Hile yapan bilgisayar turnuvadan elendi

Dünya Bilgisayarlar Arası Satranç Şampiyonası galibi Rybka’nın diğer yazılımlardan bilgi çaldığı ortaya çıktı.

Dünyanın en iyi satranç oynayan bilgisayar programı olan, son dört yıldır Dünya Bilgisayarlar Arası Satranç Şampiyonası’nın (WCCC) galibi Rybka, diğer iki satranç programı Crafty ve Fruit’ten kopyalama yaptığı gerekçesiyle diskalifiye edildi. Ntvmsnbc’nin haberine göre WCCC’nin arkasındaki yönetim yapısı olan Uluslararası Bilgisayar Oyunları Birliği (ICGA), Rybka’nın yaratıcısı Vasik Rajlich’in diğer satranç ustalarının çalışmalarını çalarak nasıl dört ‘haksız’ zafer elde ettiğini detaylarıyla anlattı. ICGA şimdi Rajlich’ten hem kupaları, hem de para ödülünü geri istiyor.

BTnet.com.tr’nin haberine göre IBM’in Deep Blue bilgisayarının 1997 yılında Garry Kasparov’u yenmesinden beri bilgisayar satrancı dünyası hiç bu kadar karışmamıştı.

ICGA’nın tüm iddiaları Rybka’nın Fruit ile benzerliklerine dayanıyor. Fruit, WCCC 2006’te ön sırada yer alan açık kaynak kodlu bir satranç motoru. Rybka ise ertesi yıl ortaya çıktı ve uzmanlara göre Fruit’in belirleyici bazı hareketlerini kullanıyor. Sonuçta ICGA Rybka’yı sadece Fruit’i kopyaladığı için diskalifiye etmekle kalmadı. ICGA. Rajlich’in motorunun orijinal olduğuna dair iddialarından duyduğu rahatsızlığı da ortaya koydu.

PARA HIRSI MI?
Vasik Rajlich, MIT mezunu uluslararası bir satranç şampiyonu. Hem parlak bir satranç oyuncusu hem de mühendis olması, Rybka’nın diskalifiye edilmesinin ne kadar adaletli olduğu konusunda akıllarda soru işareti yaratıyor. Ama sonuçta Rajlich kaynak kodunu erişilebilir kılmadığı sürece, ICGA için de Crafty ve Fruit’ten hırsızlık yaptığından tam olarak emin olmasını imkansız hale getiriyor.

Eğer Rajlich gerçekten Crafty ve Fruit’i kopyaladıysa, bunun sebebinin muhtemelen finansal olduğu düşünülüyor. Sonuçta Rybka ticari bir yazılım ve onun en iyi satranç programı olarak dünya çapında ün kazanması beraberinde parayı da getiriyor.

Ama içinde bulunulan durum da çok ilginç. Çünkü Rybka WCCC’den atıldı, ICGA da diğer turnuvalara Rybka’nın girişini engellemeleri çağrısı yapıyor. Bu tabloda Rajlich ve tüm Rybka ekibinin isimlerini temize çıkarmalarının tek yolu kaynak kodunu göstermeleri. Ama bu da finansal olarak zor bir adım demek.

Sinema bu hafta gerecek

Sinemaseverler, bu hafta komedi, korku ve dram türlerinde 5 yabancı filmle buluşacak. Vizyona giren filmler arasında “Dehşetin Gözleri” ve “Julia’nın Gözleri” dikkati çeken gerilim filmleri.

Nicolas Cuche’nin yönettiği ve Virginie Efira, Francois-Xavier Demaison, Armelle Deutsch ile Raphael Personnaz’ın oynadığı ”Aşka Şans Ver (La Chance de Ma Vie-Second Chance)” filmi, romantik ve komedi sahneleriyle izleyicilerin ilgisini çekmeye çalışacak.

Filmde, Jullien Monnier, başarılı bir ilişki danışmanı olmasına rağmen hayatına giren kadınları iki haftadan fazla elinde tutmayı beceremez. Monnier, tam başka biriyle çıkmamaya karar vermişken Johanna’ya aşık olur, fakat Joanna bir süre sonra başına gelen tersliklerin onunla tanıştığı günden başladığını fark eder.

Elbert Van Strien’in yönettiği ve Barry Atsma, Hadewych Minis ile Isabelle Stokkel’in oynadığı ”Dehşetin Gözleri (Zwart Water-Two Eyes Staring)” filmi, korku sahneleriyle dikkati çekecek.

Filmde, Christine, ailesinden miras kalınca doğup büyüdüğü eve kocası ve 9 yaşındaki kızıyla taşınmaya karar verir. Bir süre sonra Lisa, evin karanlık köşelerinde annesinin ölü kız kardeşi olduğunu söyleyen bir kız görmeye başlar. Zamanla babası da karısının kendisinden korkunç bir sır gizlediğini anlar ve bu sır ölümcül sonuçlar doğurur.

Guillem Morales’nin yönettiği ve Belen Rueda, Lluis Homar, Pablo Derqui ile Francesc Orella’nin oynadığı ”Julia’nın Gözleri (Los Ojos de Julia-Julia’s Eyes)”, korku ve gerilim sahneleriyle sinemaseverlerin karşısına çıkacak.

Filmde, göz hastalığı olan Julia’nın, ikiz kız kardeşi de aynı hastalığa yakalanır ve kendini bodrumda asar. Herkes onun intihar ettiğini düşünse de Julia aynı fikirde değildir. Kardeşini kimin öldürdüğünü öğrenmek amacıyla araştırmalara başlar.

DRAM FİLMLERİ
Xavier Beauvois’in yönettiği, Lambert Wilson, Michael Lonsdale, Olivier Rabourdin, Philippe Laudenbach’ın oynadığı ”Tanrılar ve İnsanlar (Des Hommes et Des Dieux-Of Gods and Men)” filminin konusu şöyle:
”Mağrip’te 1990’larda, dağların tepesinde bir manastır. 8 Fransız Hristiyan keşiş, Müslüman köylülerle huzur içinde yaşarken ülke birden karışır. Şiddet olayları bölgeye hakim olur. Yaklaşan tehlikeye rağmen keşişler, yerlerinden kıpırdamamaya kararlıdır.”
Asghar Farhadi’nin yönettiği ve Leila Hatami, Sareh Bayat ile Shahab Hosseini’nin oynadığı ”Bir Ayrılık (Jodaeiye Nader az Simin-A Separation)” filmi, dram sahneleriyle sinemaverlerle buluşacak.
Filmde, Simin, kocası Nader ve kızı Termeh ile İran’ı terk etmek ister. Nader’in Alzheimer hastası babasını bırakmayı reddetmesi üzerine boşanma davası açan Simin, dava talebi reddedilince anne babasının evine gider. Termeh ise babasıyla kalmaya karar verir. Nader, kızına ve babasına bakması için hamile bir genç kadın tutunca birçok sorun ortaya çıkar.

Süper Loto 22 milyona koşuyor

Süper lotoda 9 haftalık devrin ardından Milli Piyango yetkililerince bu hafta 22 milyon liraya ulaşacağı belirtilen büyük ikramiye, günlük faiziyle bile talihlileri zengin edecek.

Milli Piyango İdaresi, vatandaşların bu hafta 25 milyon liralık süper loto oynamasını bekliyor.

Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü yetkililerinden edinilen bilgiye göre, 9 haftadır 6 bilenin çıkmadığı ve 20 milyon 173 bin liralık büyük ikramiyenin 10. haftaya devrettiği süper lotoda büyük ikramiye vatandaşların rüyalarını süslüyor.

Bu hafta vatandaşların 25 milyon kolon Süper Loto oynaması bekleniyor. Bu da vatandaşların 22 milyon liralık büyük ikramiyeyi kazanmak için 25 milyon liralık oyun oynaması anlamına geliyor.

GÜNLÜK FAİZİ BİLE 9 AYLIK ASGARİ ÜCRETE BEDEL

Bu arada süper lotonun süper ikramiyesinin günlük faizi bile insanı zengin etmeye yetecek.

22 milyon liranın bankaya yatırılması halinde, 6 bilenler aylık 166 bin 760 lira faiz geliri elde edecek. Günlük faiz gelirleri ise 5 bin 558 lira olacak. Büyük ikramiyenin günlük faiz geliri bile asgari ücretlinin 9 aylık maaşına bedel.

Söz konusu paranın son Hazine ihalelerinde oluşan faiz rakamlarıyla Hazine bonosuna yatırılması halinde yıllık getirisi 1 milyon 761 bin lira olacak. Bu şekilde, talihli ya da talihlilerin aylık faiz geliri 146 bin 75, günlük faiz geliri de 4 bin 824 lirayı bulacak.

22 milyon lira ile 41 bin 509 adet cumhuriyet altını alınabilecek. Büyük ikramiye, 13 milyon 373 bin 860 dolara karşılık geliyor.

Bu yıla damgasını vuran inşaat ve otomotiv de tüm cazibesiyle talihliyi bekleyen sektörlerden. Talihli kişi parasını isterse ortalama 25 bin liradan 880 araç satın alarak kendisine dev bir filo kurabilir.

Eğer Süper Loto talihlisi, sahip olacağı serveti gayrimenkule yatırmak isterse de ortalama 150 bin liradan toplam 146 evin sahibi olabiliyor. Bu evlerden kira zengini olabilecek şanslı kişi, her bir evi ortalama 750 liradan kiraya verirse, aylık 110 bine liraya yakın kira geliri elde edebilir. Süper ikramiyenin aylık faiziyle dahi 1 lüks konut edinilebilecek.

103 KEZ DÜNYA TURU, ÇIRAĞAN’IN SULTAN SUİTİ’NDE 648 GECE

Loto talihlisi kazanacağı parayla dünyanın en lüks gezilerinden birine de çıkabilir.

VİP Turizmin kişiye özel hazırladığı dünya turuna 90 bin avro ödeyerek katılmak mümkün. Talihli eğer bu ücreti öderse, Japonya’dan başlayacak turunu Avusturya ve Yeni Zelanda’da sürdürebilir, tropik adalarda vereceği bir molanın ardından Güney Afrika’da safari yapabilir. Güney Amerika’da Arjantin ve Şili’de görebileceği eşsiz tangoların ardından gezisini, ABD’deki Miami, New York ve Las Vegas ile tamamlayabilir. Şanslı kişi böyle bir geziye sahip olduğu servetle 103 kez çıkabilir.

Türkiye’ye gelen zengin misafirlerin gözdesi olan Çırağan Sarayı’nda eşsiz bir konaklama yaşama şansına da sahip olacak talihli, geceliği 20 bin dolardan Grand Sultan Suiti’nde 648 gün kalabilir ve Boğaz’ın keyfini dilediği gibi çıkarabilir.

OTOMOBİL TUTKUSU VE 36 BİNDEN FAZLA TEK TAŞ PIRLANTA

Süper Loto talihlisi lüks içinde yaşamak isterse birbirinden farklı seçeneklerle baş döndüren imkanlara sahip. Dünyanın en pahalı otomobili olarak nitelendirilen ve Türkiye’de bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar sınırlı sayıda olan 2 milyon dolarlık Bugatti Veyron 16.4’ten yaklaşık 7 tane satın alıp, trafikteki dikkatleri üzerine çekebilir.

Lüks yaşamın olmazsa olmazlarından lüks yatlarda ise üst sınırı belirlemek zor. Dünyanın en pahalı yatı ”Eclipse” 1 milyar dolarlık fiyatıyla dudak uçuklatıyor. Eğer talihli isterse Türkiye’deki işadamlarının en çok tercih ettikleri süper sınıfındaki 28 metrelik bir yatı 3 milyon dolara rahatlıkla satın alabiliyor.

Büyük ikramiyeyi kazandıysanız ve dünyanın incisi İstanbul Boğazı’ndan yalı sahibi olmak istiyorsanız adımlarınızı dikkatli atmanız gerekebilir. Çünkü, Boğaz’da gösterişli bir yalı alabilmenin maliyeti en az 30 milyon liradan başlıyor. Bununla birlikte Boğaz’da daha küçük ve ”yol yalısı” olarak tabir edilen, denizle direkt bağlantısı bulunmayan yalılar ise yaklaşık 5-6 milyon liraya alınabiliyor.

Lüksün bir diğer adı olan mücevherlerde talihlinin zevkleri arasına girebilir. Talihli, ortalama 600 liradan, 36 binden fazla tek taş pırlanta yüzük sahibi olabilir.

EN BÜYÜK İKİNCİ İKRAMİYE

Süper lotoda bugüne kadarki en büyük ikramiyeyi 12 hafta devirin ardından 12 Mart 2009 çekilişinde verilen 49 milyon 817 bin liralık ikramiye oluşturdu. 12 Mart 2009 çekilişinde 2 talihli, 6 rakamı bilerek büyük ikramiyeyi paylaşmıştı. 22 milyon liralık ikramiye 22 Mart 2009 çekilişindeki ikramiyeden sonraki en büyük ikramiye olma özelliğini taşıyor.

Süper lotoda 22 milyon liralık süper ikramiyeye giden 9 haftalık devir süreci 28 Nisan 2011 tarihinde başladı.

Öte yandan Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü yetkilileri, süper lotoda büyük ikramiyenin 6 bilen çıkana kadar devretmeye devam edeceğini bildirdi.

Akvaryum ücretsiz olunca olan balıklara oldu

Florya’da açılan dev akvaryuma, 3 gün ücretsiz olması nedeniyle ziyaretçi yağdı. Fotoğraf makinelerinin flaşları, 60-70 balığı telef etti.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, önceki gün açılışında yetkililerden birkaç gün tanıtım amacıyla ücret alınmamasını istemesi üzerine Florya’daki İstanbul Akvaryum’da dün izdiham yaşandı. Akvaryum’un ücretsiz olduğunu öğrenen İstanbullular da dün sabahın erken saatlerinden itibaren Florya’ya akın ederek trafiği kilitledi. Ziyaretçilerin en çok ilgisini köpekbalığı ve yengeçler çekti. Müren balığı, deniz atları, ıstakozlar ve vatozlar da özellikle çocuklardan büyük ilgi gördü.

‘FLAŞ KULANMAYIN’ ANONSUNU KİMSE DİNLEMİYOR
Bu arada yetkililer, balıklara yaklaşılmaması gerektiğini, bunların bazılarının zehirli olduklarını sık sık anons etmek zorunda kalıyorlar. Flaş kullanılmaması uyarısına ise pek aldıran olmuyor ve bu da görevlileri zor durumda bırakıyor. Çünkü bir görevli, yaklaşık 60-70 balığın patlayan flaşlardan etkilenerek öldüklerini söylüyor. Bu anonsları da o yüzden sık sık yapmak zorunda kaldıklarını anlatıyor.

‘YAĞMUR ORMANLARI’NDA ŞEMSİYE!
Akvaryum’un Yağmur Ormanı temalı bölümde ise aşırı nemden dolayı yukardan su damlalarının yağması üzerine ziyaretler şemsiyelerini açmak zorunda kaldı. Ses ve yağmur efektleriyle gerçeğinden ayırt edilemeyen Yağmur Ormanı, 1200 metrekarelik bir alana yayılmış. Burada en çok ilgiyi çekenler dev canlı bitkiler, yapay şelaleler, piranhalar ve iguanalar.

Florya sahilinde 100 bin metrekare büyüklüğünde bir alan üzerine konumlanmış, dünyanın en büyük tematik akvaryumu olduğu açıklanan İstanbul Akvaryum’a girdiğiniz anda, sizi Nuh’un Gemisi karşılıyor. Yani ilk girdiğiniz bölüm size Karadeniz’i anlatıyor. LCD ekranlara dokunarak bilgi edinebiliyorsunuz. Ayrıca panellerde de Karadeniz’in oluşumu ve Karadeniz’de yaşayan canlılar hakkında çeşitli grafikler bulabiliyorsunuz.

Daha sonra ise sırayla, İstanbul Boğazı, Marmara, Çanakkale Boğazı, Ege, Süveyş Kanalı, Kızıldeniz, Küresel Isınma, Akdeniz, Cebelitarık Boğazı, Doğu Atlantik (Batık Gemi), Orta Atlantik, Batı Atlantik, Panama Kanalı, Pasifik, Nautilus (Denizaltı), Yağmur Ormanı alanları yer alıyor. Özetleyecek olursak, 16 tema ve 1 yağmur alanına ev sahipliği yapıyor Akvaryum. Tabii ki bu bölgelerin deniz canlıları da akvaryumlarda serbestçe dolaşarak izleyenlere görsel bir ziyafet sunuyor.

15 BİN CANLI VAR
Ziyaretçilerin coğrafi bir rotayı takip ederek Karadeniz ile başlayan ve Pasifik’e kadar uzanan bir yolculuk yapabilecekleri 6 bin 800 metreküp su kapasitesine sahip, 2 katlı olarak toplan 22 bin metrekare üzerine inşa edilen İstanbul Akvaryum’da, 1.2 kilometrelik gezi parkuru ve 1500 türe yakın yaklaşık 15 bin canlı çeşidi yer alıyor.

Temalar içerisinde o alanın kültürel, tarihsel, mimari özellikleri, buna uygun dekoratif unsurlar, interaktif oyunlar, filmler ve alan hakkında detaylı bilgilerin verildiği, görsel grafiklerin yer aldığı İstanbul Akvaryum’da, irili ufaklı 64 adet tank içersindeki binlerce çeşit canlıyı gözlemek mümkün.

Çanakkale Boğazı alanında Truva Atı, Ege alanında Poseidon heykeli, Kızıldeniz alanında rengarenk mercanlar, Cebelitarık Boğazı alanında Herkül heykelini geçtikten sonra Doğu Atlantik alanında kendinizi bir anda Liberty adlı batık bir geminin içinde buluyor; pencerelerinden okyanusa açılıyor ve Atlantik’in zengin sualtı yaşamına tanık oluyorsunuz. Pasifik alanında size tsunami, deprem ve volkanik patlamalar hakkında bilgiler veren dev bir pano bulunuyor.

Okyanus tabanının coğrafi yapısı hakkında ilginç bilgilerin verildiği bu bölümde, çok büyük bir deniz anası tankı da ilgi çekiyor. Nautilus (Denizaltı) alanının dekorasyonu, yoğun titreşim, ses ve aydınlatma efektleri sayesinde, ziyaretçiler gerçek bir denizaltıda seyahat ediyormuş hissine kapılıyor. Alandaki ekrandan ziyaretçiler ile konuşan bir kaptanın oynatıldığı filmde, inilen derinliklerdeki canlılar hakkında bilgi veriliyor ve led aydınlatmalı göstergelerden denizaltının kaç metrede olduğunu görebiliyorsunuz.

GİRİŞ 29 TL 
Yap İşlet Devret modeliyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen İstanbul Akvaryum Projesi’nin işletmesini 30 yıllığına Nuhoğlu İnşaat, Alt ve Üst Yapı İnşaat, Metal Yapı ve Nas İnşaat’ın kurduğu konsorsiyum olan İstanbul Akvaryum Turizm ve Ticaret Ltd. Şti. üstlenecek. Projenin toplam maliyeti ise 268 milyon TL. İçerisinde sinema, tiyatro, çocuk eğlence merkezleri, yiyecek içecek merkezleri bulunan Akvaryum’da, 145 mağaza kapasitesine sahip bir de AVM ile 1200 araçlık bir otopark alanı yer alıyor.

0-2 yaş grusbuna ücretsiz olan Akvaryum’a yetişkinler 29 TL’ye girebiliyor. Öğrenci, öğretmen, engelli, 65 yaş üstü, gazilere 22 TL olan Akvaryum’da 3 kişilik aile ücreti 68, 4 kişilik aile ücreti ise 85 TL. Ayrıca gruplara ve seyahat acentalarına da çeşitli indirimler uygulanıyor. Açılış saati sabah 10.00 olan Akvaryum, akşam saat 20.00’ye kadar gezilebiliyor.

Zayıflar da kalp – şeker hastası olabilir

İnce bir bedene sahip olmanın, her zaman kalp ve şeker hastalıkları riskinin az olduğu anlamına gelmediği belirlendi.

İngiltere’de yapılan bir araştırma, vücut yağının az olmasıyla ilgili IRS1 geninin, kalp ve şeker hastalıkları riskinin artmasıyla bağlantılı olduğunu gösterdi.

Bilim adamları 75 binden fazla kişinin genlerini inceleyerek, IRS1 geninin, kandaki kolesterol ve glikoz seviyesinin yüksek olmasına neden olduğunu tespit etti.

Araştırmaya imza atanlardan Ruth Loos, bu genin, iç organları çevreleyen ve tehlikeli olan yağ seviyesinin değil sadece deri altındaki yağ seviyesinin düşük olmasıyla ilişkili olduğunu belirtti.

IRS1 genine sahip olanların vücudunda yağın, deri altında değil diğer bölgelerde biriktiğine, bu durumun da organların işleyişini olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkati çeken Loos, ”Hepimiz ince olan, ancak kötü kolesterolü yüksek ve 50 yaşından önce kalp krizi geçiren insanların olduğunu biliyoruz” ifadesini kullandı.

Araştırma sonuçlarının ince kişilerin, aşırı kilolu ya da obezlerden daha sağlıklı olduğuna ilişkin kanıları değiştirmediğine dikkati çeken Loss, sağlıklı bir kiloya sahip olmanın önemini vurguladı.

Sonuçların, bu genin şeker hastalığı ve kalp krizi riskini belirlemede yardımcı olduğunu gösterdiğini belirten bilim adamları, ancak beslenme alışkanlığı, spor, sigara içmemek ve sağlıklı kiloyu korumanın riskleri azaltmada son derece önemli olduğunu ifade ettiler.

Araştırma ”Nature Genetics” dergisinde yayımlandı.

Kalp sağlığı için meditasyon yapın

Meditasyonun, kalp hastalarının kriz geçirme riskini azaltabileceği belirlendi.

ABD’de yapılan araştırma, meditasyonun kalp hastalarının ölümcül ya da ölümcül olmayan kalp krizi geçirme riskini yüzde 47 azaltabileceğini gösterdi.

Araştırmaya kalbi besleyen damarlarında daralma olan ortalama 59 yaşındaki 201 siyahi katıldı.

9 yıl süren araştırmada katılımcıların yarısı meditasyon yaparken, diğer yarısı kalbi korumada yardımcı olabilecek beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktiviteler konusunda bilgi aldı.

”Archives of Internal Medicine” dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atanlardan Dr. Robert Schneider, meditasyonun çok büyük faydası olduğunu, kolesterol ve tansiyon ilaçlarını tamamladığını belirtti.

Araştırmacılardan Dr. Theodore Kotchen de meditasyonun, kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçların tamamlayıcısı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Kotchen, sonuçların önemli olmasına karşın yine de bunların başka araştırmalarla da doğrulanması gerektiğini belirtti.

Piccinini’yi bağrınıza basın

ARTER, 21 Haziran’da açılan “Beni Bağrına Bas” başlıklı sergisiyle Patricia Piccinini’yi İstanbullu izleyiciyle tanıştırıyor.

Küratörlüğünü Başak Doğa Temür’ün üstlendiği sergi, Patricia Piccinini’nin 1997’den bugüne ürettiği ve heykel, yerleştirme, desen ve video gibi farklı mecraları kullandığı 20’den fazla işini bir araya getiriyor. Sanatçının “Davetli Misafir” (The Welcome Guest, 2011) adlı son çalışması da ilk kez ARTER’de sergilenmek üzere üretildi.

Patricia Piccinini “Beni Bağrına Bas”ta izleyiciyi sıradışı ailesiyle tanıştırırken insanın doğayla ve diğer canlılarla ilişkisini gündeme getiriyor. Sanatçı, tamamen kendi tasarımı olan, dolayısıyla görmeye alışık olmadığımız bu yaratıkları gerçekleştirirken, silikon, fiberglas, poliüretan, deri ve insan saçı gibi, onlara gerçekçi nitelikler kazandıracak malzemeler kullanıyor. Bu figürler ilk bakışta doğa dışı, anormal, hatta ucube gibi görünseler de, sakin, çocuksu, dost canlısı, hatta koruyucu halleriyle izleyiciyi çelişkiye düşürüyorlar.

Piccinini’nin işleri, gücünü tam da bu çelişkili duyguların yarattığı gerilimden alıyor. Bu sıradışı, tuhaf yaratıklar, kısa süren bir ilk tereddütten sonra, izleyicide kaçınılmaz bir yakınlık, şefkat, hatta koruma arzusu uyandırıyorlar. Piccinini bu şaşırtıcı deneyim aracılığıyla bizi doğa/kültür, güzellik/çirkinlik gibi ikilikleri yeniden gözden geçirmeye davet ediyor. Kimi işlerinde soyu tükenmekte olan hayvan türlerini de yapıtının içine alan sanatçı, günümüz dünyasının teknoloji, tüketimcilik ve insanın doğadan kopuşu gibi tartışmalarını, ustalıkla tasarlanmış özgün bir deneyim yoluyla ele alıyor.

Beni Bağrına Bas” ARTER’in ilk üç katına yayılıyor ve izleyiciye başka bir dünyaya yapılacak bir yolculuk sunuyor. Hem bizimkine benzeyen, hem de pek çok açıdan yabancı bir dünya bu. Patricia Piccinini, ARTER’in katlarını farklı temalar etrafında kurguluyor. Aydınlık atmosferiyle giriş katı, metaların parlak dünyasına ve sanayi sonrası kentte gündelik hayata dair yorumda bulunuyor.”

Melez yaratıkların ve soyu tükenmekte olan türler için taşıyıcı annelerin yerleştirildiği birinci kat, çağdaş insanın “doğa” kurgusu, doğadaki yerimiz ve onu kontrol etme çabamız üzerine düşünmeyi öneriyor. Yolculuğun son durağında Piccinini, izleyiciyi sakinlerinin uykuda olduğu bir evin içine ve insan olmak, yarattıklarımız ve onlara karşı sorumluluklarımız üzerine bir meditasyona davet ediyor.

Patricia Piccinini “Beni Bağrına Bas” sergisiyle birbirimizi bağrımıza basmanın, cömertliğin, bitip tükenmez bir sabrın, önyargısız olmanın, birbirimizin hatalarını, budalalıklarını ve çirkinliklerini kabul etmenin ve en zor anlarda bile birbirimize daha sıkı sarılmanın hala mümkün olduğu bir dünya öneriyor.

1965 Sierra Leone (Afrika) doğumlu olan Patricia Piccinini ailesiyle birlikte Avustralya’ya taşındıktan sonra eğitimini Victorian College of Arts’da tamamladı. 1991’den bu yana pekçok sergide yer alan sanatçının 50’den fazla bireysel sergisi bulunuyor. İtalyan asıllı Avustralyalı sanatçı Patricia Piccinini’nin 2003 yılındaki Venedik Bienali Avustralya Pavyonu için Linda Michael küratörlüğünde gerçekleştirdiği “Biz Bir Aileyiz / We are Family” adlı sergisi çağdaş sanat dünyasında büyük yankı uyandırmıştı.

Patricia Piccinini sergisi 21 Ağustos Pazar gününe kadar devam edecek. Açılışla birlikte serginin kitabı da ARTER’de satışa sunuldu. İzleyicilerin Piccinini’nin işleriyle İstanbul’daki ilk karşılaşmalarına eşlik eden bu kitapta yer alan yazılar ve söyleşi, sanatçının çeşitli biçimsel ve kavramsal katmanları içeren pratiğine farklı perspektiflerden ışık tutuyor.