Google’ın Doodle Yarışmasını 10 Yaşındaki Melissa Kazandı

Geçtiğimiz günlerde bahsettiğimiz Google Türkiye tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Harikaları” temalı doodle yarışması sonuçlandı. Yoğun ilgi gören yarışmada, yapılan halk oylaması sonucunda Ankara Gazi İlkokulu dördüncü sınıf öğrencisi Melissa Çağlar birinci oldu.

Google Türkiye, Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenen yarışmada bu yıl aynı zamanda bir rekora da imza atıldı. Mart ayı başından bu yana bir aylık sürede yarışmaya 50 binin üzerinde başvuru gerçekleşti. Jüri elemesi sonucunda birinci olan Melissa Çağlar’ın Türkiye’nin tarihi veya kültürel güzelliklerini anlatan doodle çalışması, Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında 18 Nisan’da  Google ana sayfasında yayınlanacak.

“Doodle 4 Google” adlı yarışmada 200 finalist jüri karşısına çıktı. Son elemede dereceye giren 10 öğrenci ve öğretmenleri Google’ın 7 inçlik tableti Nexus 7′yi almaya hak kazandı. Ayrıca yarışmayı birincilikle tamamlayan Çağlar’a da 10 bin TL’lik burs hakkı verildi.

Jürisinde Tan Sağtürk, Yalvaç Ural, Funda Kocabıyık, Doç. Dr. Ahmet Arı ve Hatice Ferhan Odabaşı gibi isimlerin yer aldığı yarışma öğrencilerin okullarına da ödül kazandırdı. Zira öğrencisi birinci olan Ankara Gazi İlkokulu yarışmadaki 15 bin TL’lik ödülün sahibi oldu.

Özellikler 7. ve 6. sınıf öğrencilerinin büyük ilgi gösterdiği doodle yarışmasında Türkiye harikası olarak Boğaz Köprüsü, Peri bacaları, Nemrut, Galata Kulesi, Mevlana, Van Kedisi ve Lale figürleri kullanıldı.Yarışmaya katılım sağlayan iller ise başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere, Adana, Antalya, Denizli, Bursa, Kocaeli, Manisa, Nevşehir, Muğla, Adapazarı ve Konya oldu.

2013’ün taraftar haritasında hangi sonuçlar çıktı?

bilyoner-taraftar-haritas-2013_1366187706
Bilyoner.com, dördüncü defa Türkiye’nin taraftar haritasını çıkardı. 81 ilde yaşayan Bilyoner.com üyelerinin tuttukları takımlar arasında yapılan değerlendirmeye göre; 43 ilde Galatasaray, 36 ilde Fenerbahçe, kalan 2 ilde ise Trabzonspor ve Eskişehirspor taraftarlarının yoğun etkisi hissedildi.

Bilyoner.com’un 2009 taraftar haritasından bu yana Galatasaray’ın bazı illerde taraftar üstünlüğünü kaybettiği görülürken, Fenerbahçe’de ise taraftar artışı dikkat çekti. 2009’dan beri Galatasaray’ın 8 ilde üstünlüğünü kaybettiği farkedildi, Fenerbahçe ise tam 7 ilde taraftar çoğunluğuna ulaştı.

2009 yılında Galatasaray, Eskişehir’de %34 oranında taraftara sahipken 2013 taraftar haritasında liderliği % 30’la Eskişehirspor’a kaptırmış durumda. 2009’da Galatasaray’ın en çok taraftar oranına sahip olduğu iller arasında yer alan Çorum, Kırıkkale, Gümüşhane, Isparta, Nevşehir, Manisa ve Kocaeli’de ise 2013 yılı itibariyle Fenerbahçeli taraftarların yoğun olduğu görülüyor.

Harita, şehirlerdeki Bilyoner.com üyesi taraftarların hangi takımları desteklediğini ortaya çıkartırken; ezeli rakiplerin ne kadar yakın taraftar sayısına sahip olduğunu da gösterdi. Elde edilen sonuçlara göre; Türkiye genelinde Galatasaray taraftarlarının oranı %36 iken, Fenerbahçe taraftarlarının oranın %35 olduğu görüldü. İki takımı Beşiktaş %19’la, Trabzonspor ise %4 ile takip etti. Diğer takımların toplam oranı ise %6’ya karşılık geldi.

Bilyoner.com’un taraftar haritasını ilk defa çizdiği 2009’dan bu yana Türkiye genelinde Galatasaray’ın 1 puanlık, Fenerbahçe’nin 2 puanlık taraftar kazandığı görülüyor. Geçen süre zarfında Beşiktaş’ın ise 1 puanlık bir taraftar kaybına uğradığı anlaşılıyor. 4 senelik zaman diliminde Trabzon’daki Trabzonspor taraftarlarının sayısındaki artış da göze çarpıyor. 2009’da bu oran %72 iken şimdi %79’a kadar çıktığı görülüyor.

Sonuçlara göre, İstanbul ve Ankara’da Fenerbahçe taraftarlarının büyük çoğunluğa sahip olduğu görüldü. Büyük şehirler arasında yer alan Bursa, İzmir ve Adana’da ise Galatasaray’ın üstünlüğü hissedildi.

İstanbul: %37 FB – %36 GS – %20 BJK
Ankara: %35 FB – %33 GS – %21 BJK
İzmir: %38 GS – %32 FB – %18 BJK
Bursa: %28 GS – %24 FB – %23 Bursaspor
Adana: %39 GS – %22 FB – %18 BJK

Bilyoner.com’un haritasında bir takımın en yüksek yüzde ile taraftara sahip olduğu il ise bu sene de değişmedi. Trabzonspor, Trabzon’da bordo-mavili taraftarların %79 ile çoğunlukta olduklarını gözler önüne serdi. Trabzonsporlu taraftarları %10’la Galatasaraylı, %5’le de Fenerbahçeli taraftarlar izledi.

Geçtiğimiz seneki gibi tüm şehirlerde birinciliğin büyük çoğunlukla Galatasaray ve Fenerbahçe arasında bölüşüldüğü, Beşiktaş’ın ise genellikle üçüncü sırada yer aldığı da dikkat çeken detaylardan.

4 büyükler dışında sonuçlarda kendine yer bulan takımlar Eskişehirspor, Sivasspor, Bursaspor, Adana Demirspor ve Karşıyaka olarak sıralandı. Eskişehirspor taraftarları %30 ile en çok kendi şehirlerinin takımını desteklediklerini gösterdi. Sivasspor ise Sivas’ta Fenerbahçe’nin %28’lik taraftar oranının ardından %27 ile ikinci sırada yer alarak sıralamada “ben de varım” dedi. En çok taraftar oranına sahip üçüncü takımın Bursa’da %23’le Bursaspor olması da dikkat çekti. Adana Demirspor ve Karşıyaka’nın ise kendi illerinde varlık gösteremediği görüldü.

Bunun dışında kendi ilinde ilk 3’e giren diğer takımlar Malatya’da %20 ile Malatyaspor, Gaziantep’te %15’le Gaziantepspor, Kayseri’de %15’le Kayserispor oldu.

Google Glass’ın teknik özellikleri belli oldu

Google, bir yıldan fazladır teknoloji dünyasının gündeminden düşmeyen en son teknoloji gözlükleri Google Glass’ın teknik özelliklerini duyurdu. 5 megapiksel kamerası bulunacak gözlük, 720p video kayıt yapabilecek ve 16 GB belleği bulunacak. Google, gözlüğü deneme hakkı kazanan ilk 2 bin kişiye kargonun yolladığını da açıkladı.

Google, hayata bakış açımızı değiştireceği öne sürülen artırılmış gerçeklik ürünü Google Glass’ın teknik özelliklerini sonunda açıkladı. ABD’li teknoloji devi, üretim hattındaki yerini aldığı belirtilen gözlüğün, 12 GB belleğe sahip olacağı, Google Drive bulut depolama hizmetine erişimi sayesinde bu rakamın 16 GB’a çıkarılabileceğini açıkladı.

1,500 dolardan satılacak olan Google Glass, 5 megapiksel kamerasıyla 720p video kayıt özelliği sunacak. Wi-Fi bağlantı özelliği bulunacak Google Glass’ın kablosuz bağlantı erişimi 802.11 B/G standardında, yani beklenenin altında bir hızda olacak.

GPS ve SMS özelliği de bulunacak gözlük, Android 4.0.3 (Ice Cream Sandwich) ve üstündeki işletim sistemlerini kullanacak.

CNET’in verdiği teknik bilgilerin genel görünümü ise şöyle:

– Burna oturan kısımla çerçeve her surata oturacak şekilde ayarlanabilecek,

– İki farklı ebatta ekstra burun ayarı seçeneği olacak,

– 2,5 metreden 63,5 cm genişliğinde HD formatında görüntüye eşdeğer ekran çözünürlüğü sunacak,

– 5 megapikel fotoğraf çekimi,

– 720 piksel video kayıt,

– Kemik iletimi teknolojisiyle ses aktarımı,

– Wi-Fi (802.11b/g) ve Bluetoothn bağlantı özellikleri,

– 12 GB kullanılabilir bellek, Google bulut erişimi ile 16 GB’a kadar yükseltme,

– Hangout (video konferans) ve video kayıt gibi özellikler betaryayı daha hızlı tüketecek içerikler olacak,

– Micro USB kablosu ve şarj aletiyle sunulacak. USB bağlantısı şarj aletiyle uyumlu olacağı için kaybedilmemesi önemli,

– Bluetooth özelliği olan her telefonla uyumlu olacak,

– MyGlass uygulaması Android 4.0.3 veya üstündeki işletim sistemlerini gerektirecek. Uygulama sayesinde GPS ve SMS kullanılabilecek.

PROTOTİPLER DAĞITILMAYA BAŞLANDI
Google, dün akşam Google Glass’ın özelliklerini duyurduğu gibi, geçtiğimiz yıl San Francisco kentinde düzenlenen I/O Developer konferansında gözlüğü denemek için başvuranlar arasından seçilen kişilere prototiplerin yollandığını açıkladı.

Toplamda 8 bin kişinin denemesi beklenen gözlük, ilk olarak 2 bin kişiye yollandı. Google, prototipleri deneyecek kişilere bir de mektup gönderdi. Mektupta, ‘Glass Explorer Edition’ kullanan ilk kişiler olacak kullanıcılara ‘başından beri bize inandığınız ve öncülerimiz olduğunuz için teşekkürler’ denildi.

Takım elbise dönemi yeniden mi başlıyor?

ABD serbest giyimden uzaklaşıyor. Kravat ve silindir şapkalar 50 yıl sonra yok mu olacak derken bir taraftan dev şirketler geleneksel giyime dönüyor. Öte yandan Türkiye’de okullardan kamuya giyimde serbestlik altında bir tünelde ilerliyoruz.

Sergio Marchionne, henüz kendisiyle tanışmayanlar için 2004 yılında göreve geldiği Fiat’ı iflastan kurtarıp 2006’da karlılığa geçiren, iki markanın ortaklığı sonrası devraldığı Chrysleri de iflastan kurtaran CEO diye tanıtabilirim.

Ben kendisini Steve Jobs’dan sonra diğer siyah süeterli olarak tanıdım- Steve Jobs dik yaka kazakların elçisiyse Marchionne’de yakasını iliklemeden giydiği gömlekleri ve siyah kazaklarıyla karşıma çıktı. İlginç söylemleriyle nevi şahsına münhasır bir yönetim tarzı benimsediği çok açıktı, başarıları hemen ardından geldi, Chyrsler’i de göreve gelişinden 2 yıl sonra, karlılık haberleri geldi. Kendisiyle ilgili çıkan hemen her haberde giyim tarzına değiniliyordu ve rivayete göre İtalyan Sergio Marchionne, Papa John Paul II ile görüştüğü günden bu yana bir daha takım elbiseli görülmemişti, ki bu 90’lara denk geliyor.

Takım elbise giymeyen CEO kavramı yeni birşey değil. Facebook ve Google CEO’ları basın karşısına sweetshirtle çıkarken 2004 yılında Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda da kravat takan işadamlarına, CEO’lara kesilen 5 Franklık ceza sonrasında UNICEF’e 10 bin Franklık katkı sağlanmıştı.Tony Blair halk önüne “düzgün” boyun bağıyla çıkmayan ilk İngiliz başbakanlarındandı, hemen ardından Başkan Obama, tüm zamanının neredeyse yarısı kravatsız gezerek yeni bir seviyeye taşıdı. Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Kılıçdaroğlu sıksık kravatsız görmeye alıştığımız isimler.

Ancak ilginç olan bunca yıllık serbest giyim taraftarı CEO, bu aybaşı itibariyle, Nisan 1 şakası gibi bir haberle hemen uygulamaya alınmak üzere bir yönetmelik yayınlayarak Chrysler’de tüm beyaz yakalı çalışanların gerçekten beyaz yakalı giyim kültürüne dönmelerini istedi. Erkek çalışan için takım ve kravat, kadın çalışan için ise yine etek ya da pantolonlu takım elbiseler zorunlu giyim olarak yönetmelikte yer alıyor.

Bugüne dek değil takım elbiseli, kravatlı dahi görülmemiş Marchionne kendisi ne yapacak acaba diye düşünebilirisiniz, benim de makaleyi okurken ilk aklıma gelen bu oldu. 60 yaşındaki patron çalışanlarına kendisinin de aynı kurallara uygun giyineceğini bildirmiş. ‘‘Fiat ve Chrysler de her günü Free Friday-Serbest Cuma tadında geçirdikten sonra iş yerinde yetişkin profesyoneller gibi giyinmenin zamanının geldiğine karar verdim’’ diyor. Firmada Cuma ve Cumartesi günleri yarı serbest olacak, daha net bir ifadeyle kadın ve erkek çalışanlar takım yerine uyumlu ceketlerden oluşan ‘Business Casual’ tanımında kıyafetler giyebilecekler, kravat takmaksa mecburi. Sadece Pazar günleri kravatlar çıkabilecek zira Marchionne’nin ekipleri genellikle haftasonları da çalışıyorlar. Yayınlanan yönetmelik sadece Chrysler’i değil Fiat’ı da ilgilendiriyor, orda da çalışanlar aynı kurallara uyacaklar.

BU ANİ DEĞİŞİKLİK NEDEN?
Motivasyon, performans, konfor gibi kavramların her geçen gün daha çok önem kazandığı iş dünyasında kravat hakkında görüşler ikiye bölünüyor. Bir kısım ‘kravat resmi ve güveni ifade ediyor derken kimisi de ‘kravat motivasyonu düşürüyor ve sıcak yaz günlerinde iş gücünü olumsuz etkiliyor ‘ diyor.

Chrysler’da yönetmelik değişikliğinin daha geleneksel ve resmi bir tavrı da geliştirmek üzere getirildiğini söylense de, bu kararın yeni Chrysler 300 modeliyle doğrudan ilişkili olduğunu iddia edenler de var. Bu kararın yeni Chyrsler 300 modeli için iç tasarımına adını verecek John Varvatos ile yapılan anlaşmanın ön koşulu olduğu iddia ediliyor. John Varvatos çok beğendiğim erkek markası olmanın yanında Bowery üzerindeki mağazası her New York ziyaretimde atlamadan uğradığım, aksesuarlarına bayıldığım, Perşembe akşamları yaptıkları Rock performanslarıyla cazip ziyaret noktalarından. Böyle bir anlaşmada kadın erkek tüm çalışanlara takım elbise ön koşulu koymasını ben pek tutarlı bulmadım.

Genel Merkez’de ne oluyor derseniz, kafalar karışık. Automobile Magazine’de yayınlanan haberde çalışan görüşleri yer alıyor. Tasarım işindeki mühendisler ne giyeceklerini bilmez haldeler, mühendislik, tasarım ve araba üretiminde kravat ve takım elbisenin ne alakası var diye sorguluyorlar. Siyah takımlarımla ne renk kravat takacağımı bilmiyorum serzenişlerinin yanında saat 5’ten sonra kravatları gevşetirsek acaba Marchionne’nin çatık kaşlarıyla karşılaşır mıyız diye merak edenlere yer verilmiş. Michigan’daki genel merkeze yakın bir mağazadaysa yönetmeliğin yayınından hemen sonra siyah kravat stokları erimiş. Kadın çalışanlar da kravat detaylarına değinerek biz de takmalı mıyız yorumlarıyla Woody Allen’ın Annie Hall filmine göndermeler yapılmış.

Aykırı çıkışlarına alışılan Marchionne’den beklediğim bir açıklama değil bu. Açıklamayı duyduğum 1 Nisan’dan bu yana Beyaz Saray bile şaka yapmışken acaba bu da şaka mıdır diye düşünmüyor değilim ama bugüne dek aksi bir açıklama gündeme gelmedi. Geleneksel pek çok uygulamaya karşı çıkan nevi şahsına münhasır yönetim ve iletişim stiliyle nam salan CEO niye kravat takmadığı sorulduğunda böyel rahatım diyordu, Chrysler’de ilk icraati ofisini gökdelenin çatı katından mühendislik katı olan 4. kata indirip, sekreterleri ile iletişim kuran yöneticilerini de direkt iletişime yönlendirmekken bu hareketiyle neden mesafeli ve geleneksel bir yöntemi seçti, merak ediyorum. Bir yandan bunu bir yandan da takım elbiseli fotoğraflarını…

Bu konu doğrudur ya da yanlıştır görüş belirtmeden önce, Chrysler dinamiklerine daha yakından bakmayı tercih ederim. Artık sadece müzelerde görebildiğimiz uzun silindir şapkalar gibi kravatlar da 50 yıl sonra tarih olacak mı diye düşünürken, iş dünyasında kravat takılmasının finans, hukuk, kamu gibi geleneksel alanlarda hizmet kalitesine bir katkı sağladığına inanıyorum. Sadece kravat detayında değil herhangi bir kıyafet kodu belirlenirken sektörel ayrımlar kadar firmanın faaliyette bulunduğu bölge, iklim, çalışma koşulları, çalışanın müşteri ve tüketiciyle iletişim sıklığı, bu süreçlerde sergilemesi beklenen duruş ayrımları da belirlenmeli. Ben yazımı yazarken bizden gelen haber güzel: Az önce meclis iç tüzük 56. Madde düzeltilerek kadın milletvekiline pantolonlu takım serbestliği de getirildi.Gereksiz bir tartışma konusu ortadan kalktı.

Önce Yahoo CEO’su evden çalışanları ofise çağırdı sonra da bu haberle Chrysler’de geleneksel giyime dönüş: Amerika’da birşeyler oluyor. Ne dersiniz? Düşünmeye değer.

SUNA KABADAYI KİMDİR?
1997’de Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Politika bölümünden mezun olan Suna Kabadayı; 2004’de Conselle Institute of Image Management, İmaj Yönetimi eğitim programı ve 2005’de Science and Art of Color’da Kişisel Renk Analizi programına katıldı ve aynı yıl kendi firması Sekizincirenk’i kurarak imaj danışmanlığı yapmaya başladı. 2012 yılında New York Üniversitesi Yönetici Koçluğu programına katılan Kabadayı, çalışmalarını imaj danışmanlığı ve imaj koçluğu olarak tekrar yapılandırdı.

2006’da Uluslararası İmaj Danışmanları Derneği (AICI, Association of Image Consultants International) sertifikalı üyesi olan Kabadayı, 2011’den bu yana derneğin Türkiye Global Elçilik görevini de sürdürmektedir.

Suna KABADAYI
ntvmsnbc

Organik Sunrider artık Türkiye’de

Dr. Tei-Fu Chen- Dr.Oi-Lin ChenDünya çapında tanınmış bir bitki bilimci ve eczacı olan Dr. Tei–Fu Chen ve tıp doktoru eşi Dr. Oi-Lin Chen tarafından kurulan wellness ve güzellik şirketi Sunrider, 50 ülkeden sonra Türkiye’ye geldi. Açılış nedeniyle ülkemize gelen Dr. Tei–Fu Chen, toplantıya katılan basın mensupları ve bloggerlara güzellik ve sağlık önerilerinde bulundu.

Özellikle fazla kiloya değinen Dr. Tei–Fu Chen, önemli olanın yenilen yemek ve hareket olduğunu bir daha vurguladı. Yağın vücut için zararlı olduğunu da vurgulayan Dr. Tei–Fu Chen, ayrıca aloe veranın cilde iyi geldiğini, ancak sadece dış beslenmede kullanılması gerektiğini söyledi:
“Aloe Vera cilt için çok etkilidir. Beslenmede düzenli kullanmak ise bağırsakların tembelleşmesine ve dolayısı ile tuvalete çıkmak için onu sürekli içmeye bağımlı hale gelinmesine neden olabilir.”

Ginkgo bilobaya da değinen Dr. Tei–Fu Chen, Çin’de bu bitkinin meyvesinden yararlanıldığını, ancak Avrupa’da yapraklarının kullanıldığını, oysa ki bunun çok zehirli olduğunu ifade etti. Ginkgo bilobanın damarları genişletmesi ve kan akışını rahatlatması nedeniyle, beyne daha fazla oksijen taşıdığını bu nedenle de Alzheimer için önerildiğini belirten Dr. Tei–Fu Chen, oysaki çok dikkatli olmak gerektiğinin altını çizdi:
“Ginkgo biloba, damarları genişlettiği gibi, damarlardan kanın sızmasına da neden olabilir. Bu da kanamaya neden olur. Hatta Aspirin gibi kan sulandırıcı etkisi nedeniyle, kaza durumunda kanamanın durmamasına sebep olabilir.”

Sunrider’ın 500 yıllık Çin gelenekleri ile modern teknolojiyi birleştirerek ürün geliştirdiklerini ifade eden Dr. Tei–Fu Chen, ürünlerinin tamamen doğal ve kendi bahçelerinde yetiştirilen bitkiler ile üretildiğini vurguladı.

WELLNESS VE GÜZELLİK LİDERİ SUNRIDER®, ARTIK TÜRKİYE’DE!

1982 yılında Dr. Tei-Fu Chen’in evinin bodrum katında ürettiği tek ürünü SunBreeze® Yağı ile hayata başlayan Sunrider®, Türkiye’de. Bugün 50’yi aşkın ülke ve bölgede, 400’den fazla bitkisel gıda, içecek, gıda takviyesi, cilt bakımı ve kozmetik ürünü üreten ve dağıtan wellness ve güzellik şirketi, sektöründe global bir lider. Sunrider®, üretimini, dünya çapında sahip olduğu toplam 186 dönümbüyüklüğünde en son teknolojinin kullanıldığı 10 üretim tesislerinde gerçekleştiriyor. Sayısız ödüllere sahip ürünlerinin araştırma, geliştirme ve üretim süreçleri; en üst düzey kalite kontrol koşullarının uygulandığı, her adımın çevre dostu prodesürlerle korunduğu, en ileri teknoloji donanımına sahip Torrance Kaliforniya’daki üretim tesisinde yapılıyor.

Bağımsız İş Girişimciliği Fırsatı
Doğrudan satış modeli çerçevesinde yapılandırılan Sunrider®, kaliteli ürünleri ve güçlü iş planıyla Bağımsız İş Girişimciliği (IBO) fırsatı da yaratıyor. Bu sisteme 18 yaşını dolduran herkes ücretsiz kayıt olabiliyor.

Rejenerasyon Felsefesi
Dünya çapında tanınan bir bitki bilimci olan Dr. Chen, sağlıklı bir beden ve ideal güzellik için için tüm Sunrider® ürünlerinin temelini oluşturan Rejenerasyon Felsefesi ile hareket ediyor. Bu felsefenin önderliğinde, ister anti-aging bir cilt kremi olsun, ister bir gıda takviyesi ürünü olsun tüm ürünler, kimyasal yapıdan uzak, gıda kimliğinde vücudu besleyerek (yin) ve temizlemeyerek (yang) dengelemeyeyönelik olarak geliştiriliyor.

Yin ve Yang dengesini esas alan Çin yaklaşımı Rejenerasyon Felsefesine göre; endokrin, sindirim, solunum, dolaşım ve savunma sistemleri vücudun dengesini sağlıyor. Yin’in veya Yang’ın daha yüksek seviyede olması, vücudun dengesini etkiliyor. İnsan vücudunun daha sağlıklı olması için de bu 5 sisteminde aynı anda dengeli çalışması gerekiyor.

BİLGİ NOTU:
Kurucuları hakkında

Dr. Tei-Fu Chen, farklı bir ülkede doğmuş olmasına rağmen, kurduğu başarılı iş ile “Amerikan Rüyası” kucaklayan, dünya çapında tanınan bir bitki bilimcidir. Küçük yaşlardayken, büyük babasından sağlıklı bir beden için hangi bitkileri yemesi gerektiğini öğrenen Dr. Chen, devamında Kaohsiung Medical College’da bitkiler üzerine eğitim alarak ezcacılık eğitimini tamamladı.

Üniversite yıllarında, bir tıp doktoru olan Dr. Oi-Lin Chen ile evlenen Dr. Tei-Fu Chen, eşiyle birlikte Amerika’ya göç etti; uzun bir süre geçim sıkıntısı nedeniyle aynı anda birçok işte birden çalışmak zorunda kaldı. Dr. Chen, 1982 yılında farklı bir firma için yaptığı araştırma ve geliştirme çalışmalarının devamında, bu firmayı satın alarak Sunrider® şirketini kurdu.

Eczacılık diplomasına sahip bitki bilimci Dr. Tei-Fu Chen ve tıp doktoru eşi Dr. Oi-Lin Chen, bugün 50’yi aşkın ülkede faaliyet gösteren Sunrider® International’da aynı tutku ve bağlılıkla çalışmalarını sürdürüyor.Dr. Oi-Lin Chen, halenSunrider® International’ın Başkanlığı’nı yürütüyor.

Sunrider® hakkında
Kurulduğu 1982 yılından günümüze büyüyen Sunrider®, bugün dünya çapında doğrudan satış, franchising, şirket mağazası, üretim ve lüks otel işletmeciliği dahil birçok alanda faaliyet göstermektedir. Sunrider® bugün, dünya çapında önemli perakende merkezlerinde şirket tarafından yönetilmekte olan 16 mağazaya sahiptir.

2006 yılında Dr. Chen, Pekin ve Taipei’de Sunworld™ Dynasty Hotel Group adı altında dünya standartlarına üç otel açan şirket; ayrıca kendi adıyla bir botanik bahçesine de sahiptir.
Sunrider® Botanik Bahçesi, 100’ün üzerinde bitkinin yetiştirildiği ve optimum hasat için gerekli incelemelerin yapıldığı canlı bir laboratuardır.

“Yeni gezegen bulunamazsa insanlık yok olacak”

Ünlü astrofizikçi Stephen Hawking, “Yeni bir gezegen bulunamazsa insan ırkı bin yıl ayakta kalamaz” dedi.

Yaşamını evrenin gizemini çözmeye adayan ünlü İngiliz astrofizikçi Stephen Hawking, insanoğlunun geleceği için uzay araştırmalarının sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Los Angeles’taki Cedars-Sinai Tıp Merkezi’nde yer alan bir kök hücre laboratuvarını ziyaret eden 71 yaşındaki Hawking, yaşayacak yeni bir gezegen bulamaması durumunda insan ırkının bin yıl daha ayakta kalmasının mümkün olamayacağını ileri sürdü.

Evrenin kökenleri ve kara deliklerle ilgili kitaplarıyla dünya çapında tanınan Hawking, “eğer evrenin nasıl işlediğini anlayabilirsek, o zaman kontrol etmenin de bir yolunu bulabiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

Hastalığıyla ilgili bir soru üzerine ise Hawking, “hayat ne kadar zor görünürse görünsün, her zaman yapabileceğiniz bir şey vardır” ifadesini kullandı.

Cambridge Üniversitesi’nde öğrenciyken yakalandığı motor nöron hastalığı Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) nedeniyle hareket edemeyen ve konuşamayan Hawking, iletişim kurabilmek için için bilgisayar teknolojilerinden yararlanıyor.

Hawking’in “Zamanın Kısa Tarihi” adlı kitabı, dünya genelinde 10 milyondan fazla satmıştı. ALS, beyin ile omurilikte bulunan ve kasları kontrol eden sinir hücrelerine zarar veriyor.

Henüz tedavisi bulunmayan ALS’ye yakalanan hastaların sadece çok küçük bir kısmı, 10 yıldan uzun süre yaşıyor.

Mirande Kerr artık ‘melek’ değil

Ünlü iç giyim markası Victoria’s Secret’in ‘melek’ modeli Mirande Kerr’in kontratı yenilenmedi.

Kerr, 1 milyon dolara anlaşarak 3 yıl boyunca firmanın yüzü olmuştu. Ünlü modelin satışlara katkısının olmadığı iddia edildi. Diğer ‘melekler’ Alessandra Ambrosio, Candice Swanepoel ve Adriana Lima’nın marka için daha etkili olduğu düşünülüyor.

People dergisine konuşan bir başka kişi ise, Miranda Kerrr’in sektörde diva olarak kabul edildiğini ancak çekimlere ve şovlara hep geç kaldığını ve model arkadaşlarına soğuk davrandığını söyledi.

Miranda Kerr, bu sene içindeki katolog ve şovlara katılacak ancak daha sonra kanatlarına veda edecek.