‘Dünya muhtemelen yok olmayacak’

Antik Maya uygarlığının 144 bin gün içeren Haab takvimi 21 Aralık 2012’de sona eriyor. İnsanlık, yıllardır takvimin sonunu Dünya’nın sonuyla ilişkilendiren kehanetlerde bulunuyor. Binlerce yıldan beri devam eden yok oluş kehanetleri etkisini hala sürdürürken, NASA bu konu hakkında bir açıklama yapma gereğini duydu: Dünya muhtemelen yok olmayacak.

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), sayılı günler kalan ‘Maya kehanetini’ hakkında açıklama yaptı. 3600 yılda bir Güneş Sistemi’ne girdiği öne sürülen dev Marduk gezegeninin 21 Aralık’ta belireceği ve etkisiyle Dünya’yı yok edeceğinden, efsanevi Atlantis’i ve Mu kıtalarını yeryüzünden silen tufanların kopacağına kadar birçok kehanet üretiliyor.

Hal böyle olunca, Dünya’yı yok edebilecek dev kozmik cisimleri ve yeryüzünde felaketlere yol açabilecek değişimleri yakından takip eden NASA, açıklama yapma gereği duydu. Google + üzerinden Çarşamba günü Hangout (video konferans) gerçekleştiren NASA’da astrobiyolojist olan David Morrison, basına mensuplarına “endişelenecek bir şey olmadığını” söyledi. Morrison, 21 Aralık 2012’de Dünya’nın sonunun geleceğine dair inanışının ‘insanlar tarafından üretilen bir fantazi’ olduğunu ifade etti.

“KORKAN ÇOK KİŞİ VAR”
NASA, geçmişte de Maya kehaneti hakkında açıklamada bulunmuş ve Dünya’nın sonunun gelmeyeceğini belirtmişti. Morrison, dün yaptığı açıklamada, her ne kadar kıyamet kopmayacağını belirtseler de, kendisine çok sayıda endişe dolu mektup ve e-posta geldiğini söyledi.

Morrison, “21 Aralık’ta kıyametin kopacağı düşüncesi bazıları için şaka, bazıları için de bir efsane. Ancak endişeli olan büyük bir kitle var. Bana kalırsa internette insanları korkutacak yorumlarda bulunmak çok kötü bir davranış” dedi.

NASA, endişeli insanları bilgilendirmek için Dünya’ın 21 Aralık’ta ‘muhtemelen’ sona ermeyeceğine yönelik bir sayfa bile hazırladı. http://www.nasa.gov/topics/earth/features/2012.html bağlantısından ulaşılan sayfada, Dünya’nın neden yok olmayacağını anlatan soru-cevaplar bulunuyor.

Bunlardan bir tanesi, 65 milyon yıl önce dinozorları yeryüzünden silen meteor çarpmasının bir benzerinin yaşanıp yaşanmayacağı. NASA, böyle bir tehdit bulunmadığını belirtti.

Bir NASA bilim insanı ise Maya takvimini bir kenara koyarak, en büyük tehdidin insanlığın kendisi olduğunu belirtti. NASA’nın Alabama eyaletindeki Marshall Uzay Uçuş Merkezi’nden Mitzi Adams, “Dünya’ya 2012 ve sonrasından itibaren en büyük tehdit insanlığın kendisi olacak” dedi.

Peynir cipsten daha tuzlu

İngiliz uzmanlar, peynirdeki yüksek tuz oranının, kalp krizine ve erken ölümlere neden olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamaya göre, günlük beslenmede önemli yer tutan peynirdeki tuz oranı cipsten daha yüksek.

Tuz tüketimi üzerine çalışmalar yürüten Consensus Action on Salt and Health (CASH), cheddar peynirinin cipsten tuzlu olduğunu, hellim ve feta gibi peynirlerdeki tuz oranının deniz suyundan yüksek olduğunu açıkladı.

CASH, aileleri daha az peynir tüketmeye, İngiliz hükümetini ise bu konuda adım atmaya çağırdı.

Doymuş yağ oranı da yüksek olan peynir çeşitlerinden rokforun 30 gramında 1 gram, hellimin ise 0.81 gram tuz bulunuyor. Deniz suyunun tuz oranı ise hepsinden düşük kalıyor. Deniz suyunun 30 gramında 0.75 gram tuz bulunuyor. Cips türü ürünlerin 20 gramında ise yaklaşık 0.56 gram tuz bulunuyor.

Doktorlar, tuzun, yüksek tansiyona neden olduğunu, kalp krizi ve erken ölüm riskini artırdığını dile getiriyor.

Kardiolog Doktor Graham MacGregor, “Peynir tüketimini azaltmak ya da az tuzlu peynir tercih etmek gerekiyor. Günde 1 gram az tuz tüketilmesi kalp krizi geçirme riskini düşürür” dedi.

New York’ta cinayetsiz gün sevinci

Temmuz ayında cinayetlerin rekor sayıya ulaştığı New York’ta ilk kez bir gün boyunca şiddet içeren suç işlenmedi.

New York’un yakın tarihinde ilk kez bir gün boyunca şiddet içeren suç işlenmedi. Kentin emniyet müdürlüğü sözcüsü, Pazartesi günü tek bir cinayet, adam vurma, bıçaklama ya da şiddet içeren suç şikayeti gelmediğini açıkladı.

Kentte Temmuz ayında cinayetler rekor sayıya ulaşmış, hatta bir bulvar gazetesi ‘kanlı yaz’ tanımını kullanmıştı.

Ancak genel olarak cinayet oranları 1960’lardan beri en düşük seviyeye inme yolunda. Fakat cinayet oranları düşerken, genel suç vakaları yüzde 3 arttı.

Özellikle akıllı telefonlara olan ‘talep’ yüzünden hırsızlık vakalarında artış olduğu belirtiliyor.

‘DURDUR VE ARA’
Buna karşılık cinayetler geçen yıla göre yüzde 23 azalarak son 50 yılın en düşük seviyesine indi.

8 milyon nüfuslu New York’ta bu yıl 366 cinayet işlendi. 2.7 milyon nüfuslu Chicago’da 462 kişi öldürüldü.

ABD’deki diğer kentlerle karşılaştırılınca da kişi başına cinayet oranlarının New York’ta çok düşük olduğu göze çarpıyor.

Bazıları bunu New York Emniyeti’nin yoğun kampanyasına, özellikle de çok sayıda ruhsatsız silah ele geçirilmesini sağlayan ‘Durdur ve Ara’ politikasına bağlıyor.

Uzay’ın en büyük karadeliği bulundu

Gök bilimciler, Dünya’dan yaklaşık 250 milyon ışık yılı uzaklıktaki küçük bir galakside bugüne kadar keşfedilen en büyük karadeliği buldu. Dev karadeliğin kütlesi, Güneş’in 17 milyar katına eşit.

Astronomi tarihindeki en büyük keşiflerden birine imza atan gök bilimciler, Dünya’dan çok uzaklardaki NGC 1277 galaksisinde Güneş’in kütlesinin 17 milyar katına denk gelen bir dev karadelik keşfetti. Normalde karadeliklerin bulundukları galaksilerin yoğunluğunun yüzde 0.1’ini kapsadıkları bilinirken, yeni keşfedilen dev kara delik NGC 1277’nin yoğunluğunun yüzde 14’ünü oluşturuyor.

Space.com’a açıklama yapan ABD’nin Texas eyaletindeki Austin Üniversitesi’nden Karl Gebhardt, “NGC 1277 gerçekten çok tuhaf bir galaksi… Neredeyse tamamı dev bir karadelikten oluşuyor. Galaksi-karadelik sistemlerinde bir ilk keşfedilmiş olabilir” dedi.

Dev karadeliğin genişliği, Neptün’ün Güneş’in etrafındaki yörünge hareketinde dolandığı alanın neredeyse 11 katı. Dev karadeliğin yoğunluğu o kadar büyük ki, Remco van den Bosch’un başını çektiği araştırma ekibi, yeni sunulan araştırmanın sonuçlarının doğruluğunu teyit etmek için bir yıl süren değerlendirmeler yaptı.

Space.com’a konuşan Almanya’nın Max Planck Astronomi Enstitüsü’nden van den Bosch, “Dev karadeliğin yoğunluğunu ilk hesapladığımda, bir şeyleri yanlış yapmış olduğumu zannettim. Aynı cihazlarla aynı ölçümü tekrar yaptık, ardından farklı cihazlarla tekrarladık… Ardından, ‘bir şeyler oluyor’ diye düşündüm” dedi.

BİLİNEN TEORİYE KARŞI GELİYOR
Gök biilimciler, yapılan keşifle, karadeliklerin galaksilerin merkezinde nasıl evrim geçirdiğine yönelik yeni bilgiler elde edebileceklerini ifade etti.

Bilim insanları tarafından kabul edilen genel görüş, galaksilerin merkez bölgesinin, içinde yer alan karadeliklerle ilişkili olduğu. Ancak NGC 1277 galaksisinde bugüne kadar hiç rastlanmamış bir merkez-karadelik oranı bulunması, her zaman kabul edilen görüşü de sarsacak gibi görünüyor.

NGC 1277’nin kara deliği, sahip olduğu özellikle NGC 4486B galaksisinde keşfedilen karadeliğe de rakip olmayı başardı. NGC 4486B’deki karadeliğin, galaksinin yoğunluğunun yüzde 11’ini oluşturduğuna inanılırken, galaksinin merkezindeki gazların yüzde 59’unu kapsadığı düşünülüyor. Dev karadeliğin kütlesi ise 6-37 milyar Güneş kadar.

BEŞ TANE DAHA KEŞFEDİLDİ
Alman gök bilinmci van den Bosch ve ekibi, NGC 1277 yakınlarında dev karadeliklere sahip beş galaksi daha keşfetti. Van den Bosch, “Uzay2da her zaman bir tuhaflıkla karşılaşmayı umabilirsiniz… Şu an karşımızda bunlardan altı tane var… Böyle keşiflerde bulunmayı düşünmüyorduk çünkü karadeliklerin ve galaksilerin birbirlerini etkilemediğine inanıyorduk” dedi.

Van den Bosch, Nature dergisinde yayımlanan araştırmalarında, “en büyük karadeliği, dev karadelikleri keşfetmek için yaptıkları incelemelerde keşfettiklerini” ifade etti.

Gök bilimciler, ışığı yakalama gücü çok yüksek olan Austin McDonald Gözlemevi’ndeki Hobby-Eberly Teleskopu’nu kullanarak, içlerindeki kozmik cisimlerin oldukça hızlı bir şekilde hareket ettiği küçük galaksiler tespit etti. Yıldız ve diğer kozmik cisimlere sahip, ortalama 9.784 ışık yılı genişliğindeki galaksilerdeki kozmik cisimlerin saniyede 350 km hızla hareket ettiği belirtildi.

KARADELİKLER KENDİLERİNİ GÖSTERDİ
Gök bilimciler, kozmik cisimlerin beklenenden yüksek olan hızlarına dayanarak, bu galaksilerin dev karadeliklere sahip olduğunu düşündü. Hubble Uzay Teleskopu’nun NGC 1277’ye ait arşiv bilgileri kullanılarak yapılan gözlemlerle, en büyük dev karadelik bulundu.

Araştırma ekibi, NGC 1277 galaksisindeki yıldızların hepsinin yaşlı olduğunu fark etti. En genç yıldızın 8 milyar yıl yaşında olduğu belirtilirken, galaksideki yıldızların birçoğu Güneş’in iki katı yaşında. Dünya’mıza hayat veren Güneş, 4.57 milyar yaşında.

Van den Bosch, buldukları kara deliklerin, yer aldıkları galaksilerde erken zamanlarda oluşmuş olabileceğini belirtti: Bu şey (karadelik) Büyük Patlama’nın zamanından beri orada duruyor olabilir… Belki de 13.7 milyar yıl önce yıldız ve galaksi oluşumu buna benziyordu” dedi…

En mutlu insanlar İsviçre’de

The Economist dergisinin araştırma şirketi tarafından yapılan “Yaşanacak ideal ülkeler” listesi açıklandı. İsviçre, halkın refah düzeyi ve yaşam kalitesinin yüksekliğiyle listenin zirvesine yerleşirken Türkiye 51. sırada yer aldı.

The Economist dergisinin yan kuruluşu olan araştırma şirketi The Economist Intelligence Unit (EIU) tarafından yapılan “Yaşanacak ideal ülkeler” araştrmasının sonuçları açıklandı.

Sağlık, maddi olanaklar ve devlet kurumlarına duyulan güven konularınının değerlendirilmesi sonucunda belirlenen listede Türkiye 80 ülkenin arasında 51. sırada yer aldı.

Çalışma, 2013 yılında doğacak çocukların 2030 yılında işlerinden elde edecekleri gelir düzeyleri, dünya ekonomisindeki yerleri ve zamanla değişen sosyal ve kültürel özellikleri dahil olmak üzere 11 parametre çerçevesinde gerçekleştirildi.

İklim özellikleri açısından favori ülkeler arasında yer alan Yunanistan, İspanya ve Portekiz üst sıraları İskandinav ülkelerine bıraktı.

İşte “Yaşanacak ideal ülkeler”:

2-Avustralya
3-Norveç
4-İsveç
5-Danimarka
6-Singapur
7-Yeni Zelanda
8-Hollanda
9-Kanada
10-Hong Kong

İstanbul Tasarım Bienali sergilerini gezmek için son 2 hafta

İSTANBUL TASARIM BİENALİ, 12 ARALIK’TA SONA ERİYOR

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın 40. yılında, Eren Holding, Koray Şirketler Topluluğu, Vestel ve VitrA eş sponsorluğunda hayata geçirdiği İstanbul Tasarım Bienali, 12 Aralık tarihinde sona eriyor. Galata Özel Rum İlköğretim Okulu ve İstanbul Modern’de yer alan sergileri görmek için son günler…

Kapılarını açtığı 13 Ekim tarihinden bu yana İstanbul’u uluslararası tasarım haritasının merkezine oturtan İstanbul Tasarım Bienali, 12 Aralık Çarşamba günü sona eriyor. Galata Özel Rum İlköğretim Okulu ve İstanbul Modern’de yer alan iki ana serginin yanı sıra kentin farklı noktalarına yayılan akademi programı, atölye sergileri, seminer programı ve paralel katılımcı programı çalışmaları son iki haftasında tüm hızıyla devam ediyor.

Bugünün Kentlerini ve Dönüşümleri Sorgulayan “Musibet” Sergisi

(İstanbul Modern, Pazartesi hariç her gün 10.00-18.00, Perşembe günleri 10.00-20.00)

Küratörlüğünü Emre Arolat’ın üstlendiği “Musibet” sergisinde, 165 tasarımcı ve mimar tarafından hazırlanmış, İstanbul ve diğer şehirlerdeki büyük dönüşümlerin birbirinden farklı yüzlerini göz önüne seren 30’un üzerinde proje yer alıyor. İstanbul Modern’de özel olarak tasarlanan sergi mekânındaki, kurgusal bir geçmişten yola çıkarak, II. Dünya Savaşı sırasında düşen bombaların ardından İstanbul’da yeniden tasarlanan üç farklı yapıdan, İstanbul’un farklı kimliklerle yeniden yaratıldığı interaktif “kent yapma oyunu”na, Galata Serdar-ı Ekrem sokağı sakinlerinin dönüşüm sürecini anlattığı videolardan “İstanbul’un sesinin” üç boyutlu dinlenebildiği ses enstalasyonuna, çarpıcı projeler izleyenleri “Bir musibet bin nasihatten iyidir” atasözünü düşünmeye davet ediyor.

Birşeyler Üreten İnsanların Sergisi: “Adhokrasi”

(Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, Pazartesi hariç her gün 10.00-19.00, Perşembe günleri 10.00-20.00)

Karaköy’de yer alan Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nda Joseph Grima’nın küratörlüğünü üstlendiği “Adhokrasi” sergisi 120 tasarımcı ve mimarın 60’dan fazla projesini bir araya getiriyor. “Birşeyler üreten insanların sergisi”nde, üç boyutlu yazıcılardan, gelecekte gazetecilik ve iletişim alanlarında büyük önem kazanacak insansız hava araçlarına, eritilerek müzik enstrümanlarına dönüştürülen yasadışı silahlardan, internet ortamında paylaşılarak kullanıcıların ihtiyaçlarına göre üretilebilen açık kaynak projelerine, son yıllarda çağdaş tasarım sahnesinde büyük ses getiren toplumsal ve teknolojik gelişmeler değerlendiriliyor.

Bienal Kapsamındaki Seminerleri Kaçırmayın

  • “TÜRKİYE’DE YARATICI ENDÜSTRİLERİN GELECEĞİ” PANELİ

29 Kasım Perşembe / 10.00-12.30 / İstanbul Modern

İstanbul Tasarım Bienali kapsamında, YEKON (Yaratıcı Endüstriler Konseyi Derneği) tarafından düzenlenen panel, 29 Kasım Perşembe günü saat 10.00’da İstanbul Modern’in seminer salonunda yapılacak. Panel, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürü Abdurrahman Çelik’in katılımıyla gerçekleştirilecek.

  • “SANAT, ZANAAT, İNOVASYON ÜÇGENİNDE ENDÜSTRİYEL TASARIM” SEMİNERİ

2 Aralık Pazar / 14.00-17.00 / İstanbul Modern

İstanbul Tasarımı Bienali kapsamında Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu (ETMK) tarafından düzenlenen seminerde, endüstriyel tasarımın sanat, zanaat ve inovasyonla kesişimi, birleşimleri ve farklılıkları irdelenecek.
2 Aralık Pazar günü saat 14.00’te başlayacak seminer, İstanbul Modern’de yapılacak.

İstanbul’a Yayılan Tasarım Bienali Etkinliklerini Görmek İçin Son İki Hafta

İstanbul Tasarım Bienali’nin iki sergisinin yanı sıra İstanbul’un farklı noktalarında yer alan etkinlikleri de bienal sonuna kadar devam ediyor. Bienal kapsamında, 26 üniversitenin 76 bölümü ile işbirliğinde geliştirilen Akademi Programı çalışmaları, 250’ye yakın üniversite öğrencisinin 12 farklı atölye çalışmasında 30’a yakın uluslararası tasarımcıyla geliştirdiği projelerin yer aldığı Atölye Sergileri ve yaratıcı alanlarda faaliyet gösteren mimarlık/tasarım ofisleri ile firmaların kendi mekânlarında yaptıkları etkinlikleri kapsayan Paralel Katılımcı Programı, 12 Aralık tarihine kadar İstanbul’un farklı noktalarında görülebilir. Tüm etkinliklerle ilgili detaylı bilgilere istanbultasarimbienali.iksv.org sitesinden ulaşılabilir.

Uluslararası Basında İstanbul Tasarım Bienali 

Açılışından bu yana birçok ülkenin önde gelen yayınlarının temsilcileri ve tasarım eleştirmenleri olmak üzere 300’ün üzerinde basın mensubunun ziyaret ettiği İstanbul Tasarım Bienali, New York Times / International Herald Tribune, Financial Times, Wall Street Journal, Der Spiegel, Die Tageszeitung, Wallpaper*, Domus ve Interni gibi dünyanın önde gelen pek çok basın organında geniş yer buldu.

Dünyada kusurluluğun değerinin İstanbul’dan daha iyi ölçülebileceği pek az yer var. Ve “Kusurluluk” İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen Tasarım Bienali’nin teması… Toplam 300 tasarımcı ve 46 mimarın işlerini bir araya getiren iki sergiden oluşan bienal, ‘adhoc’ tasarımın zenginliğini ve her yerdeliğini gözler önüne seriyor.

New York Times, Shonquis Moreno, ABD

Istanbul, zengin üretimi ve zanaat geleneğiyle, doğaçlama çözümleri keşfetmek için ideal bir ortam sunuyor ve İstanbul Tasarım Bienali, kapsamındaki her iki sergiyle, küresel tasarım takvimine önemli bir ilave olarak öne çıkıyor.

Blueprint, Shumie Bose, İngiltere

İstanbul, tasarım ve şehir planlama konularına ilgi duyanlar için yepyeni bir heyecan sunuyor. İstanbul’un gelişmekte olan tasarım sahnesi, çoğu kez tarihsel mirasının gölgesinde kalmakla birlikte, İstanbul Tasarım Bienali’nin iki iddialı sergisi ve geniş kapsamlı programı sayesinde gündemi oluşturabileceğini gösteriyor (…)  İstanbul’un doğu ve batı arasında köprü olma ününün çağdaş bir kanıtını arıyorsanız, işte budur.

Forbes.com, Ann Abel, ABD

İstanbul Tasarım Bienali’nin Deyan Sudjic tarafından seçilen ‘Kusurluluk’ teması adeta kusursuz. Tema, tasarım dünyasındaki istikrarsız sistemleri ve melez süreçleri ortaya çıkarırken, yalnızca objelerin değil toplumun da gelişimini fark etmemizi sağlıyor.

Abitare, Angela Rui, İtalya

Kötü şöhretli tasarım alanının, aşırı üretimin estetik hizmetçisinden daha fazlası olabileceğinin kanıtı gerekiyorsa, bu kanıt İstanbul Tasarım Bienali’nde bulunabilir. Türkiye kültür hayatının ayrılmaz bir parçası olan ve bu bakımdan büyük bir övgüyü hak eden İKSV bu en genç etkinliğiyle yelpazesine bir renk daha ekliyor.

Die Tageszeitung, Ingo Arend, Almanya

Bugüne kadar ziyaret ettiğim fuarlar ve bienaller arasında, İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından gerçekleştirilen ilk İstanbul Tasarım Bienali kadar provokatif olanına hiç rastlamamıştım. Bu bienalde ilgi çekici nesneler, sandalyeler, kaideler üzerinde sergilenen lambalar ya da paparazzilere poz veren ünlü tasarımcılar yok. Bunun yerine İKSV, 21. yüzyıl yaşamının tasarımcı, mimar, politikacı, kent planlamacı ve tüm kent sakinleri tarafından görülmesi gereken detaylı bir planını sunuyor.

AD India, Nonie Niesewand, Hindistan

İstanbul Bienali Sergilerini Ücretsiz Rehberler Eşliğinde Gezin

İstanbul Tasarım Bienali’nin Galata Özel Rum İlköğretim Okulu ve İstanbul Modern’deki sergilerine bilet alan ziyaretçiler, bienalin eş sponsorlarından Vestel’in katkılarıyla sergileri ücretsiz rehberler eşliğinde gezebiliyor.

Küratörlüğünü Emre Arolat’ın üstlendiği ve İstanbul Modern’de yer alan “Musibet” sergisinin ücretsiz rehberli gezileri, her gün 10.30-17.00 saatleri arasında 30 dakikalık turlar şeklinde yapılıyor. Perşembe günleri ise ek olarak 18.00 ve 19.00 saatlerinde de ücretsiz rehberli turlar gerçekleştiriliyor.  Joseph Grima’nın küratörlüğünü üstlendiği ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nda yer alan “Adhokrasi” sergisinin 45 dakika süren ücretsiz rehberli gezileri ise her gün 10.30-17.30 saatleri arasında yapılıyor. Perşembe günleri ise ek olarak 18.30’da da turlar oluyor.

Ücretsiz rehberli turlarla ilgili ayrıntılı bilgiler mekânların girişinde bulunan gişelerden öğrenilebilir.

Vodafone Freezone’dan İstanbul Tasarım Bienali’ne Özel Kampanya:
Üniversite öğrencileri bir bilet aldığında bir bilet hediye…

İstanbul Tasarım Bienali’ni ziyaret eden üniversite öğrencileri, İKSV Resmi İletişim Sponsoru Vodafone’un katkılarıyla, bienal sergilerine bir bilet aldıklarında, bir bilet de hediye olarak alabiliyor. Bu kampanya tüm üniversite öğrencileri için geçerli. Kampanya ile ilgili ayrıntılı bilgiler mekânların girişinde bulunan gişelerden öğrenilebilir.

İstanbul Tasarım Bienali Biletleri Nerede ve Ne Kadar?

İstanbul Tasarım Bienali sergileri için biletler, Biletix satış kanalları, İKSV ve ana sergi mekânlarından (Galata Özel Rum İlköğretim Okulu ve İstanbul Modern) alınabilir. Her iki mekâna da giriş sağlayan bilet fiyatları; 20 TL ve 10 TL (ilköğretim öğrenci, öğretim görevlisi, öğretmenler ve 65 yaş üstü izleyiciler). Sadece tek mekâna giriş sağlayan biletler fiyatları; 10 TL ve 5 TL.

Ayrıntılı bilgi için: istanbultasarimbienali.iksv.org

İstanbul Tasarım Bienali’ni sosyal medyada takip etmek için: facebook.com/istanbultasarimbienali / twitter.com/tasarimbienali

İstanbul Tasarım Bienali’nden yüksek çözünürlüklü görseller için: www.iksvphoto.com

Windows 8 Reklam Şarkısı Kimin?

Microsoft, bir süredir üzerinde çalıştığı yeni işletim sistemi Windows 8′i piyasaya sundu. Geçtiğimiz hafta içi Microsoft Türkiye’nin düzenlediği bir etkinlikle de Türk medyasına ve halkına tanıtıldı. O günden beridir de televizyonlarda Windows 8′in reklamına rastlıyoruz ve müziği dilimize dolanıyor. Bu müziği sadece reklamlarda görmek yerine arkasındaki ismin de merak edildiğini duyuyoruz.

1978 Avustralya doğumlu olan Lenka, 2008 yılından beri aktif olarak müzik yapıyor ve festivallere çıkıyor. Ülkemizde de hatrı sayılır bir seveni olsa da Windows 8 reklamlarıyla birlikte tüm dünyada şu sıralar en çok konuşulan şarkıcı haline geldi. Lenka’nın Windows 8 reklamlarında geçen şarkısının adı ise “Everything At Once”.

“Facebook gizlilik uyarısının hiçbir geçerliliği yok”

Dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook’un yeni gizlilik kılavuzunu yayımlamasının ardından ortaya çıkan uyarı, milyonlarca kullanıcının kafasını karıştırırken, uyarının geçersiz bir mesaj olduğu belirtildi. Mesajda, Facebook’un artık kamuya açık bir şirket olduğu belirtilirken, sitenin yönetimsel belgelerine yönelik değişiklik tekliflerine kullanıcıların öneride bulunabileceğini, ancak oy veremeyecekleri ifade edildi.

Söz konusu uyarı şu ifadeyle başlıyor: Yeni Facebook kılavuzu kapsamında, tüm fikri hakkımın kişisel bilgilerime, grafiklerime, çizimlerime, resimlerime, fotoğraflarıma, videolarıma vb. verilerle bağlantılı olduğunu ilan ederim (Berner Konvansiyonu uyarınca). Bahsettiğim verilerin kullanılması için her zaman yazılı olarak iznim gerekmektedir.”

Mesajın devamında, tüm kullanıcıların söz konusu mesajı kopyalayıp duvarlarına yapıştırabileceği belirtilse de, Facebook (şirket bünyesindeki tüm yetkili ve çalışanların) kullanıcının profili veya içeriklerine karşı işfa etme, kopyalama, dağıtma, yok etme gibi bir eylemde bulunamayacağı ifade edildi.

“300 MİLYON OY GEREK”

Mesajın en son kısmında, Facebook’un halk arzından sonra artık kamuya açık bir şirket olduğu ve tüm üyelerine  “buna benzer bir mesaj yayımlamasının tavsiye edildiği” belirtildi. Bu kapsamda, uyarıyı içeren mesajın veya kullanıcıların hazırlayacağı benzer bir mesajın yayımlanması gerektiği, aksi takdirde kullanıcılarınprofillerindeki fotoğraflar ve diğer bilgileri kopyalanmaya açık bırakacakları ifade edildi.

TechCrunch’ın verdiği bilgiye göre, Facebook’un yönetimsel konularda yapacağı değişikliklerin kullanıcılar tarafından değiştirilmesi imkanı olsa bu çok kolay değil. Bir değişim hakkında tavsiye için en az 7 bin kullanıcının yorum yapması gerekirken, bir değişimin bloke edilmesi için 300 milyon oy gerekecek. Gizlilik konuları iyice karmaşıklaşan Facebook’un yakın zamanda bir Gizlilik Müdürü atayaağı da söylentiler arasında.

GEÇERLİLİK PAYI YOK

Mashabler yazarı Stan Schroeder, Facebook’ta beliren uyarının Temmuz ayında yayımlanan bir mesaja çok benzediğini ancak her ikisinin de geçerlili olmadığını ifade etti.

Schroeder, ‘uyarı notunun’ arkasındaki fikrin, “Facebook’un borsada işlem gören bir şirket olmasından dolayı, üyelerinin gizliliğinin olumsuz etkilenebileceği düşüncesi” olduğunu ifade etti. Bu fikrin yanlış olduğunu belirten Schroeder, Facebook kullanıcılarının, sosyal medya ağına üye oldukları zaman kabul ettikleri şartların hala geçerli olduğunu ve kullanıcılara yönelik yasal bir açıklamanın bu şartları değiştirmeyeceğini vurguladı.

“BU MESAJ SİZİ KORUMUYOR”

FirstPost sitesi, Facebook’da beliren gizlilik uyarısı mesajının açıkça sahte olduğunu belirtirken, Facebook’un halka arz edilmesinin, kullanıcılara sunduğu ilk fikri hak şartlarını ortadan kaldırmadığını ifade etti.

Snopes adlı forumda yapılan açıklamada da, benzerlerine geçmiş yıllarda da rastlanan ve sadece bir soru sorarak veya yasal bir açıklama yaparak, Facebook kullanıcılarının gizlilik veya fikri haklarının değiştirilemeyeceği belirtildi. Snopes, yasal bir açıklama veya uyarıyla, Facebook’un çeşitli yasal sonuçlardan bağımsız kalamayacağını ve bu tür bir girişimin geçerli olmadığını ifade etti.

CBS News da bu konunun altını çizerken, kullanıcıların aslında Facebook ile paylaşımda olduğuna dikkat çekti. Buna göre, kullanıcılar Facebook’a yükledikleri fikri haklarını gizlilik ve uygulama ayarlarına göre belirlediklerini ve Facebook’la küresel alanda fikri haklarının paylaşımını sağlayan ‘özel olmayan’ bir anlaşma yaptıklarını belirtti. Facebook hesabınızı sildiğinizde bu anlaşma da ortaya kalksa da, bilgileriniz paylaşmış olan diğer hesaplar açık kaldığı sürece paylaşılan bilgiler de aktif olmaya devam edecek.

“KİMSE BU UYARILARA KANMAMALI”

Facebook’ta geçmişte birçok güvenlik açığı bulan ve gerekli yazılımların yapılmasını sağlayan Türk bişim uzmanı İbrahim Baliç, kullanıcıların gizlilik konusunda yanlış uygulamalara karşı bilinçlenmelerinin önemli olduğunu belirtti.

Baliç, “Hiçbir platformda veya hiçbir sistemde bilgi paylaşarak yasal bir sorumluluğun önüne geçmezsiniz veya engel olamazsınız, bu herkes tarafından bilinmesi gereken bir husus” dedi.

Baliç, “Bu tarz eylemlerin her zaman sahte olarak algılanması gerekiyor. “Gizlilik” ile ilgili her şey sözleşme niteliğinde kullanıcıya sunulur ve bunları kabul etmesiyle bu şartların sorumluluğunu üstünde taşır… Yayıncı, kullanıcının duvarında herhangi bir şeyden ötürü sorumluluk taşımaz ya da buradaki bilgilerin önüne geçmez” ifadesini kullandı.

Facebook’un yayımladığı mesaj hakkında dikkat edilmesi gereken hususlara yer veren yalansavar.org, Berner Konvensiyo’nu olmadığına dikkat çekti ve kullanıcıları önemli hususlar konusunda uyardı.

PAYLAŞIM AYARLARINA DİKKAT EDİLMELİ

FirsPost, Facebook’a girilen bilgilerin hangisinin kamuya açık olup olmadığını belirlemek için bir paylaşımda bulunduğunuz zaman beliren sembole dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Örneğin ‘Dünya’ sembolünün belirmesi, paylaşılan bilginin herkese açık olduğunu ve internette aranabilir olacağını temsil ediyor.

Facebook’un gizlilik kılavuzunda yaptığı değişikliklerle ‘e-devlet’ uygulamalarına kaydığını öne süren FirsPost, kullanıcılara bilgilerinin paylaşımında belirleyecekleri ayar konusunda dikkatli olmalarını önerdi.

Kaslı genç erkek, daha uzun yaşıyor

İsveçli bilim insanlarıın, 1 milyondan fazla genç erkeğin katılımıyla yaptıkları araştırmayla, kaslı genç erkeklerin yaşıtlarından daha fazla yaşadıklarını ortaya çıkardı.

24 yıl süren araştırmada, düşük kas gücü, zayıf bacak ve kol kaslarına sahip erkeklerin obezite ve yüksek tansiyona daha yatkın olduğu, dolayısıyla erken ölüm risklerinin daha fazla olduğunu buldu.

“British Medical Journal (BMJ)” dergisinde yayımlanan araştırmacılar vücut geliştirme sporunun ömrü uzattığı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini de ifade etti.

Kas gücü ortalamanın üzerinde olan genç erkeklerin, herhangi bir sebepten ya da kalp ve damar hastalıklarından dolayı erken ölüm olasılıklarının yüzde 20 ile yüzde 35 oranında daha düşük olduğu belirtildi.

Sigara beyni de çürütüyor

İngiltere’de yapılan bir araştırma sigara içmenin; beyni çürüterek bellek, öğrenme ve muhakeme yetilerine büyük zarar verdiğini ortaya çıkardı.

“Age and Ageing” dergisinde yayımlanan çalışmaya 50 yaş üstü 8800 kişi katıldı. Londra’daki King’s College’da 2004 yılında başlayan araştırmada yüzde 55’i kadınlardan oluşan katılımcıların sağlık durumları ve yaşam tarzları ile ilgili veriler kaydedildi. Daha sonra katılımcılardan bir dakika içinde yeni sözcükler öğrenmeleri ya da mümkün olduğunca çok hayvan ismi söylemeleri istenerek beyin işlevleri kontrol edildi. Aynı testler, dörder yıl ara ile iki kez yinelendi.

Araştırma süresinde sigara kullanan kişilerin bilişsel yetilerin sigara kullanmayanlarınkine oranla çok daha fazla gerileme olduğu belirlendi.

Araştırmacılar, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik gibi yaşam tarzına bağlı nedenlerle kalp krizi ve inme riski yüksek olan kişilerde beyin işlevleri kaybı riskinin de yüksek olduğunu keşfetti.

Sağlıksız alışkanlıklar arasında beyne en çok sigara tüketiminin zarar verdiğini ifade eden araştırmacılar, yüksek tansiyon ve obezitenin de beyni etkilediği ancak sigara tüketimi kadar zararlı olmadığını belirtti.