iPad 2’ler 6 saatte tükendi

Bilkom tarafından bu sabah Türkiye’de satışa sunulan iPad 2’ler 6 saatte tükendi.

Konuya ilişkin yazılı açıklamaya göre, Türkiye’nin tek yetkili Apple distribütörü Bilkom güvencesi ile Japonya ile aynı anda satışa çıkan iPad2’lerin gördüğü yüksek talep, Bilkom’un online satış kanalı ”store.bilkom.com.tr”de sık sık kilitlenmelere neden oldu.

100’den fazla Apple satış noktasında satış sonrası destek, servis ve 2 yıl garanti avantajıyla KDV dahil 1080 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulan iPad 2’lerin 6 saat içinde tamamı satıldı.

Birinci Nesil iPad’lere göre yüzde 33 daha ince ve yüzde 15 daha hafif olan iPad2’lerin Türkiye’de en çok tercih edilen modeli, beyaz renkte 64 GB Wi-Fi 3G modeli oldu.

Reklamlar

Uzaylılar da düğün için kiliseye geldi!

İngiliz Veliaht Prensi William ile Kate Middleton’ın bugün evleneceği Westminster Katedrali üzerinde UFO görüldüğü iddia edildi. İngiliz The Sun Gazetesi internet sitesinde bir turistin çektiği iki dakika 34 saniyelik UFO görüntülerini yayınladı. Görüntülerde katedralin üzerinde UFO’ya benzer gizemli bir objenin hareket ettiği görülüyor. ABD Hava Kuvvetleri’nden emekli bir subay da Kate Middleton ve Prens William’ın katedralde evlendiği sırada uzaylıların Dünya’yı ziyaret edeceğini iddia etmişti. Türkiye saatiyle bugün 13.00’te başlayacak düğünü yaklaşık 2 milyar kişi izleyecek.

Erkekler şişman kadın seviyor

İngiltere’de yapılan “kırmızı noktalı” araştırmaya göre seks söz konusu olduğunda heteroseksüel erkekler şişman kadınlarla birlikte olmayı tercih ediyor. Araştırmacılar Yahoo ve Google gibi arama motorlarında seksle ilgili en çok aranan kelimelerin bir listesini çıkardı. Araştırma sonunda erkeklerin internette zayıf yerine kilolu kadın fotoğraflarına baktığı ortaya çıktı. Araştırmaya göre aynı zamanda erkeklerin büyük bir çoğunluğu ayak fetişisti. Araştırmacılar Ogi Ogas ve Sai Gaddam araştırma sonuçlarını bir kitap haline getirdi. İşte arama motorlarına seksle birlikte en çok yazılan kelimeler: Genç, eşcinsel, göğüs, kadınlarla chat, kalça…

Uykusuzken sinir hücreleri “şekerleme” yapıyor

Uykusuz kalındığında sinir hücrelerinin “şekerleme” yaptığı ortaya çıktı.

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilimadamları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Fareleri uykusuz bırakan bilimadamları hayvanların beynindeki sinir hücrelerini inceledi.

Fareler uyanıkken hücrelerin kısa süre (bir saniyeden az) uykudaki gibi “kapalı moda” geçtiği belirlendi.

Beynin bazı bölgelerinde hücrelerin “şekerleme” yaptığını belirten bilimadamları, fareler ne kadar uyanık kalırsa şekerlemelerin o kadar sık olduğunu gördü.

“Nature” dergisinde yayımlanan araştırmada bu durumun beynin tümünü etkilemediği belirtilirken, deniz memelileri gibi bazı hayvanların beyninin bir bölümü uyurken, diğerinin uyanık olduğunu hatırlattı.

“Şekerlemelerin” uykusuz kalındığında konsantrasyonun azalmasına ve öfkenin artmasına yol açıp açmadığı henüz bilinmese de araştırmaya imza atan Giulio Tononi ve Vlad Vyazovskiy, bu iki durum arasında doğrudan bağlantı olabileceğini savunuyor.

Konuya ilişkin makale, Fransız “Le Nouvel Observateur” dergisinin internet sitesinde de yer alıyor.

Karbonhidratlı gıdaların tüketimine dikkat

Georgetown Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Natrol Şirketinin doktorlarından Prof. Dr. Harry Preuss, obeziteye neden olma konusunda karbonhidratların önemli bir role sahip olduğunu belirterek, ”Çünkü insülin sistemini etkilerler. İnsülin sisteminin etkilenmesinin sonucu da yağ kazanıp kas kaybetmeye meyilli olmaktır” dedi.

Bir seminer için İstanbul’a gelen Prof. Dr. Preuss,  ”Obeziteye neden olma konusunda karbonhidratlar önemli bir role sahip. Çünkü insülin sistemini etkilerler. İnsülin sisteminin etkilenmesinin sonucu da yağ kazanıp kas kaybetmeye meyilli olmaktır” şeklinde konuştu.

Çabuk emilen karbonhidratları yemeyi azaltmak ya da bunların emilimini yavaşlatan besin destekleri kullanmak gerektiğini belirten Preuss, ”Şeker, yüksek furuktozlu mısır şurupları, meyve suları, asitli meşrubatlar, beyaz ekmek, pirinç, beyaz undan yapılan yemekler, patates gibi gıdaların tüketilmesi azaltılmalıdır” dedi.

Preuss, vücuda aşırı karbonhidrat yüklemesi sonucu oluşan nişasta zincirinin, vücuttaki ”alfa-amilazı” denilen enzim tarafından parçalandığını ve karbonhidratın çok hızlı bir şekilde kana karıştığını vurgulayarak, ”Ancak alfa-amilazı enzimini bloke ederek, bu nişasta zincirinin parçalanmasını önler ve karbonhidratın kana karışmasını önlersiniz” diye konuştu.

Bu yolla bu şeker moleküllerinin vücut tarafından emilerek yağ olarak depolanıp saklanmasının önüne geçilebileceğini ve yeni yağların oluşumunun durdurulacağını ifade eden Preuss, şöyle devam etti:

”Karbonhidrat alımında aç ya da tok olmak önemli değil. Önemli olan bu karbonhidratların çabuk emilebilen olmasıdır. Dolayısıyla lifli gıdalar tüketmeye özen gösterebilir ya da karbonhidrat bloke edebilen besin destekleri alabilirsiniz. Ben kilo kontrolüne yardımcı olan doğal maddelerin bir arada bulunduğu formları öneriyorum. Bunların hepsi aslında farklı bir işe yarıyor. Örneğin bunlardan biri kalori yakımını hızlandırıyor, biri iştahın bastırılmasına yardımcı oluyor, birisi insülin sisteminin baskılanmasını sağlıyor gibi… Karbonhidrat bloke edici ürünleri seviyorum. Çünkü çalışmalar deneysel olarak gösteriyor ki karbonhidrat bloke ediciler, insülin sistemini normal düzeyde tutuyor. Bazı karbonhidratlar da var ki emilimleri zayıf olduğu için direk bağırsak sistemine gider. Bu karbonhidratlar bağırsak sistemine gidince orada küçük alkol zincirleri oluşturur ve bu da kolon kanserine karşı koruyucu etki sağlar. Yani zayıflarken kas değilde yağ kaybetmeniz önemli. Halka, diyet ve egzersiz yaparken karbonhidrat bloke edici doğal besin destekleri alabileceklerini ama sadece Türkiye’de belli onaylardan geçmiş sadece eczanelerde satılanları almalarını tavsiye ediyorum. Besin desteği alırken de içeriğinde sentetik madde içermeyen, tamamen bitkisel içerikli olmasına dikkat edilmesini öneriyoruz.”

Armadillolar cüzzamın kaynağı olabilir

ABD’de, memeli armadillonun, insanlara doğrudan cüzzam bulaştırdığına ilişkin vakalara rastlandı.

Amerikalı ve İsviçreli bilimadamlarının yaptığı ayrıntılı DNA araştırması, bölgede, cüzzama neden olan “mycobacterium leprae” bakterisinin, daha önce rastlanmayan bir alttürünün ortaya çıktığını gösterdi. Bu alttürün, insanlara temas yoluyla armadillolardan geçtiği belirlendi.

ABD’de her yıl sadece 150 cüzzam vakasına rastlandığını ve hastaların büyük bölümünün cüzzamın sıkça görüldüğü Hindistan, Kongo gibi ülkelerde çalıştığını belirten bilimadamları, ancak bu kişilerin üçte birinin ABD’den hiç ayrılmadığını vurguladı. Dolasıyla, bu kişilere cüzzamın armadillolardan geçtiği ihtimali güçlendi.

Bilimadamları, bu hayvanların vücut ısısının düşük olması nedeniyle bakteriyi taşıdığını düşünüyor.

“New England Journal of Medicine” dergisinde yayımlanan araştırmada, bilimdamları armadillolara temas etmeme, bu hayvanların etlerini yememe tavsiyesinde bulundu.

Armadillo ya da yaygın adıyla tatu, ana yurdu Güney Amerika olan bir memeli. Bedeni bir tür zırhla korunan ve tesbih böceğine benzeyen hayvan, ortalama 75 cm.

Dövmeniz 20 yıl sonra nasıl olacak?

Londra Koleji Üniversitesi’nden akışkan mekaniği uzmanı Ian Eames’in geliştirdiği matematik formülü, dövme mürekkebi parçacıklarının zaman içinde hareketlerini önceden tahmin edebilme ve hangi tasarımların daha uzun süre dayanacağı fikrine sahip olma olanağı sağlıyor.

Mathematics Today dergisinde yayınlanan makalede, formül sayesinde bugün yaptırılan bir dövmenin 20 yıl sonra nasıl görüneceğini önceden doğru bir şekilde tahmin etme imkanı sağlandığı belirtiliyor.

Araştırmasının, dövmelerin uzun vadede sağlık sorununa yol açıp açmayacağı ve seçtikleri tasarımın uzun yıllar sonra nasıl görüneceği konusunda bir fikir verdiğini belirten İngiliz bilim adamı, “Deri tipi, yaş, boyut, güneş ışınına maruz kalma ve kullanılan mürekkebin türü dövmenin zaman içinde nasıl kaybolacağını etkiliyor” dedi.

Dövmelerde ilk küçük ayrıntıların kaybolduğunu, kalın hatların daha dayanıklı olduğunu söyleyen Eames, “Bol ayrıntılı dövmeler ilk yapıldığında güzel görünebilir, ama 15 yıl sonra bu ayrıntıları ve belirginliklerini kaybederler” diye konuştu.

Cıva, kurşun, kadmiyum ve demir gibi ağır metallerden oluşan ve suda çözünmeyen dövme mürekkepleri, bir iğneyle deri altına enjekte ediliyor.

Zamanla mürekkebin bulunduğu hücrelerin ölmesi, bölünmesi veya vücuttan gitmesi sonucu dövme yok oluyor.