Bebekler sosyal doğar

ABD’de bulunan çocuk enstitüsü bebeklerin doğdukları andan itibaren insanlarla birlikte olmaktan keyif aldıklarını açıkladı.

ABD’nin Phoenix şehrinde bulunan Arizona Çocuk Gelişimi Merkezi’nde çalışan uzmanlar bebeklerin doğduktan birkaç hafta sonra etraflarında insanları görmek istediklerini belirtti.

Klinik direktörü Dr. Alison Steier bebeklerin iki yaşından itibaren etraflarında yeni yüzler görmekten mutlu olduklarını söyledi.

Steier sözlerine şöyle devam etti: “Bebekler, siz farkına varmasanız bile, sürekli olarak gözlem yapar ve çevresindeki insanlardan çok şey öğrenir.”

Yale Üniversitesi’nde geçtiğimiz günlerde yapılan araştırmada 6-10 ay arasındaki bebeklere kukla şovu izletildi.

Kuklaların bazıları iyi bazıları ise kötü karakterliydi. Şovdan sonra bebeklerin iyi karakterlere sahip kuklalarla oynadıkları gözlemlendi.

Parents dergisinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre bebeklerin küçük yaşlardan itibaren sosyal varlıklar olduğu tespit edildi ve ebeveynlerin bu hususu göz önüne alarak onları sosyalleştirmesi gerektiği vurgulandı.

Reklamlar

Sesten Parkinson teşhisi

Parkinson hastalığı, sesteki değişikliklerle erken teşhis edilebilir.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) matematikçi Max Little, Oxford Üniversitesi’nden iki meslektaşıyla, Parkinson hastalığının belirtilerinden olan sesteki değişiklikleri gösterebilen bir yazılım geliştirdi.

Little ve meslektaşları 50 Parkinson hastasının sesini 6 ay boyunca, ayda bir kez kaydetti. Bu kayıtlar sağlıklı ya da ses tellerini etkileyen başka hastalıklara yakalananların sesleriyle karşılaştırıldı.

Yazılım sayesinde algoritma çıkaran araştırmacılar, yüzde 86 oranında doğru Parkinson teşhisi koydu.

Little, BBC televizyonuna yaptığı açıklamada, amacının kesinlikle uzmanların yerini almak olmadığını, onlara pratik ve daha az masraflı bir araç sunmak istediğini belirtti.

“Muayenenin” telefon görüşmesiyle de yapılabileceğini vurgulayan Little, yazılım sayesinde iki randevu arasında hastaların daha iyi takip edilebileceğini ifade etti.

Little, hedefinin en az 10 ülkeden gelen 10 bin sesi veri tabanına kaydetmek ve böylece iki yıl içinde uzmanlara “işlevsel bir araç” sağlamak olduğunu vurguladı.

23 milyon ehliyet değişecek

AB standardına uygun ehliyetler geliyor. Gelecek yıldan itibaren verilmesi planlanan ehliyetler özel renk ve mikro harfler içeren tasarıma sahip olacak.

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Dairesi Başkanlığı, sürücü belgelerini AB kriterlerine uygun hale getirmek üzere başlattığı çalışmada sona yaklaştı.

Yeni ehliyetlerde sahteciliğin önüne geçilmesi için güvenlik üst düzeyde tutulacak. Ehliyetler, fiziki olarak AB ülkelerinde kullanılan sürücü belgesine uygun olacak.

Polikarbonat malzemeden lazer baskı ile üretilecek sürücü belgeleri, özel renk ve mikro harfler içeren karmaşık bir tasarıma sahip olacak. Kartın içerisinde, ultraviyole ışığa tutulduğunda görülen yazı ve şekiller bulunacak.

TAKLİDİN ÖNÜNE GEÇİLECEK

Kartta renkli güvenlik mürekkepleri ile gökkuşağı ve guilloche baskı (Banknot baskısında da kullanılan çok ince çizgi ve yazılardan oluşan bir teknik) kullanılacak. Böylece tarama, baskı ya da kopyalama yoluyla kartın taklit edilmesinin önüne geçilecek.

FOTOĞRAF ÜZERİNDE ÖZEL HOLOGRAM

Fotoğraf, karta lazer baskı ile işlenecek. Fotoğraf üzerinde oynamaya veya kopyalamaya karşı özel hologram bulunacak. Fotoğrafın olduğu kısmın arka planında güvenlik tasarımı yer alacak. Böylece fotoğrafın değiştirilmesi ya da üzerinde oynanması engellenecek.

ISIYA DAYANIKLI RENK GEÇİŞLİ MÜREKKEP

Kartta ısıya dayanıklı renk geçişli mürekkep, değişken lazer görüntüler, ultraviole floresan mürekkep, renk değiştiren baskı, arka planda dijital su izi, kızıl ötesi ya da fosforlu boya, kabartma harf, sembol ve şekiller de bulunacak.

KULLANILABİLECEK ARAÇLAR YAZACAK

Belgenin ön yüzünde kişisel bilgiler bulunacak. Arka yüzde ise belge sahibinin kullanmaya yetkili olduğu araç ya da araçların kategorisi ile her bir kategori için belgenin geçerlilik tarihi yer alacak. Arka yüzde ayrıca ek bilgiler ile sürücü ve araca ilişkin kısıtlamaların kodları bulunacak.

23 MİLYON EHLİYET DEĞİŞECEK

Türkiye’de yaklaşık 23 milyon kişinin sürücü belgesi bulunuyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla 23 milyon vatandaşın ehliyeti zamana yayılarak değiştirilecek. Ehliyetlerin tamamının değiştirilmesi için 5 ya da 10 yıllık bir süre öngörülüyor. Yeni ehliyetlerin gelecek yıldan itibaren verilmesi planlanıyor. Bu ehliyetler, AB ülkelerinde de geçerli olacak.

ÖMÜR BOYU KULLANILAMAYACAK

Yeni ehliyetlerin geçerlilik süresi olacak, belgenin ömür boyu kullanılması mümkün olmayacak. Uyum süreci kapsamında ehliyetlerin kategorilerinde de değişikliğe gidilecek. Çalışmaların tamamlanmasıyla Türkiye’de AB ülkelerinde kullanılan ehliyet sınıfları uygulanacak.

1 Temmuz’da çok şey değişecek?

1 Temmuz’da yürürlüğe girecek olan Yeni Türk Ticaret Kanunu hayatımıza birçok yenilik getirecek. Kamyon ve dolmuşlarda yer alan ve çoğu zaman güldüren ‘Kamyon Çeker 10-20 ton, Gönlüm Çeker Paris Hilton’, ‘Hayatımı Yazsam, Duble Yol Olur…’, ‘Araman İçin İlla Hata Mı Yapmam Gerekir?’ gibi tampon yazıları tarihe karışacak.

Yeni Türk Ticaret Kanunu hayatımızda devrim gibi değişikliklere neden olacak.

İşte 1 Temmuz 2012′de hayata geçecek olan kanunun günlük hayatımıza yansımaları…

Otobüslerde tavuk ve horoz gibi canlı hayvan taşınmayacak. Gece yarısından sonra yolcuların uyuduğu saatte yüksek sesle müzik çalınmayacak. Şehirlerarası yolculuklarda yumurta, soğan, pide, lahmacun gibi kötü kokan yiyecekler yenilmeyecek.

Yolcu taşımacılığında sefer yapılamamışsa, harekette yolcunun katlanamayacağı zaman diliminde gecikme olursa; yolcu, ödediği ücreti ve varsa zararını isteyebilecek. Yolcu, aksine bir sözleşme olmaması durumunda bagajı için de ayrı bir ücret ödemeyecek.

Firmalar, bilette belirtilen yerin başka bir kişiye verilmesi, aracın belli saatten önce hareketi nedeniyle yolcunun yetişememesi gibi nedenlerden sorumlu olacak. Herhangi bir zarar ispat edilmese bile firma, bilet bedelinin 3 katı tazminat ödeyecek.

Kamyon ve dolmuşlarda yer alan ve çoğu zaman güldüren ‘Kamyon Çeker 10-20 ton, Gönlüm Çeker Paris Hilton’, ‘Hayatımı Yazsam, Duble Yol Olur…’, ‘Araman İçin İlla Hata Mı Yapmam Gerekir?’ gibi tampon yazıları tarihe karışacak.

Tek başlarına ticaret yapan ancak ticaret unvanlarına bir şirketin var olduğu izlenimini uyandıracak ekler yapan kişiler, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacak.

Taksitli satış ve tüketici kredilerinde dürüst davranılmaması haksız rekabet olarak sayılacak. Uygulanan faiz veya vade farkı, ödemelerin nasıl yapılacağı açıklanacak.

Ticaret unvanına, “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve “Milli” kelimelerini Bakanlar Kurulu kararı olmadan koyan tacirler, 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacak.

Şirket müdürlerinden en az birinin yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması ve bu müdürün şirketi tek başına temsile yetkili olması zorunluluğu kalkıyor.

Bir şirket kurmak veya şirketin sermayesini artırmak amacıyla halka her türlü yoldan çağrıda bulunularak para toplanması yasaklanıyor.

Eşyanın kaybolmasından veya hasara uğramasından doğan talep hakları, teslimi takip eden 3 iş günü içinde; açıkça görülmüyorsa teslimi takip eden 14 iş günü içinde taşıyıcıya bildirilmemişse sona erecek.

Eşyanın kaybolmasından veya hasara uğramasından doğan talep hakları, teslimi takip eden 3 iş günü içinde; açıkça görülmüyorsa teslimi takip eden 14 iş günü içinde taşıyıcıya bildirilmemişse sona erecek.

Yönetim kurulu üyelerinin yakınları, şirkete nakit borçlanamayacak, bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremeyecek.

Müşteri, malın gerçek değeri konusunda yanıltılamayacak ve karar verme özgürlüğüne, verilen hediyelerle etki edilemeyecek. Kapıdan veya yoldan çevirerek yapılan satışlar, saldırgan satış yöntemi olarak değerlendirilecek.

Tacirin kullandığı her türlü kağıt ve belgede, sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi ve numarasının gösterilmesi zorunluluğuyla ilgili maddenin yürürlüğü 1 Ocak 2014′e erteleniyor.

Kanun ticaret hayatına da yenilikler getiriyor. Yeni kanunla birlikte her tacir internet sitesi oluşturmak zorunda olmayacak, ancak internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi olan tacirler, işletmesi ile ilgili bilgileri bu siteden yayımlayacak.

Şirketin internet sitesine konulan bir içerik, üzerinde bulunan tarihten itibaren en az 6 ay süreyle internet sitesinde kalacak, aksi halde konulmamış sayılacak.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan sermaye şirketlerinden internet sitesine sahip olanlar, üç ay içinde internet sitelerinin içeriklerini kanunun öngördüğü şekilde düzenleyecek.

Kanunun göreve ilişkin hükümleri, kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki açılmış davalara uygulanmayacak. Bu davalar, açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olacak.

Temel Reis haklı çıktı

Ispanak kasları güçlendiriyor.

Ispanak ve benzer nitrat yönünden zengin sebzelerin kasları güçlendirdiği bilimsel olarak doğrulandı.

İsveç’teki Karolinska Enstitüsü bilim adamları yaptıkları araştırmada, ıspanaktan aldıkları tuzu bir hafta boyunca farelerin içme suyuna ekledi. Bu sürenin sonunda, düzenli olarak nitrat alan farelerin kaslarında belirgin bir güçlenme olduğu tespit edildi.

Araştırmaya katılan Andres Hernandez, farelere, bir insanın 200-250 gram ıspanak yediğinde aldığı nitrat oranı doğrultusunda tuz verildiğini belirtti.

Nitrat alımının, kırmızı kas olarak da bilinen, fazla efor gerektirmeyen hareketlerde devreye giren, yavaş kasılan kas lifleri üzerinde önemli bir etkisinin saptanmadığını kaydeden Hernandez, ancak beyaz kas olarak bilinen, yüksek eforda kullanılan, hızlı kasılan kas liflerinde önemli değişime yol açtığını bildirdi.

Nitratın, kaslarda bulunan iki proteinin yoğunluğunu artırdığını ifade eden Hernandez, bu proteinlerin de beyaz kaslardaki kalsiyum miktarını yükselttiğini söyledi.

Araştırma sonucunun hem spor alanında hem de kas hastalıklarının tedavisinde kullanılabileceğini ifade eden Hernandez, klinik deney de yapacaklarını belirtti.

Pasaport için 40 gün uyarısı

140 bin pasaportun basım için beklediğini açıklayan İçişleri Bakanlığı, çipli pasaport alım süresinin 40 güne kadar çıkabileceği uyarısında bulundu.

İçişleri Bakanlığı ihalenin iptaliyle çipli psaport sıkıntısı başladığı uyarısı yaptı. Star gazetesinde yer alan habere göre; 81 ile gönderdiği uyarı yazısında 140 bin pasaportun basılmayı beklediğini belirterek 40 günlük pasaport kaldığını kaydetti. Hac ve umre adaylarının pasaport sıkıntısı yaşamamaları için en az iki ay önce müracaat etmeleri istendi. Çipli pasaport krizi geçen Aralık ayında bir Fransız firmanın aldığı ihalenin güvenlik gerekçesiyle iptal edilmesi üzerine başladı.

İkinci sırada bulanan başka bir Fransız firmasının da aynı sebepten ihalesi iptal edildi. Üçüncü sırada bulunan Malezyalı firma da baskıya geçebilmek için Fransız şirketlerin itirazlarının karara bağlanmasını beklemeye başladı. Bu süreç devam ederken stoktaki çipli pasaportları dağıtılmasına devam edildi ancak, eldeki pasaportlar kısa sürece tükendi. Türkiye’nin dört bir tarafından yapılan müracaatların karşılanmasında sıkıntılar baş gösterdi.

Halihazırda 140 bin pasaportun basılmak için sıra beklediği ve bu rakama her gün binlercesinin eklendiği belirtildi. İçişleri Bakanlığı da 81 valiliğe gönderdiği yazı ile pasaport basım sürecinin daha da uzayabileceğini belirtti. Bakanlık yazıda “Bilindiği üzere Pasaport Tanzim Sistemi normal sürecinde pasaport talepleri 2 gün içerisinde karşılanmaktaydı ancak günümüzde bu süreç 12 güne çıkmıştır. Teknik nedenlerden dolayı bu yılın sonuna kadar bu sürenin 30-40 güne kadar çıkması ihtimal dahilindedir” uyarısı yaptı.

Vatandaşlara seyahatlerinden iki ay öncesinden işlemlerini yaptırmaları uyarılarında bulunulduğu hatırlatılan yazıda “Ancak vatandaşımızın ani gelişen ihtiyaçları dolayı herhangi bir mağduriyete yol açmamak için pasaport talepleri emniyet Genel Müdürlüğü Pasaport Dairesi Başkanlığı’nca karşılanmaya çalışılmıştır” denildi.

Acil pasaport ihtiyacı olanlar için gerekli formun doldurulması istenen yazıda sağlık, vefat, seyahat biletinin önceden alınması gibi durumları gösteren belgenin de eklenmesi, formun birim amiri tarafından imzalanması ve bu işlemler sırasında alınan belgelerin saklanması gerektiği bildirildi. Pasaport basım süresinin uzamasından ise en çok hac ve umre ziyaretçilerini etkilenecek. Vatandaşlara seyahatlerinden en az iki ay önce pasaportlarını almaları uyarısı yapılıyor. Ancak hacı adayları, hak kazandıklarını öğrendikten kısa süre sonra işlemlerini yaptırmak zorundalar. Hacca gitmeye hak kazanan bir aday, kura çekildikten 3 ay sonra yolculuğa çıkıyor ve bu süre içinde pasaport ile vize işlemlerini yaptırması gerekiyor. Bu kişilerin büyük çoğunluğunun hayatlarında ilk kez pasaport alacak olmaları da yığılmaları daha da arttırıyor. Ramazan umresi için pasaport müracaatı yapan vatandaşlar ile birlikte bu yıl hac ve umre için yüzbinlerce kişinin, pasaport müracaatında bulunması bekleniyor. ?

Türkiye’de iki yıl önce kullanılmaya başlanan çipli elektronik pasaportların ihalesinde bir türlü aşılamayan krizin nedeni ise Türkiye vatandaşlarının bilgilerinin güvenliği. Bir pasaportun çipinde bulunan şifresinin kırılması durumundaTürkiye Cumhuriyeti  pasaportu taşıyan herkesin kimlik bilgilerine ulaşılabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, yurtdışında üretilip Türkiye’ye gönderilen çiplere yerleştirilecek küçük bir virüsün tüm e-devlet kapısını açabileceği uyarısında da bulunuyor.

 

Süt içen çocuk daha zayıf!

Araştırmada süt tüketiminin çocuklar üzerindeki etkileriyle ilgili ilginç sonuçlara ulaşıldı.

 

İki yaşındaki kızım günde yaklaşık 500 ml süt içiyor. ‘’Biraz daha yüften’’ diyor, vermiyorum 🙂 Üstelik anası gibi kansızlığa meyilli.

Yani sütü abartmamamız önemli. Bana kalsa hiç süt vermem. Yoğurt ve kefir dururken, sütü tercih etmem. Ama benimki, bir süt canavarı. Hal böyle olunca; sütle ilgili her şey çok ilgimi çekiyor. Özellikle de sütün şöhreti baya sarsılmışken.
Erciyes Üniversitesi’nde yapılan araştırma; 6-14 yaşları arasındaki 300 öğrenci üzerinde yapılmış.

Çalışmada, günde 2 bardaktan fazla süt içenlerin vücut ağırlıklarının, daha az süt tüketenlerden daha düşük olduğunu ortaya çıktı.

Ayrıca yeterli süt tüketen çocukların beslenme alışkanlıklarının daha düzgün olduğu, bu çocukların B2, B6 vitamini, iyot, magnezyum, fosfor, protein, potasyum, kalsiyum, elzem amino asit alımlarının, yetersiz süt tüketenlere göre daha yüksek olduğu saptanmış.
PEKİ NEDEN SÜT İÇEN ÇOCUKLAR DAHA ZAYIF? Çocuk ve zayıf kelimesi yan yana gelince hemen olumsuz bir algı oluyor. Halbuki burada kastedilen son derece olumlu bir eğilim.

Zira dünyayı da ülkemizi de obezite tehdit ediyor, iştahsızlık değil 🙂

Araştırmayı yapan Prof.Dr. Nermin İnanç, sütün kalsiyum ve proteinden zengin olduğu için ağırlık kaybı sağlayabildiğini söylüyor (Biz de mi içsek :P). Prof. İnanç’a göre; obezite ve obeziteye bağlı kalp hastalıkları, diyabet, kanser gibi kronik hastalıkların önlenebilmesi için, çocuklar günde 2 su bardağı süt tüketmeli.
Çocuğunuz süt sevmiyorsa hemen dertlenmeyin. Hiçbir besin, tek başına mucize yaratmıyor.

Sütün dışında bir dolu kalsiyum ve protein kaynağı var ve bunun için çocuğunuzun yemekle ilişkisini bozmaya değmez.

ESRA SERT – NTVMSNBC