaşmadan yol alması bekleniyor. Japonların yeni teknoloji ürünleri, 30 yıl önce gösterime giren ‘Geleceğe Dönüş’ filmindeki uçan araba ile kaykayı akıllara getirdi.

Lexus’un önümüzdeki günlerde projeleri ile ilgili daha fazla bilgi paylaşacağı belirtildi.

Video için :

Kadın girişimcilerin çoğu üniversite ve üzeri eğitimli, dörtte üçü de evli

ODTÜ ve Garanti Bankası iş birliğiyle hazırlanan Kadın Girişimciliği Araştırması sonuçlarına göre, nicel araştırma için Garanti Bankası müşterisi 304 kadın girişimciyle görüşüldü. Araştırmaya katılan kadın girişimcilerin yüzde 61’inin üniversite ve üzeri eğitimli, dörtte üçünün ise evli olduğu tespit edildi.

ODTÜ Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldız Ecevit’in koordinatörlüğünde yürütülen ve Garanti Bankası tarafından desteklenen “Kadın Girişimciler Araştırması”nın sonuçları açıklandı.

Burada yaptığı konuşmada Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere, araştırmanın kadın girişimcileri destekleyen mekanizmaların tanımlanması açısından değer taşıdığını söyledi.

Araştırmanın, kadın girişimcilerle ilgili proje geliştirilen bütün kurum ve kuruluşlara yol göstermesi temennisinde bulunan Karadere, şöyle devam etti.

“Garanti Bankası, kadınların potansiyelinden yararlanmak adına kadın girişimciliğini farklı bir segment olarak ele alan ilk özel banka oldu. Bu kapsamda 2006 yılında yola çıkarken yaptığımız araştırmalar kadınların en çok cesaret, finansman ve eğitim alanında eksiklik hissettiğini gösterdi. 2007’de KAGİDER ve Ekonomist Dergisi iş birliğiyle Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’na başladık. 2008 yılında KAGİDER ile başlattığımız ‘Kadın Girişimci Buluşmaları’ sayesinde 30 ilde 6 bin kadına ulaştık. 2012 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi ile kadın girişimcilerimize bir anlamda MBA benzeri eğitim veriyoruz.”

Karadere, geçen eylül ayında, kredi aşamasında kadın girişimcilere kefalet desteği sunmak amacıyla Kredi Garanti Fonu (KGF) ile özel bir protokol imzaladıklarını belirterek, bu çabalarının uluslararası platformlarda da takdir edilmeye başlandığını aktardı.

Çalışmalarının başta Birleşmiş Milletler olmak üzere prestijli kurumlar tarafından örnek gösterilmesinden, kadın konusunda “sicili çok da parlak olmayan Türkiye” açısından gurur duyduklarını belirten Karadere, mart ayında Birleşmiş Milletler tarafından New York’ta gerçekleştirilen “Kadının Güçlenmesi Prensipleri Yıllık Konferansı”nda özel sektörden Türkiye’yi temsil eden tek banka olarak yer aldıklarını hatırlattı.

“İş sahibi kadınlara veya hakim ortağı kadın olan firmalara 2.8 milyar TL finansman sağladık”

Nafiz Karadere, bugüne kadar iş sahibi kadınlara veya hakim ortağı kadın olan firmalara 2.8 milyar TL tutarında finansman sağladıklarının altını çizerek, kadın girişimci destek paketi kapsamında özel ödeme seçenekleriyle finans çözümleri sunmaya devam ettiklerini anlattı.

Karadere, Garanti Bankası’nın bugüne kadar kadın girişimciliğini teşvik etmek için yaptığı etkinlikler ve hayata geçirdiği özel programlarla kadınların güçlenmesi anlayışını benimseyen, onlara Pozitif ayrımcılık yapmayı hedefleyen banka olduğunu dile getirdi.

Kadınların kendi işlerini kurma yolunda güçlenmesinin, girişimciliğin desteklenmesinin en önemli gerekçesi olduğunu kabul ettiklerini belirten Karadere, şunları kaydetti:

“Ekonomik açıdan güçlenen kadınların politik arenada daha etkin olarak var olacağına inandık. Bu yola çıktığımızda yalnızdık. Aradan geçen 9 yılda bankamızın inançla sürdürdüğü çalışmaların başta özel sektörümüz olmak üzere bir çok kuruluşa ilham verdiğini gururla gördük. Kadın girişimcileri destekleyen kurum ve kuruluşların sayısının artmasından gurur duyuyoruz. Bizim gibi şirketlerin çabaları, kadınların ekonomiye katılmasını desteklemek için tek başına yeterli değildir. Kadın girişimciliğinin kamu, özel sektör ve sivil toplum tarafından eşit derecede sorumluluk üstelenerek desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bankamızın sürdürülebilirlik politikasının önemli parçası haline gelen çalışmalarımız aynı inanç ve heyecanla artarak devam edecek.”

Yıldız Ecevit ise Garanti Bankası ile çalışma nedenlerinin, kadın girişimciliği konusundaki yaklaşımlarına paralel bir uygulaması olmasından kaynaklandığını söyledi.

Kendi işini kurmak, sürdürmek ve bunun için mücadele vermenin kadınları güçlendireceğini vurgulayan Ecevit, girişimci kadınların kendi kararlarını alabilen, bunları hayata geçirebilen, kendilerini kişisel olarak geliştirmekle kalmayıp ailelerinin refahını da artıran kadınlar olduğunu belirtti.

Bu bağlamda kadın girişimciliğinin özendirilmesi, kurumsal teşvik ve destekler sağlanması gerektiğini aktaran Ecevit, Türkiye’de kadınların ücretli veya kendi hesabına ev dışında çalışmasını onaylayacak, toplumsal cinsiyet eşitliğini yeşertecek bir iklime ihtiyaç olduğunu söyledi.

Ecevit, araştırmanın amacının girişimci olmanın, kendi işini kurmanın kadınların güçlenmesine etkisini ortaya çıkarmak olduğunu aktardı. Kadın girişimci tanımının doğru yapılması gerektiğine işaret eden Ecevit, dünyada 4 çeşit yaklaşım olduğunu ancak bunların kadını ekonomik kalkınma, istihdamı artırma ve yoksulluğun giderilmesi gibi konularda aracı olarak gördüğünü ifade etti.

“Kadın girişimcilerin yüzde 56’sı kadın olmaktan kaynaklanan sorun yaşamıyor”

Araştırma sonuçlarını açıklayan Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlknur Yüksel Kaptanoğlu ise araştırmanın nicel araştırma bölümü için 15 ilden seçilen Garanti Bankası müşterisi 304 kadın girişimciyle, nitel bölümde ise 4 ilde, nicel araştırmaya dahil olmayan Garanti Bankası müşterisi 34 kadın girişimciyle görüşme yapıldığını söyledi.

Araştırmada, araştırmaya katılan kadın girişimcilerin yaşlarının 22 ile 68 arasında değiştiği, dörtte üçünün ise evli olduğu tespit edildi. Ayrıca, kadın girişimcilerin yüzde 56’sının kadın olmaktan kaynaklanan sorunlar yaşamadığı, geri kalanların ciddiye alınmama, küçümsenme, erkeklerle aynı ortamda çalışmalarının onaylanmaması ve cinsellikle ilgili imalarla karşılaşma gibi sorunlarının olduğu aktarıldı.

Kadın girişimcilerin yüzde 66’sı 40 yaşın üstünde olduğu, yüzde 87’sinin işlerini 35 yaşından sonra kurduğu tespit edildi. Yüzde 61’i üniversite ve üzeri eğitime sahip kadın girişimcilerinin eğitim düzeyi yükseldikçe, kendilerine güven ve cesaretlerinin arttığı görüldü. Kadın girişimcilerin yüzde 84’ünün ise kendi işini kurmadan önce başka işlerde deneyim kazandığı belirlendi.

Verilere göre, kadınların yüzde 31’i bağımsız kişiliğe sahip, kararlı, hırslı ve azimli olmayı önemsiyor. Yüzde 25’i kendine güvenmeyi, yüzde 24’ü işini severek yapmayı, çalışkan ve disiplinli olmayı değerli buluyor. Yüzde 9’u aileye karşı sorumlu olmayı, yüzde 7’si sosyal ilişkilerde başarılı olmayı, kendi işini kurmalarında etkili güçlü özellikler olarak tanımlıyor.

Kadın girişimcilerin yüzde 49’unun iş kurma aşamasında attığı ilk adımın, işyeri mekanı aramak ya da mevcut işyerini düzenlemek olduğu görüldü. Kadınların yüzde 71’i piyasada tanınmak, markalaşmak, hizmet ve ürün çeşidinin artması gibi nedenlerle işlerini büyütmeyi hedeflediğini, bunun için kendi birikimleri dışında bankalardan kredi ve KOSGEB’den destek aldıklarını dile getirdi.

Araştırma kapsamında kadın girişimciler, iş kurma kararlarının oluşumuna göre işini kendi isteğiyle kuranlar (yüzde 51), aile ve eş desteğiyle kuranlar (yüzde 31), fırsatlar ve ekonomik koşullar nedeniyle kuranlar (yüzde 18) olmak üzere 3 grupta ele alındı. Kadın girişimcilerin yüzde 59’unun işini kendi birikimine dayanarak, yüzde 24’ünün banka kredisiyle, yüzde 23’ünün eşinden, yüzde 19’unun ise ailesinden destek alarak sermaye oluşturduğu görüldü.

Araştırma, kadın girişimcilerin yüzde 82’sinin hizmet sektöründe faaliyet gösterdiğini, yüzde 40’ının işkolu olarak ticaret ve satış alanında yoğunlaştığını ortaya koydu. Kadınlar tarafından işletilen kuruluşların yüzde 75’inin 2000 ve sonrasında kurulması, bu dönemde yaygınlık kazanan kadın girişimciliğini teşvik edici politika ve uygulamaların önemini işaret etti. Kadınların yüzde 70’inin mikro işletme sahibi olduğu görüldü.

Kadın girişimcilerin dörtte üçünün evli olduğu tespit edildi. Büyük bölümünün, yoğun tempoyla erkek egemen bir ortamda çalışırken, aile ve iş arasındaki dengeyi kurmakta zorlandığı, bu nedenle evliliği veya çocuk sahibi olmayı ertelediği tespit edildi.

Kadınların yüzde 48’i çocuk bakımı, yüzde 31’i her şeye yetişememe ve yorgunluk sorunlarını dile getirdi. Girişimcilerin yüzde 11’i, halen iş ve aile dengesini kuramadığını söyledi. Bu dengeyi kurmak amacıyla ev işleri ve çocuk bakımı için ücretli destek isteyen kadın girişimcilerin yüzde 47, gönüllü destek bekleyenlerin ise yüzde 49’luk bir orana sahip olduğu görüldü.

Yunan adalarında vergi artıyor

Yunanistan’ın krizden çıkış için adalarda vergiyi artırma planı tatilcilerin kafasını karıştırdı. Uygun fiyatı nedeniyle tercih edilen adalarda KDV’nin yüzde 6.5’ten yüzde 13’e, restoran vergisinin de yüzde 13’den yüzde 23’e çıkarılması planlanıyor.

Uluslararası kreditörlerin Yunan hükümetinin sunduğu reform önerilerini kabul etmemesi, ülkeye giden tatilcileri de etkiliyor. Euro’dan çıkış tehdidi ve krizden çıkmak için başta Adalar olmak üzere artırılması planlanan vergiler ülkedeki turizmcileri de düşündürüyor.

Milliyet’ten Hanife Baş’ın haberine göre, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın euro’da kalabilmek için restoranlar ve adalara yönelik vergi artışı planı, uygun fiyatlı bir destinasyon haline gelen ülkedeki turizm hareketini de vurabilir. Borç içindeki Yunan hükümeti, özellikle Yunan adalarına yönelik özel vergi muafiyetlerinin terkedilmesini planladığını açıkladı. Bu da Mikonos ve Santorini gibi turistlerin gözde adalarında satın alınan eşya ve hizmetten daha fazla vergi alınması anlamına geliyor.

Yunanistan’a bu yıl 25 milyon turistin gitmesi ve bu yolla elde edilen gelirin ülke ekonomisine ciddi katkı yapması bekleniyor. Yunan adaları Türklerin de gözde destinasyonları arasında. Türkiye’den her yıl Yunanistan’a 900 bin kişi gidiyor. İngilizler de bu ülkede en çok tatil yapan gruplar arasında. Her yıl ülkeye 2 milyon turist gönderen İngilizler, olası yeni vergi kararlarından rahatsız. İngiliz gazeteleri, bu durumun turist sayısını azaltabileceğini belirtiyor.

KDV artışı planlanıyor

Yunanistan’ın Turizm Bakanlığı, KDV artışı konusunda henüz görüşmelerin sürdüğünü henüz artış yapılmadığını belirtti. Adalardaki yüzde 6.5 olan KDV’nin yüzde 13’e çıkarılması planlanıyor. Bu ve benzeri vergi artışları ülkedeki tatil maliyetini artıracak.

Yunan hükümeti, KDV artışı dahil diğer vergi artışları ve harcamaları kısmayı teklif olarak sundu. Buna göre bazı adalarda konaklama vergisindeki yüzde 30’luk indirim kaldırılarak vergi yüzde 6.5’den yüzde 13’e çıkarılacak. Plana göre, restoranlardaki yemek üzerindeki verginin de yüzde 13’den yüzde 23’e çıkarılması düşünülüyor.

Ülkedeki restoran sahipleri bu vergi artışının ‘ölüm öpücüğü’ olabileceği konusunda da uyarıda bulundu. Otelciler de vergide artışın turizmi öldüreceğini belirtti.

Tatilcinin kafası karışık

Bir Yunan gazetesine konuşan Restoran Zincirleri Birliği Başkanı Thanassis Papanikolau, “2011 yılında da benzer bir vergi artışı yapıldı. Yiyecekte verginin yüzde 13’den yüzde 23’e çıkarılması 4 bin 500 restoranın kapanmasına neden oldu. 40 bin kişi de işini kaybetti” dedi. Otelciler de vergide bir artışın milyonlarca turisti ve tur operatörünü daha ucuz destinasyonlara yönlendireceği konusunda uyarıda bulundu.

Henüz vergiler uygulamaya girmese de ülkede tatil yapmak isteyenlerin kafası karışmış durumda. Pek çok Avrupalı turist gibi Türkler de acaba ‘tatilimi iptal etmeli miyim’ diye düşünmeye başladı. Yunan Turizm Konfederasyonu’nun (SETE) Başkanı Andreas Andreadis, endişe etmek için bir neden olmadığını belirterek, tatilcilerin bir sorun yaşamayacağını söyledi.

‘1 milyon Türk gidiyor’

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy da, vergilerin henüz yürürlüğe girmediğine işaret ederek, şunları söyledi: “Türkiye’den her yıl Yunanistan’a 900 bin kişi gidiyor. Bu yıl 1 milyonu bulur. Yunanistan’dan Türkiye’ye gelen sayısı ise 800 bin. Türkiye’de kıyı bölgesi, Yunanistan’da ise adalar merak ediliyor. Vergiler artsa bile insanlar bu merakından vazgeçmez. Bu sezon hiç etkilenme yok, aksine talepte artış yaşanıyor. Şu anda ülkede 3 gece 4 günlük bir tatilin maliyeti 400-700 euro civarında.”

‘Talepte yüzde 15’lik artış var’

Prontotour Pazarlama Müdürü Sarp Özkar ise, Türkiye’den Yunan adalarına olan talebin her yıl yüzde 10-15 oranında arttığını belirterek, bu yıl da benzer bir artış beklediklerini söyledi. Özkar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yunan ekonomisinin iyi olmaması nedeniyle fiyatlar düştü. Yeme içme ve seyahat için tercih edilen bir nokta oldu. Ülkeye karayoluyla da gidenlerin sayısı artı. Şu anda talepte artış var. Bu kriz söylentileri Türk tatilcinin talebini etkilemedi. Aksine herkes pozitif. Vergiler daha uygulama konulmadı. Belki konulduktan sonra fiyatlar çok artarsa olumsuz etkilenebilir. O da gelecek sezonları bulur. Şu anda çok iyi satan bir destinasyon. Bu yıl da talepte yüzde 15’e varan bir artış bekliyoruz.”