Kara Şövalye katliamı

ABD’nin Denver kentinde ‘The Dark Knight Rises’ filminin gösterimi sırasında izleyicilerin üzerine ateş açıldı. Saldırıda 14 kişi öldürüldü. En az 50 kişi yaralandı. Hayatını kaybedenler arasında çocuklar da var. Saldırgan otoparkta yakalandı.

ABD’nin Colorado eyaletindeki Denver kentindeki Aurora bölgesinde “Batman” üçlemesinin son filmi ‘The Dark Knight Rises’ın geceyarısı gösteriminde izleyicilerin üzerine ateş açıldı. Film gösterimi başlamadan 30 dakika önce saldırganın, filmi izlemeye gelenlerin üzerine ateş açtığı belirtildi.

Saldırıda 10 kişinin olay yerinde, 4 kişinin de hastanede olmak üzere toplam 14 kişinin öldürüldüğü açıklandı. Ölenler arasında çocuklar da bulunuyor. Hayatını kaybedenlerden birisinin 6 yaşında bir kız çocuğu olduğu belirtildi. En genç yaralının ise 3 aylık bir bebek olduğu bildirildi.

Polis olayla ilgili olarak 24 yaşındaki bir kişiyi gözaltına aldı. Üzerinden bir tüfek ve iki silah çıkan kişinin evinde bomba olduğunu söylediği belirtiliyor. Sinemanın hemen arkasındaki bir otoparkta yakalanan zanlının, çelik yelek giydiği de açıklandı. Polise direnmeyen saldırgan, evinde patlayıcı madde bulunduğunu söyledi. Polis, saldırganın evinde arama yapıyor.

Denver kentine bağlı Aurora bölgesinde, alışveriş merkezi içindeki Century 16 adlı sinemanın önünde gaz bombası patlatan bir saldırgan, izleyicilerin üzerine ateş açtı. Saldırıda en az 14 kişinin öldürüldüğü ve 50 kişinin yaralandığı belirtildi. Saldırganın maskeli olduğu da iddia edildi.

SİNEMADA PATLAYICI BULUNDU

Amerikan polisi, sinema salonunun içinde patlayıcı düzeneği bulduklarını, ancak söz konusu düzeneğin önceden mi salona yerleştirildiği veya izleyicilerin üzerine mi atıldığı konusunda emin olamadıklarını açıkladı.

GÖRGÜ TANIĞI DEHŞET ANINI ANLATTI

Saldırı anını anlatan görgü tanığı Paul Otermat, filme kız arkadaşıyla birlikte gittiğini belirterek, “Saldırgan yangın kapısından girdi. Bunu film gösteriminin bir parçası olarak düşündüm. Ama o üzerimize gaz bombası attıktan sonra ateş etmeye başladı. Biz koltukların arasında eğilerek dışarı kaçmaya çalıştık” dedi. ABD’deki yerel medya da, ölü sayısının 12 olduğunu belirtiyor. Bazı medya organları saldırıyı iki kişinin gerçekleştirdiğini ileri sürüyor.

LANETLİ SERİ

Bugün yaşanan katliam, yönetmen Christopher Nolan’ın Batman serisindeki ilk dram değil.

Serinin Kara Şövalye isimli filminde Joker rolüyle büyük beğeni toplayan 28 yaşındaki Avustralyalı aktör Heath Ledger, filmin çekimlerinde kısa bir süre sonra, Manhattan’daki evinde ölü bulunmuştu.

Hollywood’un umut bağlanan oyuncularından biri olan Ledger’in ani ölümü, reçeteli ilaçları yanlış kullanması olarak açıklanmıştı.

 

9 yeni film vizyonda

30 yıl erkek rolü yapan Albert’in hikayesi ‘Hizmetkar Albert Nobbs’, 18. yüzyılda Danimarka Sarayı’nda yaşanan aşk ve skandalı konu alan ‘Yasak Aşk’, iki arzusu arasında kalan bir kadın ‘Barbara’ ve 2. Dünya Savaşı sırasında geçen dram ‘Özgür Adamlar’ haftanın öne çıkanları…

Bu hafta 9 yeni film vizyona girdi.

BARBARA

Haftanın dramlarından ”Barbara”, iki arzusu arasında kalan bir kadının hikayesini anlatıyor.

Yönetmenliğini Christian Petzold’un yaptığı filmde Nina Hoss, Ronald Zehrfeld, Rainer Bock ve Christina Hecke rol alıyor.

Doğu Bloku’ndan bir daha dönmemek üzere kaçma isteği ile çocuk cerrahı Andre’ye duyduğu sevgi arasında kalan Barbara, doktor olarak görev yaptığı Doğu Berlin’den uzaklaştırılarak kırsal bir bölgede küçük bir hastaneye sürülmüştür. Hala ülkeden kaçmayı planlarken Andre, mesleki becerilerine duyduğu itimat, ilgili tavırları ve gülümseyişiyle kadının kafasını karıştırır. Barbara hem kendisi, hem gelecekle ilgili planları, hem de sevgisi üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başlar.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

ÖZGÜR ADAMLAR

”Özgür Adamlar” (Les Hommes Libres), 2. Dünya Savaşı sırasında geçen bir dram.

Cezayirli göçmen Younes, kaçakçılık yaparak hayatını sürdürmektedir. Polis tarafından yakalanınca işbirliğine giderek, polise rapor vermeye başlar. Ancak bu işbirliği, Yahudi bir adamla beklenmedik şekilde gelişen dostluğu nedeniyle son bulur. Artık dostlarını korumak en önemli amacı haline gelir.

Dostunun polisler tarafından yakalanması, Younes’ı özgürlük savunucusuna dönüştürür.

Ismael Ferroukhi’nin yönettiği filmde Tahar Rahim, Michael Lonsdale, Mahmoud Shalaby, Lubna Azabal, Christopher Buchholz, Farib Labri, Stephane Rideau rol alıyor.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

HİZMETKAR ALBERT NOBBS

3 dalda Oscar adaylığı bulunan ve 31. İstanbul Film Festivali’nde ödül kazanan ”Hizmetkar Albert Nobbs” (Albert Nobbs), Albert’ın 19. yüzyıl İrlanda’sında hayatta kalabilmek için 30 yıl boyunca erkek kıyafetleri içerisinde erkek gibi çalışıp, kendi yarattığı bu durumun içerisinde kayboluş hikayesini konu ediniyor.

İngiltere ve İrlanda yapımı filmde ödüllü oyuncu Glenn Close, sıradışı aşk üçgenine yakalanan bir kadını canlandırıyor.

Yönetmen koltuğunda Rodrigo Garcia’nın oturduğu filmin oyuncuları arasında Glenn Close, Mia Wasikowska, Aaron Johnson, Janet McTeer, Pauline Collins, Brenda Fricker yer alıyor.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

YASAK AŞK

62. Berlin Film Festivali’nde ”en iyi senaryo” ve ”en iyi erkek oyuncu” dallarında Gümüş Ayı alan ”Yasak Aşk” (A Royal Affair), 18. yüzyıl Danimarka Sarayı’nda yaşanan büyük bir aşk ve skandalın Avrupa tarihini değiştiren bir devrime dönüşme hikayesini anlatıyor.

Filmde olaylar şöyle gelişiyor:

”Akli dengesi yerinde olmayan Kral VII. Christian’a rehberlik etmesi için saraya gelen Doktor Struensee idealist ve aydınlanmacı fikirleriyle tanınmaktadır. Doktorun devrimci nitelikteki hayat görüşleri kralı etkiler ve saraydakilerin itirazlarına rağmen aldığı kararlarda ona danışmaya başlar. Diğer taraftan benzer görüşleri paylaşan Kraliçe Caroline ile Doktor arasında zamanla karşı konulamaz bir ilişki başlar. Ortak hayaller ve tutku ile örülen bu yasak aşk bir ulusun kaderini değiştirecektir.”

Nikolaj Arcel’in yönetmenliğini üstlendiği filmde Mads Mikkelsen, Alicia Vikander, Mikkel Boe Folsgaard rol alıyor.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

LOCKOUT

Başrollerini Guy Pearce ve Maggie Grace’in paylaştığı aksiyon filmi ”İsyan” (Lockout), gelecek zamanda geçen bir gerilim filmi.

Yönetmenliğini Stephen Saint Leger ve James Mather üstlendiği film, uzayda bulunan deneysel bir hapishane olan ve dünya gezegeninden getirilmiş en tehlikeli 500 suçlunun yapay bir şekilde uyutulduğu ”MS Bir”de geçiyor.

ABD Başkanı’nın kızı Emilie Warnock’ın insani bir görev için istasyona adım atmasıyla hapishanede eşi görülmemiş bir isyan çıkar. Emilie ve MS Bir mürettebatı tutuklulara esir düşer. Başkan Warnock bir karar verir: Ajan Snow, MS Bir’e gidecektir ve görevi sadece Emilie’yi kurtarmaktır.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

205: KORKU ODASI

”205: Korku Odası” (205: Room Of Fear) filminin yönetmenliğini Rainer Matsutani gerçekleştirdi.

Jennifer Ulrich, Andre Hennicke, Inez Bjorg David ve Tino Mewes’in rol aldığı filmin konusu şöyle:

”Üniversiteye giren 19 yaşındaki Katrin, yeni başlayan okul döneminde kuracağı hayat için çok heyecanlıdır fakat öğrenci yurdunda yerleştiği 205 numaralı odanın karanlık bir sırrı vardır. Katrin yerleştikten sonra odada tuhaf olayların baş göstermesiyle, çevresindeki insanların vahşice ölümüne tanık olmaya başlar. 205 numaralı odada daha önce kalan ve gizemli bir şekilde ortadan kaybolan Annika’nın izini sürmeye başlayan Katrin, Annika’nın video mesajlarını bulunca, kendisinin de hedef olduğunu anlayacaktır.”

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

SAHTE GELİN

Haftanın romantik komedisi ”Sahte Gelin” (The Decoy Bride).

Sheree Folkson’ın yönettiği filmde Kelly Macdonald, David Tennant, Danny Bage, Dylan Moran, Hannah Bourne, Michael Urie, Sally Phillips rol alıyor.

Filmde, ünlü bir Hollywood yıldızının bir İskoç adasında evlenmeye karar vermesi ve peşine bir magazinciler ordusunun takılmasının ardından, İskoçya’da yaşayan sıradan bir kız olan Katie’nin, Hollywood yıldızını paparazzilerden uzaklaştırma görevini üstlenmesini anlatıyor.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

ÖLÜM UYKUSU

Yönetmen Jaume Balaguero’nun son çalışması ”Ölüm Uykusu” (Mientras Duermes – Sleep Tight), korku-gerilim türünde bir İspanyol filmi.

Barcelona’da bir apartmanda görevli olarak çalışan Cesar, binada yaşayanlara gizliden gizliye yakın ilgi göstermekte, özel hayatlarıyla ilgili her detayı bilmektedir. Özellikle kaygısız, her şeye olumlu yönünden bakan bir genç kadın olan Clara’ya özel ilgi gösterir.

Ancak başkalarının acı çekmesiyle mutluluk bulan Cesar, Clara’nın neşesinden rahatsız olmaktadır. Artık Clara’nın hayatını perişan etmek için elinden geleni yapar fakat kendine gereğinden fazla güvendiği için planları yakında açığa çıkacaktır. Ancak oyuna devam edebilmesi için elinde son bir kartı vardır.

Filmde Luis Tosar, Marta Etura, Alberto San Juan ve Petra Martinez rol alıyor.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

MISS BALA

Meksika filmi olan ”Miss Bala” dünya prömiyerini 2011 Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirdi. Yönetmenliğini Gerardo Naranjo’nun yaptığı filmde, Stephanie Sigman, James Russo, Irene Azuela rol alıyor.

Filmin konusu şöyle:

”Laura Guerrero, Meksikalı genç, güzel ve hırslı bir kadındır. Hayattaki en büyük ideali ise güzellik yarışmasında birinci gelmektir. Tesadüf eseri bir gece kulübünde narkotik polislerince işlenen bir katliama tanık olunca, hayallerine ulaşmasının yegane yolunun uyuşturucu şebekesiyle işbirliği yapmaktan geçtiğini anlar.”

KAYNAK: NTVMSNBC

Lav okyanuslarıyla kaplı ‘Mars’ bulundu

Gök bilimciler, yüzeyi tamamen lav okyanuslarıyla kaplanmış, ‘erimiş’ bir gezegen keşfetti. Dünya’ya çok yakın olan yeni gezegen Mars’tan biraz daha büyük.

NASA’nın Spitzer Uzay Teleskopu’nu kullanan bilim insanları, Neptün büyüklüğündeki GJ 436b gezegenini incelerken, hiç beklemedikleri bir keşif yaptı.

Dünya’ya oldukça yakın olduğu ve Mars’ın ardından Dünya’ya en yakın ve daha küçük ikinci gezegen olma özelliği taşıdığı belirtildi.

Central Florida Üniversitesi (UFC) araştırmacılarının keşfettiği gezegene, UCF-1.01 adı verildi.  GJ 436b ve UCF-1.01’nin bir yıldızn yörüngesinde bulunduğu ve aynı yıldız sisteminde başka gezegenler olabileceği ifade edildi.

Lav gezegenin keşfedildiği araştırma ekibinin başında yer alan Chicago Üniversitesi’nden Kevin Stevenson, “Mars’tan daha büyük ve Dünya’dan küçük bir gezegen bulduk. Ve kozmik ölçekte bakılırsa, hemen köşemizde duruyor” dedi. Stevenson, , UCF-1.01’in, “bir başka gezegenin önünden geçmekte olduğunu düşündüklerini, bu yüzden komşularının da bulunabileceğini” söyledi.

“KARŞIMIZA ÇIKIVERDİ” Gök bilimciler için büyük gezegenleri keşfetmek  küçüklere kıyasla çok daha kolay. Ancak büyük gezegenlerin birçoğunun kayalık yüzey ve Dünya benzeri atmosfere sahip olmayan gaz devleri olduğu için, gök bilimciler yaşamın oluşabileceği daha küçük gezegenleri keşfetmeye odaklanıyor.

NASA’nın Kepler gözlemevi, Güneş benzeri yıldızlar etrafında Dünya benzeri gezegenler arıyor. Kızıl ötesi detektörlerini kullanan Kepler, son üç yıl içinde üç binden fazla gezegen buldu, onlarcasının varlığını doğruladı. Kepler’in 100 ile 2 bin ışık yılı arasındaki mesafeleri gözlemliyor olması da, tespit ettiği gezegenlerin Dünya’mıza çok yakın olduğunu gösteriyor.

Stevenson’ın, “Bizim aradığımız gezegen bu değildi” dediği UCF-1.01, Dünya’nın yaklaşık çeyreği kadar, 8,400 km genişliğine sahip. Bir yılın sadece 1.4 gün olduğu belirtilen UCF-1.01’in, bu sebeple yıldızına son derece yakın bir konumda.

GİZLİ BİR ORTAĞI OLABİLİR Stevenson, “UCF-1.01 ile yıldızını birbirinden ayıran mesafe, Ay ile Dünya arasındaki mesafenin sadece yedi katı (İki kozmik cisim arasındaki mesafe 356 ile 406 bin km arasında değişiyor). ABD’li gök bilimci, “Küçük gezegenin yüzeyindeki sıcaklığın 1000 Santigrat derece civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Kısaca, yüzeyindeki kayaları bir lav okyanusuna çevirmeye yeter” dedi.  ABD’li bilim insanı, “UCF-1.01’in henüz kütlesini bilmiiyoruz… Ancak orada olduğuna eminiz” ifadesini kullandı.

Gök bilimcikler UCF-1.01’in gizli bir partneri olduğunu düşünüyor. Böyle düşünmelerinin sebebi, daha büyük olan GJ 436b’nin yıldız sisteminde olduğu düşünülen diğer gezegenlerin yerçekimsel kuvvetlerinin etkisiyle “dikdörtgene” benzeyen bir yörüngeye sahip olması. Stevenson, UCF-1.02’in daha büyük olan komşusunun yörüngesini etkileyecek büyüklükte olmadığını belirtti ve “Bana kalırsa bir yerlerde UCF-1.02 gezegeni var” dedi.

Altın Portakal’da Jüri Başkanı Hülya Avşar

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin büyük jürisine Hülya Avşar başkanlık edecek.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, yaptığı yazılı açıklamada,
bu yıl 6-12 Ekim tarihlerinde düzenlenecek 49. Uluslararası Antalya Altın
Portakal Film Festivali’nde ulusal uzun metraj film yarışmasında büyük jüriye
Hülya Avşar’ın başkan olarak seçildiğini bildirdi.

Geçen yıl yapılan festivalde jüriye Müjde Ar’ın başkanlık yaptığını hatırlatan Başkan Akaydın, bu yılki festivalde ”Mizah, muhalefet ve demokrasi” temasının ele alınacağını vurguladı.

Öte yandan, Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın destekleriyle gerçekleştirilecek festivale başvurular 6 Ağustos’a kadar devam edecek. Altın Portakal’da bu yıl ”En İyi Film” 400 bin lira, ”En İyi İlk Film” 55 bin lira, ”En İyi Yönetmen” 55 bin lira, ”En İyi Senaryo” 35 bin lira, ”En İyi Görüntü Yönetmeni” 30 bin lira, ”En İyi Müzik” 30 bin liranın sahibi olacak.

Jüri başkanı Hülya Avşar Hülya Avşar, 1963 yılında Balıkesir’in Edremit ilçesinde dünyaya geldi. Fikret Hakan ve Salih Güney ile başrolleri paylaştığı 1983 yapımı ”Haram” adlı filmle sinema dünyasına adım atan Avşar, 1989 yılında Sinema Yazarları Derneği tarafından ”En iyi kadın oyuncu” seçildi.

Başrolleri Yaman Okay ile paylaştığı 1990 yapımı ”Benim Sinemalarım” adlı filmdeki rolüyle 9. Uluslararası Tahran Film Festivali’nde ”Jüri Özel Ödülü”, 1993 yapımı ”Berlin in Berlin” filmdeki rolüyle de Uluslararası Moskova Film Festivali’nde ”En iyi kadın oyuncu” ödülünü alan Avşar, aynı filmle Kültür Bakanlığı Sinema Başarı Ödülü’nün de sahibi oldu.

Avşar, Tomris Giritlioğlu’nun yönettiği 1999 yapımı ”Salkım Hanım’ın Taneleri” filmindeki rolüyle de büyük beğeni topladı.

Müzik, sinema, televizyon çalışmalarının ardından Aralık 2000’de kendi adını taşıyan ”Hülya” adlı dergiyi çıkarmaya başlayan ve ilk tiyatro deneyimini 2002 yılında Mazlum Kiper’in yönettiği ”Bugün Benim Doğum Günüm” adlı tek kişilik oyununda yaşayan Avşar, Nisan 2003’te ilk kitabı ”Mavi Yansıma”yı elektronik ortamda yayınladı.

ABD’deki kuraklık dünyayı felakete sürükleyebilir

ABD, son 50 yılın en büyük kuraklık tehdidiyle karşı karşıya. Su kaynakları hızla tükenen ABD, dünyayı hızlı bir şekilde gıda krizinin eşiğine getirebileceği gibi, uzmanlar gıda fiyatlarının önemli bir şekilde artabileceği uyarısında bulunuyor.

Mısır ve soya fasulyesi fiyatları, küresel gıda piyasasında dün rekor seviyeye çıkarken, 30’dan fazla ülkede protesto eylemlerine neden olan 2007-2008 krizinin neden olduğu yüksek fiyatları bile geride bıraktı.

Gıda fiyatları, geride kalan beş haftada yüzde 50’den fazla artış gösterdi ve Rusya’nın tahıl ihracatını durdurduğu 2010’da yaşanan artışın üzerine çıktı. Uzmanlar, dünyanın mısır, soya fasulyesi ve buğday ihtiyacının neredeyse yarısını karşılayan ABD’de yaşanan kuraklığın, Mısır’dan Çin’e kadar tüm ülkeleri etkileyeceğini belirtti.

ABD’li yetkililer, “1956’dan bu yana en kötü iklim koşullarını yaşadıklarını ifade ederken, gıda piyasasındaki talep ve arz dengesizliğinin 2007-2008 döneminden çok daha kötü olduğunu” vurguladı.

Rabobank finansal hizmetler şirketinden analist David Nelson, “ABD’de gerçek bir tahıl felaketi yaşanıyor. 2008’de yaşanan fiyat artışını da geride bıraktık” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü’nün genel direktörü José Graziano da Silva ise Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, “Gıda fiyatlarındaki artış, gelirinin yüzde 75’ini gıdaya harcayan nüfus için özellikle çok endişe verici” ifadesini kullandı.

MİLYARLAR AÇLIK ÇEKEBİLİR Dünyayı 2007-2008’de etkisi altına alan gıda krizi, Bangladeş’ten Haiti’ye kadar dünyanın birçok ülkesinde ayaklanmalara neden olmuş, kriz bir milyardan fazla insanı etkilemişti. Gelişmekte olan ülkelerdeki bol pirinç ve buğday miktarı, krizin yoksul nüfusları çok ciddi açlık çekmekten kurtarmıştı.

ABD Tarım Bakanlığı’nda baş ekonomist olan Joseph Glauber ise beş yıl önceki krizden daha iyi bir durumda olduklarını savundu. Glauber, “Fiyatlar çok yüksek. Ancak beş yıl önce patlak veren buğday kıtlığı şu noktada söz konusu değil” dedi.

Save the Children yardım derneğinin başkanı Justin Forsyth, mevcut fiyatların yoksul insanlar üzerinde etkili olmaya başladığını öne sürdü. Forsyth, “Beklenen yağmurların gelmemesi ve yüksek fiyatlar milyonlarca insanı açlık sınırına getirdi” dedi.

ÜRETİM RAKAMLARI AŞAĞI ÇEKİLDİ ABD Tarım Bakanlığı, geçtiğimiz hafta içinde, içinde bulunulan çeyrek için mısır üretim rakamlarını aşağı çekerken, meteoroloji uzmanları mısır ve soya fasulyesi ekinlerinin yarısının iki hafta içinde kuruyacağını belirtti. Aynı süre içinde, ABD’nin mısır üretiminin yüzde 8 ile 15 arasında azalması bekleniyor.

ABD Tarım Bakanı Tom Vilsack, iki gün önceki açıklamasında, “Her gün dizlerim üzerine çöküyor ve fazladan bir kez dua ediyorum” demişti. ABD’de Ağustos itibariyle bir kile tahılın 9 dolar gibi rekor bir fiyata çıkacağı tahmin ediliyor.

Gıda ve Tarım Örgütü’nden Graziano da Silva, tahıl krizinin daha da kötüleşmesini önlemek için 2012 sona ermeden hükümetlerarası bir konferans düzenlemeleri gerektiğini söyledi.

Tavşanlarla ilgili doğru bilinen yanlış

Efsanenin sonu… Yapılan araştırmalar tavşanlar hakkında herkesçe bilinen bir şeyin yanlış olduğunu kanıtladı!

Tavşanlara havuç aslında zararlıymış. İngiltere’de RSPCA adlı hayvanların yaşamını geliştirme derneği havucun tavşanların dişlerine zarar verdiği ve sindirim problemlerine neden olduğu konusunda uyarı yaptı.

Bristol Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre evcil tavşanların yüzde 11’inde diş çürüğü ve diğer yüzde 11’inde de sindirim sistemi hastalıkları görülüyor. Doğal hayattaki tavşanlar normalde kök sebzeler, tahıl, meyve ve göbek yemiyorlar.

Öfke anında sakin kalmanın yöntemi bulundu

Bilim insanları, kolayca provoke olan kişilerin öfke dolu anlarda nasıl sakin kalacağını ve soğukkanlı hareket edeceklerinin yolunu buldu.

Yapılan bir araştırmaya göre, gerilim ve öfkenin içine sürüklendiğiniz durumlarda yapmanız gereken şey son derece basit: İçinde bulunduğunuz durumu, uzak bir mesafeden izlediğinizi düşünün. Bu açıdan bakarak, o an yaşadıklarınızı ve hislerinizi farklı bir şekilde değerlendirmeye çalışın.

ABD’nin Ohio State ve Michigan Üniversiteleri araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen deneyin sonucunda ortaya atılan “bireysel mesafelendirme” yöntemi, öfkeli insanların kendilerini öfkelendiren faktörlerin etkisini minimize etmelerini sağlıyor.Bireysel mesafelendirme, çok kısa zamanda öğrenilebildiği gibi, insanların öfke anında başvurarak kendilerini saldırganlıktan alıkoymalarını da sağlıyor.

Journal of Experimental Social Psychology dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında iki deney gerçekleştirildi. Deneklere, “müziğin yaratıcılık üzerindeki etkilerini konu alan bir araştırmada yer aldıkları” söylendi. Deneklere, yüksek sesle Igor Stravinsky’nin “Rite of Spring”i dinletilirken, önlerine konan anagramları (çevrik sözcükler) çözmeleri ve yaptıkları çözümleri interkomdan belirtmeleri istendi.

Denekleri provoke etmek için, interkomdan sürekli müdahalede bulunuldu ve interkoma daha sesli cevap vermeleri söylendi. Ardından provokasyon daha üst bir seviyeye ulaştı ve deneklere, “Bunu üçüncü defa söylemek zorunda kalıyorum. Talimatları anlamıyor musun? Daha sesli konuş!” şeklinde seslenildi.

BİR SİNEĞİN GÖZÜNDEN İZLEYİN Denekler daha sonra üç gruba ayrıldı. İlk gruptakilere, ilk aşamada yaptıklarını kafalarında 45 saniye boyunca canlandırmaları ve maruz kaldıkları muamele yeniden yaşanıyormuş gibi düşünmeleri istendi. Bireysel mesafelendirme grubuna, yaşadıklarını uzaktan izliyormuş gibi değerlendirme yapmaları söylendi. Kontrol grubuna  ise özel bir talimat verilmedi.

Bu aşamanın ardından gerçek deney başladı. İlk olarak 94 üniversite öğrencisine ruh hallerini belirtmeleri ve boşluklardaki kelimeleri tamamlamaları istendi (Örnek olarak öl.. boşluğunun ölüm veya ölçü olarak tamamlanması). İkinci olarak, aynı testte 86 öğrenci yarıştırıldı ve buldukları cevabı ilk kimin ilettiği gözlemlendi. Kazanan, deney gereği, kulaklıklar aracılığıyla kaybedeni sesli bir şekilde alaya aldı.

BİR ADIM GERİYE ATIP DÜŞÜNÜN Sonuçlara bakıldığında, bireysel mesafelendirme yöntemi kullanan öğrencilerin, test süresince daha az öfkeli ve öfkeye dirençli oldukları gözlemlendi. Bu öğrenciler, kelime testinde galip geldiklerinde de, kaybeden arkadaşlarına daha düşük ses tonuyla ve daha kısa süreli alaylarda bulundu.

Araştırma ekibinde yer alan Ohio Üniversitesi’nden iletişim ve psikoloji profesörü Brad J. Bushman, “İnsanlar doğal olarak kendilerini mesafelendirmiyor. Ne zaman öfkelensek, doğal olarak öfkeye kapılıp gidiyoruz” dedi.

Bushman, “Aklımızda saldırgan düşünceler ve hisler tutarsak, bu şekilde hareket etmemiz de kaçınılmaz… Yapılacak akıllıca hareket, geriye bir adım atmak ve içinde bulunduğumuz durumu tavanda gezinen bir sineğin gözünden incelemek” dedi.