Zeki insanlar daha mutlu oluyor

Zeka seviyesi düşük insanların mutsuz olma olasılığının, zeka seviyesi yüksek olanlara oranla daha fazla olduğu belirlendi.

İngiliz bilim insanları, düşük IQ seviyesinin genellikle düşük gelir, çeşitli sağlık sorunları, günlük yaşamda başkalarının yardımına ihtiyaç duyma ile ilişkilendirildiğini ve tüm bu unsurların da mutsuzluğa katkıda bulunduğunu açıkladı.

6 bin 870 kişinin katıldığı çalışmada araştırmacılar, katılımcılara kendilerini mutlu hissedip hissetmediklerini sordu.

“Psychological Medicine” dergisinde yayımlanan araştırmada, “Kendisini çok mutlu hissettiğini” söyleyen katılımcıların yüzde 43’ünün, IQ seviyesi 120-129 olan grupta yer aldığı belirlendi.

“Kendisini çok mutsuz” hissedenlerin büyük bir kısmının ise IQ seviyesi 70-79 olan grupta olduğu ortaya çıktı.

Araştırmayı yöneten Angela Hassiotis, elde edilen sonuçların normal zeka seviyesinin altındaki kişilerin kendilerini mutsuz hissetme olasılığının daha yüksek olduğuna işaret ettiğini söyledi.

Hassiotis, yoksul ailelerin çocuklarına yönelik uzun süreli stratejilerin, çocukların hem zeka seviyesine hem de mutluluklarına olumlu etki yapabileceğine dikkati çekti.

Araştırmada, zeka seviyesi düşük kişilere daha fazla destek verilmesi gerektiği belirtildi.

Normal zeka katsayısı, 90-110 olarak kabul ediliyor.

Reklamlar

İstanbul alışveriş partisine hazır!

Vogue Fashion’s Night Out, bu akşam moda severlerle buluşacak. Modanın en büyük alışveriş partisi ünlü tasarımcıların da katılımıyla sezonun en renkli organizasyonu olacak.

Vogue Türkiye tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Vogue Fashion’s Night Out bu akşam İstanbul Nişantaşı, İstinyePark ve Bağdat Caddesi’nde düzenlenecek birbirinden renkli organizasyonlarla moda severlerle buluşacak.

Markalar, mağazalarında düzenleyecekleri davetler, ve eğlenceli aktivitelerle ve verecekleri promosyonlarla İstanbullulara farklı bir gece daha yaşatacak.

VFNO’a katılan markaların mağazalarında, bu özel gece için Arzu Kaprol tarafından tasarlanan alışveriş çantası ve tişörtler satılacak, bu satışlardan elde edilecek gelir, Tohum ve Otizm Vakfı’na bağışlanacak.

Samsung iPhone 5’i yasaklatmak için dava açacak

En büyük rakibi Apple’a karşı ABD’de kaybettiği patent davasının yaralarını sarmaya çalışan Güney Koreli elektronik üreticisi Samsung’un, yarın tanıtılacak iPhone 5’e karşı ‘en kısa zamanda yasal işlem başlatmayı’ planladığı iddia edildi.

ABD’de görülen en nihai patent davasında suçlu bulunan ve Apple’a bir milyar dolar tazminat ödemeye mahkum edilen Samsung, davanın ardından ‘yasal olarak mücadelelerini sürdüreceğini’ açıklamıştı. Bir sanayi analistinin Korea Times gazetesine yaptığı açıklama ise yeni nesil iPhone’un tanıtılmasına bir gün kala teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Güney Kore gazetesine konuşan kaynak, iPhone 5’te sunulması beklenen LTE (Long Term Evolution) teknolojisini nedeniyle Samsung’un mahkemeye gideceğini öne sürdü. Mobil cihazlarda süper hızlı veri transferi yapılmasını sağlayan teknolojinin yeni iPhone’da kullanılması halinde bunun patent hakkının ihlali olarak kabul edileceğini ifade eden analist, Samsung’un ‘en kısa zamanda ABD’de mahkemeye gideceğini ve iPhone 5’i yasaklatmak için talepte bulunacağını’ iddia etti.

BEKLEYİŞ YARIN SONA ERİYOR Apple, yarın San Francisco kentinde yeni nesil iPhone’u teknoloji dünyasına sunacak. Aylardır sahip olacağı özellikler hakkında birbirinden değişik spekülasyonlar yapılan cihazın, LTE teknolojisi bulundurması en güçlü beklentilerden biri. Samsung, bu teknolojinin birçok patentine sahip olan şirket konumunda. Güney Kore devi, geçmişte de LTE bulunduracak Apple cihazları için patent ihlali olmaması konusunda uyarıda bulunmuştu.

Samsung’un LTE teknolojisi üzerinden Apple’ı dava edebileceği iddiası ilk olarak Ağustos ayının sonunda TechTalk sitesinde ortaya atılmıştı. Dün, birçok teknoloji sitesi bu iddiayı tekrar gündeme getirerek yeni bir patent davasının yaşanabileceğine işaret etti.

CNET sitesinin verdiği bilgiye göre, Korea Times’a konuşan kaynak, “Pazartesi günü ABD medyasında çıkan ve iPhone 5’in LTE teknolojisine sahip olacağı haberlerinin ardından, Samsung’un bu beklentinin gerçek çıkması halinde hemen mahkemeye gitme kararı aldığını” söyledi.

ELMA’YA KÖTÜ HABER Motorola ve HTC de dahil Android tabanlı telefonların ABD’ye nakliyatını durdurmak için büyük çaba sarf eden Apple, ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu Yargıcı Thomas Pender’in en son açıklamasıyla hayal kırıklığı yaşadı.

Pender, HTC telefonlarındaki 4G LTE teknolojisiyle bağlantılı patentlerin geçersiz kılınması gibi bir durumda, aynı teknolojiye sahip Apple ürünleri için de benzer durumun geçerli olabileceğini ifade etti. Pender, 4G teknolojisi için patent gerekli olup olmadığına yönelik karar alınması için çok dikkatli bir araştırma gerektiğini belirtti.

SlashGear sitesi, HTC’nin telefonlarındak kullandığı 4G teknolojisi için geçerli olan iki patenti Nisan 2011’de 75 milyon dolara satın aldığı bilgisini verdi. Site, Yargıç Pender’in, itirazlarını reddettiği Apple avukatına, “HTC bu patentleri bir gün sizi dava etmek için satın almış olsa bile bu beni ilgilendirmez” dediğini belirtti.

Hafızayı yapay ortamda saklamanın yolu bulundu

Case Western Reserve Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırmada, kemirgenlerin beyinlerindeki hippokampus bölgesinden izole edilmiş dokulardaki kısa süreli bellek laboratuar ortamında saklandı.

Araştırmayı yürüten Dr. Ben Strowbridge, “Bilgiyi, doğrudan beyindeki bilgi dizinleri ve uyarı modelleri olarak birkaç saniyeden uzun süre saklamanın yolu ilk kez bulundu. Bu bulgunun ışığında, beyindeki belli devrelerin kısa süreli belleğin oluşumunda oynadığı rolü daha kolay anlayabileceğiz” açıklamasını yaptı.

Bellek türleri, bildirimsel bellek ve örtülü bellek olmak üzere ikiye ayrılıyor: Bunlardan ilki olan bildirimsel bellek, isimleri ve yerleri öğrenme gibi uzun ve kısa süreli bilgi depolamasında görev alırken; ikincisi olan örtülü bellek ise piyano çalmak gibi becerilerin öğrenilmesinde rol oynuyor.

Nature Neuroscience dergisine yayımlanan araştırmada, bir telefon numarasını ya da e-posta adresini anlık olarak hatırlamaya yarayan kısa süreli bildirimsel belleğin altındaki mekanizma incelendi.

MAYMUN DENEYLERİNE BENZER SONUÇ Farelerin izole edilmiş beyin dokularıyla yapılan deneyde, dört bellek yolundan biri aktif kılınarak bir bellek oluşturulabileceği ortaya kondu. Beynin hafıza oluşumunda rol oynayan hippokampus adlı kısmından alınıp izole edilen kesitlerdeki sinir devrelerine gelen uyarılar, burada 10 saniyeden uzun bir süre boyunca tutuldu. Devam eden beyin aktivitesindeki değişiklikler sayesinde hangi bellek yolunun uyarıldığı açıkça gözlemlendi.

“İzole edilmiş beyin dokularında harekete geçirdiğimiz aktiviteler, daha önce yapılmış olan kısa süreli bellek araştırmalarında, maymunlara öğretilen görevlere benziyor” diyen Robert A. Hyde, her iki deneyde de, kısa süreli bellekle ilgili her iki aktivitenin değişiminin ortalama 5 ila 10 saniye sürdüğünü söyledi.

Araştırmacılar, sadece belli bir bellek yolunun tek başına uyarılması veya farklı girdiler sonucu farklı bellek yollarının sırayla aktif olması gibi, deneyde spesifik bağlamlar için de bellek oluşturabileceklerini gösterdi. İncelenen hippokampus sinirlerindeki devam eden aktivite değişimi, birbirini takip eden iki uyarı olduğunu açıkça gösterdi. Birbirini takip eden bu uyarıların, insanlar iki farklı şarkının melodisini birbirinden ayırt ettiği zamanlarda beyinlerinin algıladığı farklı uyarı dizilerine benzediği ifade edildi. Dr. Strowbridge ve grubu tarafından yaratılmış olan yapay bellekler, uyarılar arasındaki süreler değiştiğinde bile her uyarı dizisini algılamayı başardı.

GÖZ ARDI EDİLEN HÜCRE YİNE SAHNEDE Yapılan son araştırma, Dr. Strowbridge ve ekibinin 2010 yılında yaptığı başka bir araştırmanın devamı niteliğindeydi. Bir önceki çalışmada, izole edilmiş beyin parçalarına giren iki girdiden hangisi uyarılıyorsa onun saklandığı keşfedilmişti. Bu çalışmada ayrıca, 19’uncu yüzyılda yaşamış olan İspanyol anatomi uzmanı Santiago Ramón y Cajal tarafından keşfedilen ancak günümüzde göz ardı edilen oldukça ender rastlanan bir tip beyin hücresinin, hafıza üstünde önemli bir rol oynadığı tespit ortaya kondu.

Dr. Strowbridge yürüttüğü araştırmayla ilgili olarak “Sinir devrelerinin belirli bağlamlarla ilgili bilgi depolayabileceğini gösteren son keşfin sonucunda, hippokampustaki potansiyel ‘hafıza hücrelerine’ daha fazla odaklanılmasını bekliyoruz. Belleğin normal işlevinin anlaşılması, Alzheimer veya Parkinson hastalıkları gibi nörolojik dejeneratif  hastalıkların hafızayı nasıl etkilediğinin anlaşılmasının temelini oluşturuyor. Ayrıca, yaşlanmaya bağlı hafıza bozukluklarına yeni ve daha etkili tedaviler bulunması için zemin hazırlıyor” dedi.

İntihar düşüncesi orta yaşta yakalıyor

2008-2010 yıllarındaki intiharlar ele alındığında, 35-49 yaş aralığındaki erkeklerin diğer tüm gruplardan daha fazla intihara eğilimli olduğu görülüyor. Bu gruptaki her 100 bin kişiden 20’si intihar ediyor.

İngiliz hükümeti, intihar olaylarını azaltmak için 1,5 milyon sterlin bütçeli bir araştırma çalışması yürütüyor.

10 yıllık raporda, işsizliğin ve ekonomik sorunların özellikle orta yaştaki erkeklerde intihar vakalarını artırdığına dikkat çekiliyor. Mevcut ekonomik durgunluğun da kişilerin akıl sağlığına olumsuz etki edebileceği uyarısı yapılıyor.

Bakım işlerinden sorumlu bakan yardımcısı Norman Lamb, geçen 10 yıl içinde genel intihar oranında düşme görülmesine rağmen, İngiltere’de her 2 saatte bir kişinin kendi canına kıydığını söyledi.

Lamb, risk grubundaki kişilere ve yakınları intihar edenlere yönelik destek programlarını geliştireceklerini dile getirdi.

Akıl sağlığı alanında faaliyet gösteren yardım kuruluşu Mind’ın başkanı Paul Farmer ise, hükümetin çabalarının sonuç vermesi için sağlık hizmetlerine daha çok yatırım yapılması gerektiğini vurguladı.

Farmer şöyle dedi: “İntiharı engellemek herkesin işidir; bu yüzden tüm devlet dairelerinden risk altındakilere destek vermeyi taahhüt etmesini istiyoruz.”

Bırakın bebeğiniz ağlasın

Bilim insanlarına göre ebeveynler ağlayan bebeklerini susturmak için hemen harekete geçmemeli.

Avustralya’da yapılan araştırmada ebeveynlerin ağlayan bebeklerini susturmak
için hemen harekete geçmemeleri gerektiği sonucuna varıldı.

Avustralya’da ebeveynlerin ağlayan bebeklerine nasıl yaklaşması gerektiği konusunun araştırıldığı bir çalışma yapıldı.

Bilim insanları ebeveynlere çocukları ağlamaya başladığında bir süre bekledikten sonra susturmak için harekete geçmelerini öneriyor.

7 aydan 6 yaşa kadar olan 326 çocuk üzerinde yapılan ve sonuçları “Pediatrics” dergisinde yayınlanan araştırmada anne-babaların ağlayan çocuklarına kısa bir süre müdehale etmeyip kendi kendilerine susmasını beklemenin olumlu sonuçlar doğurduğu üzerinde duruldu.

Bilim insanları ebeveynlerin “kontrollü ağlama” metoduyla bebekleri ağlamaya başladıktan sonra bekleme süresini çoğaltarak onların kendi kendilerine susma alışkanlıklarını kazandırabildiklerini belirtti.

Çalışmayı yürüten ekipten Dr Anna Price konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Anne-babalar kendilerini bir gece 2 dakika, diğer gece bebek ağlamaya başladıktan 5 dakika sonra müdehale etmeye alıştırabilirler. Bunda bebek açısından bir sakınca yok.

Fakat ebeveynler ağlamaya başlayan bebeklerinin odalarının kapısını kapatıp onlarla ilgilenmiyormuş gibi yapmasın. Arada sırada odalarına girip bebeğin ne yaptığına baksınlar.

Bu alışkanlık sayesinde anneler de bebekler de geceleri kaliteli uyuyabilir.”

Google beyni geriletiyor

ABD merkezli sağlık dergisi beynin sıradışı özelliklerini yazdı. İç ses, alışveriş zaafı, bağımlılık gibi birçok konuda beyin hakkında bilinmeyen gerçekleri biraraya getiren habere göre, Google beyni geriletiyor.

Sağlık dergisi Reader’s Digest beyinle ilgili bilinmeyen gerçekleri derledi.

  • 100 milyar sinir hücresi: Yeterince hızlı olamamak, basit matematiği kavrayamamak ve doğumgünlerini unutmak gibi birçok özellik, beynin sinir hücreleri arasındaki trafik akışına bağlı olarak kişiden kişiye değişiyor.
  • Google etkisi: Columbia Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, insanların kendi hafızaları ve bilgi birikimi yerine internete başvurmayı tercih ettiğini ortaya koydu. Google gibi kestirme yollara başvurmak beynin hatırlama fonksiyonlarını geriletiyor.
  • Abur cubur zaafı: Yapılan bir araştırmada, sevilen yemeklerin beynin madde bağımlılığına karşı duyarlı olan bölgesini harekete geçirdiği görüldü. Uzmanlara göre bu durum motivasyon ve keyifle ilgili ‘dopamin’ hormonuyla ilgili.
  • Kehanet: Bu yıl açıklanan bir araştırma sonucuna göre, beynin ön bölümü tecrübelere dayanarak gelecekle ilgili öngörülerde bulunabiliyor. Uzmanlara göre, geleceği görmek için doğaüstü güçler gerekmiyor, geçmiş olaylardan stratejik düşünerek ders çıkarmak gerekiyor.
  • Alışveriş zaafı: İki yeni araştırma alışveriş yaparken dikkatin çok hızlı dağılabildiğini ortaya koydu. Buna göre; stresli ve uykusuz olduğunda alışveriş yapma ve daha pahalı ürünler alma isteği yükseliyor.
  • İç ses: Bilinçli karar vermek her zaman en doğru seçim olmayabiliyor. Bir araştırma, basit kararlar alınırken mantıklı düşünmenin, daha karmaşık kararlar alırken de bilinçaltına güvenmenin daha sağlıklı olduğunu gösterdi.
  • Bağımlılık: 2011’de yapılan bir araştırma, solaryuma girmenin madde bağımlılığında olduğu gibi beynin ‘ödüllendirme’ fonksiyonunu harekete geçirdiğini gösterdi.
  • Kritik 20’ler: Hafıza, 27’nci yaştan sonra giderek zayıflamaya başlıyor. Hücre kaybı 20’li yaşlarda başlıyor.

Derginin yer verdiği son madde ise cep telefonu fobisi. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, cep telefonuyla bir saate yakın konuşma yapmak beynin telefona yakın bölgesindeki etkinliği hızlandırıyor.