Cazibenin sırrı

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre; kırmızı ruj, kadınların kariyerlerini, ilişkilerini ve hayatlarını olumlu yönde etkiliyor. Posta’daki habere göre, kırmızı ruj erkeğin kan basıncını, nefes alıp verişini ve kalp atışlarını hızlandırarak heyecanlanmasını sağlıyormuş. Bu nedenle uzmanlar “Kırmızı ruj süren kadınlar diğerlerinden her zaman bir adım öndeler” diye konuştu.

Reklamlar

Kadir İnanır, Türk-Amerikan ortak yapımında

Oyuncu Kadir İnanır, Türk-Amerikan ortak yapımı olan ve çekimlerinin önemli bölümü İstanbul’da yapılacak filmde oynamaya hazırlanıyor.

ABD’de 2008 yılında çektiği ”Inferno” filmiyle büyük övgü olan senarist ve yönetmen Matthew David Wilder ile yapımcı Marc Earl Burman, filminin yapım koordinatörü Ebru Doğdu’nun davetlisi olarak geldikleri İzmir’de İnanır’ı film setinde ziyaret edip tekliflerini tekrarladılar.

Los Angeles, İstanbul ve henüz belirlenmeyen üçüncü bir şehirde geçecek filmin çekimlerinin 2011 yılının son çeyreğinde tamamlanması, ABD ve dünyada tanıtım ve pazarlama çalışmalarının ardından 2012’de vizyona girmesi planlanıyor.

Yönetmen Wilder’ın kaleme aldığı öyküde, farklı ülkelerde yaşayan dünyanın en iyi üç kiralık katilinin birbirlerini öldürmek üzere görevlendirilmesiyle başlayan, gerilimi ve aksiyonu yüksek olaylar zinciri anlatılıyor.

Ekibin İnanır ile biraraya geldiği yemekte yapımcı Burman, İnanır ile ilk kez Antalya Film Festivali’nde tanıştığını, İnanır’a gösterilen ilgiden çok etkilendiğini, daha sonra İnanır’ın rol aldığı filmlerden birkaçını izlediğini belirterek, ”Kendisine gösterilen ilgi, saygı inanılmazdı. Başrolümüzde olmasını çok arzu ediyoruz” dedi.

Türk ekonomisinin dikkat çekici şekilde büyüdüğünü, Türkiye’nin doğu ile batı arasındaki rolünün öneminin daha da iyi anlaşıldığını ifade eden Burman, İstanbul’u gezdiklerini ve bu şehri bir film mekanı olarak kullanmak için sabırsızlandıklarını söyledi.

”Zeki aksiyon” olarak tanımladığı ”Triangulation” filminde ikinci oyuncunun Hollywood’un güçlü isimleri arasından seçileceğini, Andy Garcia ya da William Dafoe gibi isimler üzerinde durduklarını anlatan Burman, üçüncü oyuncunun ise netlik kazanmadığını kaydetti.

Film için 10 milyon Dolar civarında belirlenen bütçenin yanı sıra, önemli ve yoğun bir tanıtım dönemi geçirmeyi hedeflediklerini söyleyen senarist-yönetmen Wilder ise, ilk kez geldiği Türkiye’nin kendisini çok etkilediğini belirtti.

Wilder, insanların artık sonunu kestirebildikleri, olayların gelişiminde sürprizler olmayan filmler izlemek istemediğini ifade ederek, ”Aksiyonu yüksek, sonu başından tahmin edilemeyen, izleyiciyi şaşırtacak zekice hazırlanmış bir film yapıyoruz” diye konuştu.

İNANIR

Yapımcı Burman ile geçen yıl Antalya’da tanıştıklarını ifade eden İnanır, kendisinin ”illa bir Amerikan filminde oynamanın kendisi için çok bir anlam taşımadığını” belirterek, şöyle konuştu:

”Kendilerine de belirttiğim gibi, benim bir kariyerim var. Buradaki kariyerimin de korunması gerektiğini kendilerine söyledim. Onlar da böyle bir düşünce içinde olduklarını söylediler. Sinemanın önemli ticari boyutu var, büyük bir endüstri. Pazarlaması, tanıtımı, bunların hepsi göz önünde bulundurulmalı. Ticari boyutlu, güçlü bir prodüktör, geniş bir kadro, iyi bir öyküyle bir film yapmak istiyorlar. Çok ciddi bir iş, güzel bir öykü, senaryonun gelmesini bekliyorum. Benim proje içerisindeki rolümün en az diğer oyuncular kadar olması gerektiğini kendilerine söylemiştim. Görüşerek buraya kadar getirdik bu işi. Bundan sonra ne olacak bakalım. Senaryo alarak gelsin, orada belirttiklerimizi gördüğümüz zaman sorun olmaz.”

Filmin önemli bir boyutunun da İstanbul’un film mekanı olarak kullanılması olduğuna işaret eden İnanır, Türkiye’nin tanıtımıyla ilgili bir işin içinde olmaktan da ayrıca mutluluk duyacağını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile konuştuğunu belirten İnanır, ”Kültür ve Turizm Bakanı da her konuda son derece yardımcı olacaklarını dile getirdiler, yabancı ortaklı filmlere çok değer veriyorlar” diye konuştu.

Filmin yapım koordinatörü Ebru Doğdu, Türkiye’de bulundukları süre içerisinde önemli yapımcılarla görüşmeler yapıldığını, en kısa süre içerisinde Amerikan – Türk ortak yapımı filmi hayata geçirmek için yarın ve 1 Mart Salı günü İstanbul’da görüşmelere devam edeceklerini söyledi.

“Michelin Rehberi”nin 2011 sayısı çıktı

Dünyanın en ünlü restoran rehberi olarak kabul edilen “Michelin Rehberi”nin 2011 sayısı bugün piyasaya sunuldu.

Gurmelerin ”kutsal kitabı” olarak bilinen Michelin rehberinin 2011 yılı sayısında, 1992 yılından bu yana ilk defa, üç yıldıza terfi eden restoran çıkmadı.

Michelin, bu yıl, ünlü aşçı Michel Trama’nın, Lot-et-Garonne bölgesindeki Puymirol kasabasındaki üç yıldızlı restoranını, iki yıldıza düşürdü. Son puanlamaya göre, Fransa’da üç yıldızlı 25 restoran bulunuyor.

Fransız gurmelerin ve bu ülkeyi ziyaret eden mutfak düşkünlerinin ellerinden düşürmediği Michelin rehberinin, 2011 yılı için çıkartılan yeni sayısında, ”yıldızlı” restoranların dışında, 117’si yeni 601 gastronomik restoranın tanıtımı yapılıyor.

Michelin’in bağımsız uzmanları, haber vermeden yaptıkları ziyaretlerde ülkelerdeki en iyi restoranları belirliyor.

En iyi restoranlara bir ile üç yıldız arasında puan veren mutfak uzmanları, daha sonra yaptıkları teftişlerde bu yıldızları geri alabiliyor ya da sayısını artırabiliyor.

Fransız baş aşçılar için en büyük hedef, Michelin yıldızlı bir restoranı çalıştırabilmek. Yemek uzmanlarının verdiği yıldızlar, aşçıların kariyerlerinin doruğa çıkmasına ya da tamamen yok olmasına neden olabiliyor.

Fransa’da geçen yıllarda bir aşçı, yıldızının elinden alınması sonucu intihar etmişti.

İlk defa 1900 yılında basılan Michelin Rehberi’nin yıllık basımına, iki önemli dünya savaşı sırasında ara verilmişti.

Kendi alanında dünyada birinci sırada olan rehber, her yıl 400 bin civarında basılıyor.

Michelin, Fransa dışında 22 ülkede daha her yıl restoran rehber kitabı yayımlıyor.

En Zengin 100 Türk

Forbes Türkiye, “En Zengin 100 Türk” listesini açıkladı. Önceki listeye göre zirvedeki isimler değişirken, 26 yaşındaki İpek Kıraç listenin en genç zengini oldu. En zengin çift ünvanını Suna ve İnan Kıraç alırken, listenin en zenginleri koç burcundan çıktı.

Mehmet Emin Karamehmet, 4 milyar dolarlık servetiyle ”en zengin Türk” oldu. Karamehmet’in 2010 serveti 2,9 milyar dolar seviyesindeydi.
İkinci sırayı 1,7 milyar dolarlık serveti 3 milyar dolara çıkan Semahat Arsel ve geçen senenin birincisi Hüsnü Özyeğin paylaştı.
Onları 1,6 milyar dolarlık serveti 2,9 milyar dolara yükselen Rahmi Koç izledi.

GEÇEN YIL 11 DOLAR MİLYARDERİMİZ OLDU
Forbes Türkiye tarafından bu yıl 6.’sı açıklanan açıklanan ”En Zengin 100 Türk” listesine ilişkin basın toplantısında verilen bilgiye göre, bu yıl listenin yaklaşık 3’te biri dolar milyarderlerinden oluşurken, 11 yeni ismin eklenmesiyle dolar milyarderinin sayısı 39’a yükseldi.
Bu yıl servetini artırarak yeni milyarder olan 11 kişiden 3’ü Koç Ailesi’nden Mustafa, Ömer ve Ali Koç olurken, Sabancı ailesinden Serra Sabancı ve Çiğdem Sabancı Bilen ile Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi’nin sahibi Suat Günsel de milyarderler ligine geri dönüş yaptı.
Limak’ın sahipleri Nihat Özdemir ve Sezai Bacaksız ile Hema’nın sahibi Mehmet Hattat ise geçen yıl milyoner olarak yer buldukları listede bu yıl milyarderler olarak yer aldılar. Forbes 100 içerisinde kendisine ilk kez yer bulan ve listeye doğrudan doğruya milyarder olarak giren iki isim ise Genel Enerji’nin Üst Yöneticisi (CEO)ve kurucusu Mehmet Sepil ile Kazancı Holding’in sahibi Ali Metin Kazancı oldu.
Listenin ilk sırasında yer alan Mehmet Emin Karamehmet’in servetindeki artışta ve Sepil’in listeye doğrudan milyarder olarak girmesinde, Kuzey Irak’ta altı petrol sahasına sahip olan şirketleri Genel Enerji’nin, petrol ihracatına başlamasının etkili olduğu kaydedildi.
Ali Metin Kazancı’nin, 1,4 milyar dolarlık servetinin en büyük kaynağı ise geçen yılın mayıs ayında Borsa’da işlem görmeye başlayan ve Kazancı Holding’in sahip olduğu elektrik santrallerini de bünyesinde barındıran Aksa Enerji Üretim şirketi oldu.
Forbes 100 listesine bu yıl dahil olan isimlerden Boston merkezli Hittite Corporation’ın kurucusu Yalçın Ayaslı, listedeki tek teknoloji zengini isim olarak dikkati çekti. Listeye yeni giren diğer isimler ise Mustafa Küçük, Mahmut Çevik ve Süleyman Varlıbaş oldu.

ORTALAMA SERVETLERİ 1 MİLYAR DOLAR
FORBES 100’ün ortalama serveti 1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Geçen yıl aynı rakam 801 milyon dolar olmuştu.
Listede son sırayı 425 milyon dolar servete sahip Ahmet Yahya Kiğılı, Ali Gülçelik, Aziz Torun, Mehmet Torun ve Ayşe Verda Gülçelik paylaştı. Geçen yıl listenin kapanışı 350 milyon dolardan gerçekleşmişti.
Forbes’un listesinde yer alanların servetlerinde en önemli kaynak enerji oldu. Sektörün listede yer alan 77 kişinin servetine katkısı bulunurken, 76 kişide gayrimenkul sektörünün katkısı gözlendi. Turizmin etkisi 62, finans ve inşaatın etkisi 39’ar, perakendenin etkisi 31, otomotivin etkisi 29 kişinin servetinde etkili oldu.
Listede yer alan 3 kişinin servetinde gerileme yaşanırken, 22 kişinin serveti aynı seviyede kaldı.

EN ZENGİNLER KOÇ BURÇLARI
Toplam 105 ismin bulunduğu Forbes 100’deki kadın sayısı 23 olurken, kadınlardan 8’i milyarderler arasında yer aldı. Listenin ilk 10 sırasındaki isimlerin serveti toplamı, geçen yıla göre 6,2 milyar dolar artarak 28,2 milyar dolara çıkarken, ilk 50’nin toplam serveti 14 milyar dolar artışla 74 milyar dolara ulaştı.

EN GENÇ ZENGİN
Listedeki en genç isim 550 milyon dolarlık servetiyle 26 yaşındaki İpek Kıraç, en yaşlı isim ise 715 milyon dolarlık servetiyle Ahmet Keleşoğlu olurken, listenin yaş ortalaması 59 olarak gerçekleşti.
Listedeki çiftler arasında en zengini Suna ve İnan Kıraç olurken, Sema Işıl-Aydın Doğan, Ahsen ve Orhan Özokur, Vuslat Doğan Sabancı-Ali Sabancı eş olarak en zenginler arasında yer aldı.
Forbes 100’de kendi işini kurarak servetini yaratanların sayısı 51 olarak gerçekleşti.
Burçlara göre yapılan değerlendirmede, listede en çok oğlak burcundan isim bulundu. En zenginler ise toplam 14,2 milyar dolarlık servetle koç burçları oldu.

MİLYARDER AİLELER
Koç ailesi servetini yüzde 42 artışla 7,1 milyar dolardan 12,3 milyar dolara çıkarırken, daha önce ilk sırada yer alan Sabancı ailesinin yerine geçti.
Koç ailesinin üçüncü kuşağında yer alan Mustafa, Ömer ve Ali Koç ilk defa milyarderler arasında yer aldı.
Bu sene ikinci sıraya gerileyen Sabancı ailesinde Sabancı Holding dışında kalan aile bireylerinin servetleri de aile servetinin hesaplanmasına dahil edildi.
Boydak ailesi en zengin 10. aile olmakla birlikte, toplam servetin 21 kişi arasında pay edilmesi nedeniyle aileden hiçbir isim ilk 100 arasında yer almadı. Aynı durum, servetin 19 kişi arasında bölündüğü Konukoğlu ailesi için de geçerli.

Kalori hesabından sıkılanlara ”doz diyet”

Beslenme ve diyet uzmanı Nermin Akdeniz, kilo vermek isteyen, ancak kalori hesabından sıkılanların, daha basit ve akılda kalıcı bir sistem olan ”Doz diyet”i uygulayabileceklerini bildirdi.

Ota Poliklinik beslenme ve diyet uzmanı Akdeniz,  son yıllarda her yaştaki kişide kilo problemi görüldüğünü, fazla kilolardan kurtulmak isteyenlerin çeşitli diyet programlarına başvurduklarını söyledi.

Bu programların kimi zaman istenilen sonucu vermediğini kaydeden Akdeniz, ”Kilo vermek isteyenlerin karşılaştığı en önemli zorluklardan biri kalori hesabı yapmaktır. Hastaların çoğu bu nedenle sıkılıp diyet yapmaktan vazgeçiyor. En doğrusu hastalara kilo verirken kolaylıkla uygulayabilecekleri menü seçenekleri sunmaktır” diye konuştu.

Doz diyet sisteminde, hastaların öncelikle vücut analizi ve sağlık durumlarına göre almaları gereken günlük doz miktarının belirlendiğini anlatan Akdeniz, diyet programının kişiye özel hazırlandığını belirtti.

Bu program hazırlanırken diyet yapacak kişinin beslenme alışkanlıkları, su içme sıklığı, iş yaşamının göz önüne alındığını ifade eden Akdeniz, ”Diyet reçetesi mutlaka kişiye özel olmalıdır. Birinde başarılı olan diyet bir başkası için uygun olmayabilir. Program yapılırken diyet yapacak kişinin yaşam tarzı kökünden değiştirilmemelidir. Aksi halde hasta bunu uygulamaktan kaçınır” dedi.

Doz diyet programında, her türlü besinin protein, yağ ve karbonhidrat miktarlarına göre doz değerlerinin hem pişmiş hem de çiğ olarak bu kişilere öğretildiğini anlatan Akdeniz, ”Böylece kişi gün boyu tükettiği tüm yiyeceklerin doz değerlerini bilip diyetisyenlerce kendisi için belirlenen limiti aşmayacak şekilde ve özgürce diyetine devam edebilir. Diyetine sadık kalan hastanın kilo vermesi kolaylaşır, kilo verdikçe de motivasyonu yükselir ve kendini daha mutlu hisseder” şeklinde konuştu.

”HAMBURGER BİLE YİYEBİLİRLER”

Bu sistemde hastaların almaları gereken günlük doz miktarını aşmamak kaydıyla kebap, hamburger hatta tatlı bile yiyebildiğini kaydeden Akdeniz, ”Diyet denince kişilerin aklına aç kalmak geliyor. Oysa bu sistemde böyle bir şey söz konusu değil. Hastalar canları çekerse sütlü tatlı, simit, etli dolma bile yiyebilir. Ama bu tür besinlerin doz miktarı yüksek olduğu için o gün içinde kalan doz miktarını buna göre ayarlamaları gerekir” diye konuştu.

Hastaların bu diyeti tatildeyken bile kolaylıkla uygulayabileceklerini belirten Akdeniz, ”Tatilde diyet programı uygulamak zordur. Hastalara tatilde de uygulayabilecekleri doz diyet menüleri önermek gerekir” dedi.

Hızlı kilo vermenin sağlık açısından büyük zararları olduğunu, bunun ani ölümlere yol açabildiğini vurgulayan Akdeniz, şu uyarıları dile getirdi:

”Doğru bir diyet programı kişilere doğru beslenme alışkanlığı kazandırmalıdır. Kilo sorunu olanların sık kilo alıp vermesi hem beden hem de ruh sağlığı açısından son derece zararlıdır. Doğru beslenme alışkanlığı kazanılırsa böyle bir durumla karşılaşılmaz.”

Akdeniz, doz diyet programının 1-4 ay arasında uygulanmasıyla kadınların 3.5-4, erkeklerin ise 5-6 kilo vermelerinin mümkün olduğunu kaydederek, bunun hastanın kilosuna göre değiştiğini, yüksek kiloya sahip kişilerin ilk zamanlarda daha hızlı kilo verebildiklerini belirtti.

Hastaların ilk hafta sonunda diyetin takibi açısından kontrol edilmesinde yarar bulunduğunu ifade eden Akdeniz, ”Gerekirse diyet programı yeniden düzenlenmelidir. Hastanın talepleri bu düzenlemede dikkate alınabilir. Ama tansiyon sorunu olan bir hastaya sağlığı olumsuz etkileyen bir menü önerilmemelidir” ifadesini kullandı.

 

“Zoraki Kral”a 4 Oscar

Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisinin 83. Oscar ödüllerinde en iyi film ödülünü alan “Zoraki Kral”, yönetmen ve en iyi erkek oyuncu dahil dört dalda ödül getirdi.

Akademinin Los Angeles’taki Kodak Tiyatrosunda düzenlediği 83. Oscar töreninde, en iyi yönetmen ödülünü İngiliz Tom Hopper, “Zoraki Kral” filmiyle kazandı.

En İyi Kadın Oyuncu ödülü, “Siyah Kuğu” filmindeki rolüyle Natalie Portman’a, En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı da “Zoraki Kral” filmindeki rolüyle Colin Firth’e verildi.

En iyi kadın ve erkek oyuncu ödüllerini alan 29 yaşındaki İsrail asıllı Amerikalı oyuncuPortman ile geçen yıl da aynı kategoride aday olan Firth, bu yılki Oscar ödülü için dallarındaki en güçlü adaylar olarak değerlendiriliyordu.

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü “Dövüşçü” (Fighter) filmindeki rolüyle Melissa Leo’ya, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü de yine “Dövüşçü” filmindeki rolüyle Christian Bale’e verildi.

En İyi Yabancı Filmi Ödülü’ne Danimarka’dan “In a Better World”ün (Daha İyi Bir Dünyada) layık görüldü.

En İyi Özgün Senaryo Ödülü ”Zoraki Kral” En İyi Uyarlama Senaryo Ödülü “Sosyal Ağ”, filmlerine verilirken, En İyi Animasyon Filmi Ödülü’nü “Oyuncak Hikayesi 3”, En İyi Sanat Yönetmeni Ödülünü “Alice Harikalar Diyarında” ile Robert Stromberg ile Karen O’Hara kazandı.

En İyi Belgesel Ödülü’nü de siyaset bilimi doktorası olan yönetmen Charles Ferguson’un, Büyük Buhran’dan sonra dünyadaki en ağır mali krizle ilgili olarak finansal kurumların suçlandığı, “İç İşler” (Inside Job) filmi kazandı.

ÖDÜLLER LİSTESİ

83’üncü Oscar ödüllerinin listesi şöyle:

  • En İyi Film: “Zoraki Kral”
  • En İyi Yönetmen: Tom Hopper (Zoraki Kral)
  • En İyi Kadın Oyuncu: Natalie Portman (Siyah Kuğu)
  • En İyi Erkek Oyuncu: Colin Firth (Zoraki Kral)
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Melissa Leo (Dövüşçü)
  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christian Bale (Dövüşçü)
  • En İyi Yabancı Film: In a Better World (Daha İyi Bir Dünyada) Danimarka
  • En İyi Belgesel: “İç İşler” (Inside Job) Charles Ferguson
  • En İyi Özgün Senaryo: “Zoraki Kral” David Seidler
  • En İyi Uyarlama Senaryo: “Sosyal Ağ” (Aaron Sorkin) (Zoraki Kral)
  • En İyi Animasyon: “Oyuncak Hikayesi 3”
  • En İyi Kısa Animasyon: “The Lost Thing”
  • En İyi Sanat Yönetmeni: Robert Stromberg ile Karen O’Hara (Alice Harikalar Diyarında)
  • En İyi Sinematografi: Wally Pfister (Başlangıç)
  • En İyi Kostüm Tasarımı: “Alice Harikalar Diyarında”
  • En İyi Makyaj: “The Wolfman”
  • En İyi Kısa Metrajlı Belgesel: “Strangers No More”
  • En İyi Canlı Aksiyon Kısa Film: “God Of Love”
  • En İyi Görsel Efekt: “Başlangıç”
  • En İyi Film Montajı: “Sosyal Ağ”
  • En İyi Ses Montajı: “Başlangıç”
  • En iyi Ses Miksajı: “Başlangıç”
  • En iyi orijinal şarkı: “We Belong Together” (Oyuncak Hikayesi 3)

 

Torba Yasa yürürlükte

Kamuoyunun sabırsızlıkla beklediği “Torba Yasa” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. İşte kamunun vergi ve prim alacaklarını yeniden yapılandıran, çalışma hayatına yeni düzenleme, üniversiteliye af getiren kanunun tam metni:

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yasanın önemli konu başlıkları şöyle:
-Kamunun vergi ve prim alacakları yeniden yapılandırılacak.
-Alacaklar, TEFE/ÜFE esas alınarak yeniden hesaplanacak.
-Alacaklar 2’şer aylık dönemler halinde, azami 18 eşit taksitte ödenebilecek.
-Hem vergi hem de prim borcu olanlar, bir ay birini diğer ay ötekini ödeyebilecek.
-Çıraklar, stajyer öğrenci ve stajyer avukatlar, üniversitelerde kısmi zamanlı çalıştırılan öğrenciler, genel sağlık sigortası kapsamında olacak.
-Trafik kazaları da sağlık yardımı alınacak kategoriler arasına giriyor.
-”12 Eylül mağdurları”, gözaltı ve tutuklulukta geçen süreleri için borçlanabilecek.
-SGK, silikozis nedeniyle meslekte kazanma gücünü en az yüzde 15 kaybedenlere aylık bağlayacak.
-Trafik kazasında yaralananların tedavi giderlerini, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK karşılayacak.
-Yeni araçların ruhsatı, ikinci el araç satışında olduğu gibi posta yoluyla araç sahibine gönderilecek.
-10’dan fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde de staj uygulaması yapılabilecek.
-İşyerlerinde 3 ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilecek
-Erken doğum yapan kadın işçi, doğumdan önce kullanamadığı izni doğum sonrasında kullanabilecek.
-İşyerlerine vergi levhası asma zorunluluğu kaldırılıyor.
-Sözleşmeli personel, ilgili mevzuatta belirtilen hükümler çerçevesinde sendika kurabilecek ve üye olabilecek.
-Sözleşmelilerin grev kararı vermesi, bu yolda propaganda yapması, herhangi bir greve veya grev teşebbüsüne katılması, grevi desteklemesi ya da teşvik etmesi yasak olacak.
-Doğum yapan memur analık izni süresinin bitiminden, eşi doğum yapan memura ise doğum tarihinden itibaren 24 aya kadar aylıksız izin kullanabilecek.
-Türkiye Kalkınma Bankasının merkezi Ankara dışına taşınabilecek, BDDK ve SPK’nın merkezi İstanbul olacak.
-Yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilenlere üniversiteye dönüş yolu açıldı.
-Öngörülen sürede bitiremeyen üniversiteden atılmayacak.
-Vergi borcu nedeniyle hakkında haciz kararı bulananlar yurt dışına çıkabilecek
-İl özel idareleri ile belediyelerin ihtiyaç fazlası işçileri başka kurumlara atanabilecek.
-Siyasi partiler, amaçlarına ulaşmak için her türlü harcama yapabilecek.
-Belediye encümenleri, belediye sınırları içinde sigara yasağına uymayanlara para cezası kesemeyecek.
-Daha önce bildirimde bulunduğu halde, yurtdışındaki varlıklarını süresi içinde getirmeyenler, verilen yeni sürede getirmeleri halinde 2008’den önceki dönemlere ilişkin vergi inceleme ve tarhiyatına tabi tutulmayacak.
-Sendikaların yetki tespitinde, 30 Hazirandan sonra yayımlanacak istatistikler dikkate alınacak.
-Kapatılan siyasi partilerin bu karardan önceki döneme ilişkin sorumluları hakkında açılan ve kesin hükme bağlanmamış davalardan kaynaklanan kamu alacakları da yeniden yapılandırma kapsamına alındı.

İŞTE YASANIN TAM METNİ>>>