69. Aile hekimliği İstanbul’da başlıyor

Ocak 1984 tarihi itibariyle kaldırılan ?Hükümet Tabipliği’ yerine getirilen ?Sağlık Ocakları’ 1 Kasım 2010 tarih itibaren İstanbul’da da tarih oluyor. İstanbul, 345 hekim, 316 ASM eksiğiyle yarından itibaren Aile Hekimliği sistemine geçiyor.

Türkiye’de 68 ilde uygulanan Aile Hekimliği kervanına, yarından itibaren İstanbul ‘da katılıyor. Hastanelerde sevk sistemini işletmek için başlatılan Aile hekimliği uygulaması, 1984 yılında uygulamaya konan ?Sağlık Ocağı’ sistemini de tarihe gömüyor. Bundan sonra Aile Sağlık Merkezi (ASM) olarak hizmet verecek Sağlık Ocakları’nda bugünden itibaren tabelalar söküldü, son düzenlemeler yapılıyor. Sağlık Ocakları’nda çalışan 1900 pratisyen hekim sayısı, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün olağanüstü çabasıyla 3 bin 300’e çıkarıldı. Metropol kent İstanbul, mecburi hizmet kapsamına alındı, özel hastanelerde çalışan, emekli olan ve il dışından gelmek isteyen pratisyen hekimlere kapılar açıldı ancak tüm çabalara rağmen 3 bin 645 olarak hedeflenen Aile Hekimi sayısı tamamlanmadı.
2002 yılında 217 olan Sağlık Ocağı Sayısı, 600’e çıkarıldı. Ancak, ASM olarak hedeflenen sayı 916’ydı.

10 KASIMA KADAR SIKINTI YAŞANABİLİR
İstanbul İl Sağlık Müdürü Ali İhsan Dokucu, eksik olan 345 hekimin pazartesiden itibaren sürecek çalışmalarla tamamlanacağını, 316 ASM’nin bir kısmının tamiratlarının tamamlanmadığı, bir kısmının da belediyeler tarafından tahsis edileceğini, tüm bu eksikliklerin yılsonuna kadar tamamlanacağını bildirdi. Yasa gereği hekimlere 1 Kasım’dan itibaren 10 günlük süre tanımak zorunda olduklarını söyleyen Dokucu, “Özel sektörden yaklaşık 30 hekim aldık. Ama özel sektörün bazı hekimlere daha yüksek maaş verdiği ve bu nedenle de göreve başlamayacağı yönünde duyumlar aldık. Ancak bu, 10 günlük yasal süre tamamlandığında yanı 10 Kasım günü kesin olarak ortaya çıkacak. Böyle bir şey olması halinde de biz hekimlere düşen hasta sayısını, hekim kadrosunu tamamlayana kadar arttıracağız. Vatandaşı mağdur edecek tüm sorunlara karşı hazırlıklıyız. Gerekirse, Toplum Sağlığı Merkezlerinde kalan hekimler geçici olarak Aile Hekimi olarak görevlendirilecek” diye konuştu.

İSTANBUL, TARİHİNDE HİÇ BU KADAR DOKTOR VE HEMŞİRE GÖRMEDİ

Aile hekimleriyle birlikte 2400 hemşirenin görev yapacağını söyleyen Dokucu, “Aile hekimliğine geçen pratisyen hekimlerden boşalan 9 ayrı hastanenin acil servisi vardı. Biz bunları, başhekimlerden gelen talep doğrultusunda, Bakanlığın mecburi hizmet kapsamında gönderdiği doktorları yerleştirdik. Belki idari birimler, diyaliz üniteleri, labaratuvar branşları gibi birimlerde ufak tefek sorunlar olacaktır ama onları da yaşayarak görecek ve anında çözeceğiz. İstanbul’un tarihinin görmediği kadar hemşire ve doktorumuz var. Planladığımız hedeflere de kısa sürede ulaşacağız. Hemşire açığı için Maliye’den kadro beklentisi içindeyiz” dedi.

AİLE HEKİMLİĞİ İLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER.

1- 1 Kasım’dan sonra İstanbul’da yaşadıkları halde ikametgâhları şehir dışında olanlar birinci basamak sağlık hizmetlerini nasıl alacak?
Cevap: İl dışında ikamet edip Aile Hekimine başvuran hastalar Misafir Hasta olarak bakılacak. Eğer isterlerse seçtiği hekime kayıt olabilecek ya da hekimini değiştirebilecektir. İl içerisinde ikamet eden vatandaşlar 3 ay süre ile istediği Aile Hekimine başvuracak, burada kendisine “kayıtlı olduğu aile hekimi” bilgisi verilerek yönlendirilecektir.

2- Vatandaş aile hekimini nasıl öğrenecek? Herhangi bir kayıt yapmak ya da doktorun yanına gitmek gerekiyor mu? Herhangi bir ücret verilecek mi?
Cevap: Aile Hekimliği Hizmeti, laboratuar, muayene, pansuman, enjeksiyon hizmetleri tamamen ücretsizdir. İlan edeceğimiz internet adresine giren kişiler, TC Kimlik numaralarını yazarak kendi Aile Hekimini bulabilecektir. Ayrıca tarafımızdan Aile Sağlığı Merkezlerine, Grup Başkanlıklarına ve Muhtarlıklara Aile Hekimlerine Bağlı kişilerin listesi verilecektir.

3- Aile hekiminin görevleri nelerdir? Vatandaş aile hekimlerine günün her saati başvurabilecek mi? Cep telefonunu alabilecek mi?
Cevap: Aile Hekimlerinin cep telefonunu almak hekimin isteğine bağlıdır. Mesai saatleri içerisinde kişiler Aile Hekimine ulaşılabilecektir. Hastane, poliklinik, muayenehane ve 112 Acil Servis hizmetlerinin yoğun olduğu ilimizde 24 saat ulaşılabilecek bir servis hizmeti vardır.

4- İstanbul’da aile hekimlerinin ilçelere göre dağılımı nasıl? Hangi ilçede kaç aile hekimi bulunuyor?
Cevap: Ortalama 3500 kişiye bir hekim düşecek şekilde oluşturulmuştur.

5- İstanbul genelinde aile hekimlerinin koordinesi Sağlık Müdürlüğü tarafından nasıl gerçekleşiyor? İstanbul kaç bölgeye ayrıldı? Planlama nasıl oluyor?
Cevap: İstanbul İdari açıdan 6 Bölge, 39 İlçeye ayrılmıştır. Şu anda Aile Sağlığı Merkezi sayısı 930 dır. Bu rakam oluşturulan yeni ASM’lerin düzenlenmesine göre artacaktır.

6- Vatandaş aile hekimini beğenmezse hangi şartlarla hekimini değiştirebilecek?
Cevap: Vatandaşlarımız 3 ayda bir Hekimini değiştirme hakkına sahiptir, ancak uygulama yapılan illerde Aile Hekimini değiştirme oranı %1 ler civarındadır, bunun da sebebi çoğunlukla adres değişiklikleridir.

7- Aile hekimliğinde şu an için sevk zinciri bulunmuyor. Vatandaş aile hekimine gitmeden de 2. ve 3. basamak sağlık kuruluşlarına da gidebilecek mi?
Cevap: şu anda herhangi bir sevk zinciri bulunmamaktadır, Aile Hekimliğine geçişle birlikte kısa vadede sevk zinciri zorunluluğu olmayacak, vatandaş istediği hastane ve semt polikliniğine başvurabilecektir.

8- Aile hekimine yardımcı olmak için kimler görevlendiriliyor?
Cevap: Aile Hekimleri, Aile Sağlığı Elemanı olarak adlandırdığımız bir sağlık görevlisi ile (ebe, hemşire veya sağlık memuru ile) anlaşacaktır. Aile Sağlığı Elemanlarının sözleşmesi Vali iledir, birbiri ile anlaşan doktor ve aile sağlığı elemanı beraber aynı birimde çalışması sağlanmaktadır. Bunun dışında Sağlık Bakanlığının vermiş olduğu cari gider harcamaları ile Aile Hekimleri hizmetli, tıbbi sekreter ve gerekirse fazladan bir Aile Sağlığı Elemanı ile anlaşabilecek ve iş yoğunluklarını azaltabileceklerdir.

9- Aile hekimi hangi şartlarda bu görevden ayrılabiliyor?
Cevap: iki ay öncesinden dilekçe vermek şartı ile aile hekimliğinden ayrılarak kadrolarının bulunduğu birime dönülebilecektir. Tıpta Uzmanlık Sınavını kazanan hekimlerin geçişleri bekleme olmadan yapılabilecektir.

10- Aile hekimi hangi ilaçları yazabilecek?

Aile Hekimliği Uzmanlarının yazdığı ilaçları yazabilecekler ancak rapor çıkartamayacaklardır. Örnek olarak yazılabilecek ilaçlar şöyle:

1. Tüm ARB grubu antihipertansifler
2. BPH de kullanılan ilaçlar
3.Nateglinid grubu antidiyabetikler
4. Menapoz ilaçları
5. Ayaktan tedavide 3. kuşak parentral sefolosprinler (AHU da ancak APAT ibaresi ve ancak 3 günlük doz yazabilir.)
Bir de başka hekimlerce tek hekim raporu olduğu halde uzman hekim tarafından rpt sinin yapılabildiği gruplar var:
Bunlar.
1)Kanser ilaçları
2)Osteoporoz ilaçları

11- Aile hekimliğinde sağlık ocaklarında gibi sıra alınacak mı? Doktora nasıl muayene olunacak? Eski sistemden farkı ne olacak?
Cevap: Aile Hekimliği ile olacak sistem değişiminde hekim sayısı 2 katına hemşire /Aile Sağlığı Elemanı sayısı 3 katına çıkacaği için zaten aynı sayıda olan hasta sayısı, daha fazla sağlık elemanı sayısına bölünmüş olacak. Her hekimin hastası, her hastanın hekimi belli olacağı için eskisi kadar kuyruk olmayacak. Hekimlerin bir numerator sistemleri olacak, hekime kayıtlı hastalar sadece kendi hekimlerinden sıra alacak. Burada hekim sadece hasta olduğunda değil, kendisine bağlı vatandaşları kilo kontrolü, gebelik kontrolü, bilgilendirme ve eğitim, aşılama için dahi çağırabilecek. Bir süre sonra randevu ile, sıra beklemeden muayene olma dönemi başlayacak.

12- Aile hekimliğinin sağlık harcamalarına etkisi ne olacak?
Cevap: aile hekimlerinin asıl görevleri koruyucu sağlık hizmetleridir. Bu hizmetler aşılama, obeziteyi önleme, sağlıklı yaşam, sigarayı bırakma, gebelik ? loğusalık takipleri, çocukların büyüme, gelişme, beslenme takipleri gibi kişiyi daha hasta olmadan sağlıklı yaşatmaya yönelik hizmetlerdir. Yatalak hastalara mesai saatleri içerisinde evde bakım uygulanacaktır. Toplumda genel sağlıklılık durumu artacak, ilaç giderleri azalacaktır. Kronik hasta ve ilaç kullanımlarında sürekli yeni doktorlara gidilerek, yeniden ilaç başlanması gibi ilaç sarfları önlenecek, tedavilerin başarısı hekimler tarafından izlenecektir. Daha ileri dönemlerde sağlık hizmeti başvuruları %80 oranında Aile Hekimine olacağı tahmin edilmektedir. Tüm bu uygulamalar Gelişmiş ülkelerde başarı ile uygulanmakta ve önemli ölçüde sağlık gider tasarrufu sağlanmaktadır.

13- Yıl sonuna kadar İstanbul genelinde kaç aile hekimi sisteme dahil olacak?
Cevap: Yıl sonunda 3645 hekim sisteme dahil olacak ve nüfus arttıkça Aile Hekimliği iri sayıları arttırılacaktır.

14- Aile hekimi izinli olduğunda vatandaşa kim bakacak? Ya da farklı bir ilçeye ya da Türkiye’nin farklı bir iline gittiğimizde birinci basamakta nasıl muayene olacağız?

Cevap: Aile Hekimleri izin aldıklarında yerlerinde aynı ASM deki hekimler bakacaktır. Eğer başka hekim yok ise Toplum Sağlığından bir hekim görevlendirilecek hizmetler aksamayacaktır. Başka İllerden gelen vatandaşlarımız en yakın Aile Hekimine “misafir hasta” olarak muayene olabileceklerdir.

15- Aile hekimi koruyucu sağlık hizmetleri için hangi çalışmaları yapacaktır?
Aile Hekimleri aşılama, obeziteyi önleme, sağlıklı yaşam, sigarayı bırakma, gebelik ? loğusalık takipleri, çocukların büyüme, gelişme, beslenme takipleri gibi koruyucu sağlık hizmetlerinde bulunacak.

ŞÜKRAN ÖZÇAKMAK / AHT

Youtube’a erişim yasağı kaldırıldı

Video paylaşım sitesi Youtube’a erişim yasağının kaldırılmasına karar verildi.

Edinilen bilgiye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Kürşat Kayral, Emniyet Genel Müdürlüğü Bilim Suçları Büro Amirliği’ne yazı yazarak Youtube’un kapatılmasına gerekçe olan ve Atatürk’e hakaret içeren dört videonun siteden kaldırılıp kaldırılmadığını sordu.

Emniyetten söz konusu videoların kaldırıldığına yönelik cevap alan Kayral, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 9. fıkrasına dayanarak Youtube’a erişimin engellenmesi kararının kaldırılmasına karar verdi.

Savcı, siteye erişimin serbest bırakılması için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na gerekli yazıyı yazdı.

Youtube erişim, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla 5 Mayıs 2008’den beri engelleniyordu.

Hayatımızı değiştirecek 10 teknoloji

Yıl 2020, herhangi bir gün…

Gece vakti odanızdasınız ve artık uyku zamanı. Bir ses komutu yardımıyla elektronik kâğıt ile boydan boya kaplanmış yatak odanızın tüm duvarlarına samanyolunun ve yıldızların eşsiz görüntülerini yüklüyorsunuz. Dört tarafınızı kaplayan bu güzel görüntüleri izledikten bir süre sonra göz kapaklarınız kapanıyor, duvarlar yavaş yavaş kararıyor ve artık deliksiz bir uykudasınız.

Sabah olduğunda odanızın içerisinde yükselen melodili ses ve tavandaki dijital saat artık kalkmanız gerektiğini hatırlatıyor. Bu esnada odanızın duvarları yemyeşil bir ova manzarası ile kaplanıyor ve kuş sesleri eşliğinde güneşin doğuşunu izleyebiliyorsunuz.

Bu sabah kendinizi biraz halsiz hissettiniz, o yüzden bir doktora görünmekte fayda var diye düşünüp bileğinizdeki biosensörü özel bir tarayıcıya okutuyorsunuz. Tarayıcınız verileri otomatik olarak bağlı olduğunuz hastanenize gönderiyor ve işte 15 dakika içerisinde sonuçlar cep telefonunuzda! Çok önemli bir şeyiniz yok ama biraz B vitamini almanızda fayda var. Ayrıca havalar da serinlemeye başladı, o yüzden nanotek kıyafetlerinizi sonbahar koşullarına programlamanızın zamanı geldi…

Bu anlatılanlar size çok ütopik ve imkansız gibi mi geliyor? Belki de tekrar düşünmelisiniz, çünkü 10 yıl önce hiç hayal bile edemediğimiz teknolojik araçlar bugün gündelik hayatımızın bir parçası haline geldi. Bilim adamları ve büyük şirketler hiç durmadan yepyeni teknolojileri tüketicilerin hizmetine sunmak için çalışıyorlar.

İşte gelecek 10 yılda hayatımızı değiştirmesini beklediğimiz 10 teknoloji…

1. Hologram TV: İlk önce LCD televizyonlar geldi, daha sonra LED ve OLED şimdi de 3 boyutlu televizyonlar. Bundan sonraki adım ise hologram. Bugüne kadar sadece bilimkurgu filmlerinde gördüğümüz bu teknoloji yakın gelecekte oldukça yaygınlaşacak. Öncelikle reklamcılık alanında kullanılması öngörülen hologramlar gelişen tekniklerle birlikte perakende kullanıcıların da hizmetine sunulacak.

Japonya, hologram teknolojisine öncülük yapan sayılı ülkelerden biri. 2018 ve 2022 Dünya Kupası turnuvalarına aday olduğunu açıklayan Japonya’nın FIFA’ya sunduğu teklif paketinde maçların 3 boyutlu teknoloji ile yayınlanması da var. Bu konsept projeye göre 200 adet HD kamera ile kaydedilecek olan maçlar, diğer ülke statlarında 3 boyutlu olarak izlenebilecek.

2. Vücut biosensörleri: Biosensör teknolojisi günümüzde güvenlik ve gıda alanında kullanılıyor. Biosensörler yardımıyla kimyasal saldırıları veya gıdalardaki salmonella virüslerini tespit etmek mümkün. Bilim adamlarının bundan sonraki hedefi ise vücudumuza yerleştirilebilecek biosensörler üretmek. Bu biosensörler sayesinde kan kimyasını analiz etmek ve vücudumuzda olan biteni gözlemlemek kolaylaşacak. Böylelikle gözle görülmeyen hastalıklar çok daha kısa sürede tespit edilebilecek ve anında müdahale edilecek.

3. Nanotek elbiseler: Nanoteknoloji yardımıyla elbiselerimizin çok farklı özellikleri olacak. Bu teknoloji yardımıyla bakterilere karşı antibiyotik salgılayan, hareket enerjisinden elektrik üretip cep telefonlarını şarj eden, ıslanmayan, yanmayan, kurşun geçirmeyen, vücudu belirli bir sıcaklıkta tutan ve kendi kendini temizleyen elbiseler kullanabileceğiz.

4. Elektronik kâğıt: Kâğıt gibi esnek ve yeniden kullanılabilir özelliklere sahip olan elektronik kâğıtlara yüklenen veriler elektrik akımının yardımıyla okunabilir görüntü haline dönüşüyor. Elektronik kâğıt uygulamalarının yardımıyla elektronik teknolojisi bugün bildiğimizden çok farklı bir hale dönüşecek. Gelişmiş elektronik kâğıt teknolojisi iç mimaride, reklamcılıkta, evlerde, yazılı basında ve ofislerde çok farklı uygulamaların kullanılmasına imkân verecek.

5. Fotovoltaik binalar: Artan şehir nüfusu ve çoğalan teknoloji talebi nedeniyle ihtiyaç duyduğumuz enerji miktarı da her geçen gün daha çok fazlalaşıyor. Fosil kaynakların azalması ve çevre kirliliği tehditleri ise bu artışın karşılanması için tıpkı otomobil sektörü gibi farklı alternatiflerin denenmesini zorunlu kılıyor. Bu alternatifler arasında en temiz ve en etkili yöntemlerden biri ise güneş enerjisini güneş pilleri yardımıyla elektrik enerjisine dönüştürmek. Üstelik bu sistem sadece elektrik santrallerinde kullanılmıyor. Binaların dış yüzü ve çatıları bu güneş pilleri ile kaplanarak fotovoltaik binalar oluşturmak mümkün. Henüz ülkemizde örneklerini göremediğimiz bu teknolojinin yurtdışında bazı uygulamaları mevcut. Güneş enerjisi teknolojinin ucuzlaması ile kendi enerjisini güneş enerjisinden üreten fotovoltaik binalar giderek yaygınlaşacak. Güneş enerjisi özellikle gökdelenler için oldukça önemli bir tasarruf aracı olacak.

6. Yüzey bilgisayarları ve yeni nesil arayüzler: Yüzey bilgisayarları 30 inçlik dokunmatik ekrandan oluşan yeni bir bilgisayar türü. Microsoft’un öncülük ettiği bu teknoloji sayesinde birden fazla kişi aynı anda bilgisayarı kullanabiliyor. Ayrıca harici aygıtları dokunmatik ekranın üzerine koyarak kablosuz dosya paylaşımı yapmak ve sanal klavye kullanmak da mümkün. İlk etapta ofis, restoran, otel gibi ticari mekanlarda yaygınlaştırılması planlanan yüzey bilgisayarları, maliyetlerin düşmesiyle son tüketicilerin de hizmetine sunulacak.

Yüzey bilgisayarlarının bir adım üstü ise özel eldivenlerle yönetilen yeni nesil arayüzlü bilgisayarlar olacak. 2002 yılında çekilmiş olan Azınlık Raporu filminde bir örneğini gördüğümüz bu teknoloji sayesinde el ve parmak hareketleri ile bilgisayarları kontol etmek mümkün hale gelecek. Bu gelecek nesil bilgisayarlarla elde edilecek gerçek boyutta görüntü, üstün hareket kontrolü ve gelişmiş ağ iletişimi sayesinde bugün bildiğimiz anlamdaki bilgisayar kavramı tamamen değişecek.

7. Dijital kredi kartı: Yeni nesil dijital kartlar yardımıyla artık daha güvenli alışverişler yapabileceğiz. Üstün güvenlik sağlayacak olan bu kartların bir PIN numarası olacak ve her alışveriş için özel şifre üretecek. Alışverişin tamamlanması için her iki numaranın da doğru girilmesi gerekecek. Böylelikle internet üzerinden gerçekleşen kredi kartı sahtekarlıklarının da önüne geçilmiş olacak. Citibank ve VISA bu teknolojinin ilk uygulamalarına başladılar bile.

8. Semantik Web–Web 3.0: Web 2.0 uygulamalarının yardımıyla internetteki bilginin miktarı son yıllarda muazzam bir şekilde arttı. Sosyal medya, paylaşım siteleri ve güçlü arama motorları yardımıyla artık sınırsız bilgiye ulaşmak mümkün. Ama bu durum beraberinde çok büyük bir bilgi kirliliğini de getiriyor. Artık bilgi bulmak değil, bulunan bilginin doğru bir şekilde filtrelenmesi en büyük sorun haline gelmiş durumda. Geliştirilmekte olan semantik web yani Web 3.0 uygulamaları yardımıyla internet üzerindeki bilgiler ve bunların birbirleri ile ilişkileri daha düzenli bir şekilde indekslenebilecek, bu bilgiler de otomasyon sistemleri tarafından daha kolay bir şekilde anlaşılacak. Böylelikle ihtiyacımız olan yararlı bilgiye erişim daha rahat olacak.

Bugün bir dijital kamera almak istediğimizde internette arama yapıp karşımıza çıkan onlarca hatta yüzlerce sayfayı incelemeye çalışıyoruz. Fakat karşımıza çıkan bilginin yoğunluğu nedeniyle bu oldukça karmaşık bir süreç halini alıyor. Semantik web yardımıyla, gelecekte internette daha anlamlı aramalar yapmak mümkün olabilecek. Örneğin bir dijital kamera almak istediğimizde bütçemize, ihtiyacımıza, yapmak istediklerimize, oturduğumuz yere ve hatta mağaza stoklarına göre arama yapabileceğiz.

9. Robotlar: Günümüzde robotlar endüstriyel amaçlarla fabrikalarda belirli komutları yerine getirmek üzere kullanılıyor. Bu teknolojiyi günlük hayatta da kullanabilmek için yapılan çalışmalar ise hızla devam ediyor. Gelişen teknolojilerle birlikte bilimkurgu filmlerinin değişmez figürleri olan robotların normal hayatımıza karışmasına da çok az kaldı. Honda’nın geliştirdiği yeni nesil insansı robot serisi ASIMO mevcut teknoloji yardımıyla hareketli nesneleri, jestleri, mimikleri, çevreyi, sesleri ve yüzleri tanıyabiliyor. Japon Robot Derneği’nin (JARA) yayımladığı rapora göre 2020 yılında ev ve ofislerde kullanabileceğimiz birçok robot çeşidi ortaya çıkacak. Bu rapora göre robotlar insanlara hem günlük işlerinde, hem birçok bilimsel deneyde hem de uzay araştırmalarında yardım edebilecekler.

10. Elektrikli arabalar: Azalan petrol kaynakları, otomobil sektöründe yaşanan krizler ve küresel ısınma tehlikesi otomobil firmalarını da farklı alternatiflere sürükledi. Bu alternatiflerin en önemlisi ise elektrikli arabalar. Elektrik motoru ve kendine özel bir pil ile çalışan bu arabalar atmosfere zararlı gaz da üretmiyor. Chevrolet, Chrysler, Nissan ve Renault gibi büyük otomobil üreticileri birkaç yıl içerisinde elektrikle çalışan otomobil modellerini belirli ülkelerde satışa sunacak. Deloitte’un bu sene yayınladığı rapora göre 2020 yılında global araba satışlarının üçte biri elektrikli araçlardan oluşacak.

Ferrariler kapış kapış

2010 İstanbul Autoshow Fuarında kapsamında anahtar teslim satış fiyatı 336 bin avrodan başlayan Ferrarilerden 2 günde 4 adet sipariş edildi.

Anahtar teslim satış fiyatı 378 bin avrodan başlayan Ferrari 458 Italia’dan 2 adet, 336 bin avrodan başlayan Ferrari California’dan 2 adet olmak üzere 4 sipariş alan FerMas, fuar kapsamında aldığı mevcut siparişlerin yarısını 2010 yılı içinde teslim etmeyi hedefliyor.

Fuar kapsamında Ferrari standının gözdelerinden biri olan, bu markanın arkadan itişli ve orta-arka motorlu spor otomobil serisinin evrimini simgeleyen Ferrari 458 Italia modeli, yenilikçi V8 motoru ve Pininfarina imzalı göz kamaştıran tasarım özellikleriyle dikkat çekiyor.

Ferrari 458 Italia, hem kompakt boyutlarını hem de aerodinamik yapısını ilk bakışta belli eden bir forma sahip olmasıyla da ön plana çıkıyor. Litre başına 127 HP güç üretimi sunabilen V8 motor, 570 HP güç ve 540 Nm’lik maksimum torkuyla sıra dışı performans verilerine imza atılmasına yardımcı oluyor.

0-100 km/s hızlanmasını 3.4 saniyenin altında tamamlayan, 7 ileri otomatik vitesli ve çift kavramalı F1 tipi şanzımana ve 1380 kg’lik boş ağırlığa sahip Ferrari 458 Italia, 325 km/s’lik son hıza erişebiliyor.

Köklü İtalyan markanın tarihinde yer alan tüm modeller içinde ön-orta konumlu V8 motora sahip ilk model olarak ön plana çıkan Ferrari California da, 4.3 litre hacimli güç ünitesiyle de farkını ortaya koymayı başarıyor.

Litre başına 107 HP güç üreten 460 HP’lik motora sahip Ferrari California, 485 Nm’lik tork değerinin de etkisiyle 0-100 km/s hızlanmasını 4 sn’nin altında tamamlayabiliyor. 7 ileri vitesli şanzıman, F1 araçlarında olduğu gibi direksiyon üzerinde yer alan kumanda pedallarıyla hızlı değişim sağlarken; Ferrari California’nın etkili biçimde 310 km/s’lik maksimum hıza erişmesine de yardımcı oluyor.

YENİ FİAT FİORİNO 10 GÜNDE 2 BİN ADET SATTI

Daha güçlü dizel motor seçeneği ve yenilenen iç mekanı ile tüm kardeşlerinden daha üstün bir yapıya kavuşmasının ardından 10 günde 2 bin adetten fazla satan Fiat Fiorino, fuarda ilgi odağı oldu.

”Füzyon Moru” ve ”Rio Kırmızısı” gibi yeni gövde renkleriyle görselliğini daha da pekiştiren Yeni Fiat Fiorino’nun tüm Combi versiyonları artık gövde rengi tamponlarla müşterilerin beğenisine sunuluyor.

Fiat’ın fuara özel yüzde 16’ya varan indirimler sunan kampanyası kapsamında 19 bin 80 liradan başlayan anahtar teslim başlangıç satış fiyatıyla dikkat çeken yeni Fiat Fiorino, Active, Dynamic ve Emotion gibi farklı ve otomobil konforu sunan zengin donanım paketleriyle dikkat çekiyor

Yeni Fiat Fiorino, öncelikli olarak motor yelpazesine eklenen daha güçlü 1.3 litre hacimli ve 95 HP’lik turbo dizel üniteyle farklılığını belli ediyor. Zira daha fazla performans ve daha ideal yakıt ekonomisi sağlayan değişken türbin geometrisine sahip 1.3 litre 95 HP’lik yeni dizel motor, hem 4.3 lt/100 km’lik müthiş yakıt ekonomisi hem de 113 g/km’lik düşük karbondioksit emisyon salınım değeri gibi ekolojik değerler sunabiliyor.

Sadece ”Emotion” donanım seviyesinde tercih edilebilen 1.3 litre 95 HP’lik yeni dizel motorda Start&Stop sistemi standart olarak sunuluyor. Kokpit renkleri tamamen yenilenirken, gri kombinasyonlu yeni iç mekan koltuk döşemeleri ve gösterge panelinde Yeni Fiat Doblo ile uyumlu nitelikte grafiklere sahip değişiklikler ön plana çıkıyor.

Erkekler için dilaltı ereksiyon hapı

Erkeklerde sertleşme sorunu için geliştirilen ilaçlarda yeni bir dönem başladı. Bayer’in erektil disfonksiyon (ED-sertleşme sorunu) tedavisi için kullanılan, etken maddesi Vardenafil olan ilacın dilaltı kullanılan yeni formu Avrupa’da piyasaya sürüldü.  Dilaltı ilaç, yapılan pazar araştırmaları sonrasında erkeklerin daha kısa sürede etki beklediği yolunda elde edilen veriler doğrultusunda geliştirildi. Ağızda, suya gerek duyulmadan saniyeler içinde eriyen ve 10 dakikada etkisini gösteren yeni ilacın yan etkisi de yok denebilecek kadar. Yeni dilaltı ilacın ambalajı da oldukça farklı. Kredi kartı boyutunda ve siyah renkli incecik bir kutuda bulunan ilacın dikkat çekmemesi hedefleniyor.

İÇİ TURUNCU, DIŞI SİYAH

İlaç her ne kadar turuncu renkte olsa da siyah paketle erkeklerin “kullandığının fark edilmemesi” isteği yerine getirilmiş. Zira yine pazar araştırmalarına göre, ilacı kullanan erkekler bunu partnerinin fark etmemesini istiyor. Ağızda eriyen ilaç, erkeklerin ilacı her yerde, suya ihtiyaç duymaksızın alabilmesine olanak veriyor.

NANE TADINDA

Nice’te düzenlenen Erkek Sağlığı Kongresi’nde bir basın toplantısıyla tanıtılan ilacın yeni formu hakkında bilgi veren uzmanlar, ilacın çok iyi tolere edilebildiğini ve daha önce görülen yan etkilerin görülmediğini bildirdi. Bayer yetkilileri, “Pazar analizleri erkeklerin daha kolay kullanılabilen yani herhangi bir zamanda herhangi bir yerde kolaylıkla alınabilecek bir ilacı tercih ettiklerini ortaya çıkardı. Bu nedenle Vardenafil’in hastanın ağzında eriyerek nane tadı bırakan, ağızda dağılan tablet formülasyonu geliştirildi” dedi.
Merkezi Hollanda’da bulunan Andros Erkek Sağlığı Enstitüsü’nün kurucusu olan ve halen başkanlığını yürüten Prof. Dr. Frans Debruyne de ağızda eriyen formülasyonların kullanım kolaylığını ve hastanın tedaviye uyumunu artırdığının bilindiğini söyledi.

TANSİYONU OLAN DA KULLANABİLİYOR

Fransa ve İspanya başta olmak üzere Avrupa’da birçok ülkede kullanılmaya başlanacak dilaltı ilacı “güvenli bir seçenek” olarak değerlendiren doktorlar, yeni formun getirdiği faydaları da şöyle özetledi:

322 MİLYON

Dünya genelinde 20-75 yaş aralığındaki tüm erkeklerin yüzde 16’sının (yaklaşık 152 milyon erkek) sertleşme sorunu yaşadığı tahmin ediliyor. 2025 yılına gelindiğinde bu sorunu yaşanan erkek sayısının 322 milyona ulaşacağı öngörülüyor.

Yaz saati uygulaması sona eriyor

 

Yaz saati uygulaması sona eriyor. 31 Ekim Pazar günü (Cumartesi gününü, Pazar gününe bağlayan gece) saat 04.00’de saatler 1 saat geri alınacak.

Yaz saati uygulamasına 28 Mart 2010 tarihinde geçilirken, saatler 03.00’te bir saat ileri alınmıştı. Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla yapılan uygulamaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararı da 19 Mart tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.

Buna göre yaz saati, bir başka deyişle ‘ileri saat’ uygulaması, 28 Mart Pazar günü saat 03.00’te saatlerin bir saat ileri alınmasıyla başlarken, 31 Ekim Pazar günü saat 04.00’te saatlerin 1 saat geri alınmasıyla sona erecek.

Yaz saati uygulamasıyla, akşam saatlerinde en yüksek değerine ulaşan enerji talebinin (puant gücü) azaltılması hedefleniyor. Geçmiş yıllara bakıldığında yaz saati uygulaması, Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle birlikte Mart ayının son pazar günü başlayıp, Ekim ayının son pazar günü bitiyor.

Yaz saati uygulamasıyla her yıl ”orta ölçekli” bir hidroelektrik santralinin yıllık üretimi kadar tasarruf sağlanıyor. İleri saat uygulamasıyla işe erken başlamak ve çıkmak, aydınlatma, ısıtma, soğutma açısından önem taşıyor. Enerji Bakanlığı hesaplarına göre, yaz saati uygulamasıyla yıllık 600-700 milyon kilovat saat (kWh) tasarruf sağlanıyor.

20 dakika Google zekayı artırıyor

Şu an dünyada 35 milyon Alzheimer hastası bulunuyor. Uzmanlar 2030 yılında bu sayının ikiye katlanacağını 2050’de ise 115 milyon insanın bu hastalıktan mustarip olacağı belirtiliyor. İşte bu nedenlere Amerikan Prevention Dergisi ‘aklımızı korumanın’ ve zekayı artırmanın yollarını sıraladı.

1. Google’da araştırma yapın: Amerika’daki California Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre haftada üç-dört kez 20 dakika Google’da bir konu üzerinde araştırma yapmak beynin çalışmasını sağlıyor.
2. Koşun: Almanya’daki Ulm Üniversitesi’nde yapılan araştırmada koşmanın zekayı artırdığı ortaya çıktı. Uzmanlar bunun gerekçesini ise şu sözlerle açıklıyor: “Koşmak konsantrasyonunun artmasını sağlıyor. Bu da görsel hafızanın gelişmesine yardımcı oluyor.”
3. CSI izleyin: Zekanızı geliştirmek için arkadaşlarınızla Lost ve CSI türünde diziler izleyin. İzledikleriniz hakkında tartışın. Bu problem çözme yeteneğinizi ve sosyal zekanızı geliştirmenize yardımcı olur.
4. Düzenli uyuyun: Amerika’da yapılan bir araştırmada 8 saat uyuyan ve hiç uyumayan kişiler iki gruba ayrıldı. Her iki gruba kelimeler gösterildi. 12 saat sonra ise kelimeleri tekrar etmeleri istendi. Uyuyanlar kelimeleri doğru söylerken, uyumayanlar hangi kelimelerin söylendiğini hatırlamakta güçlük çekti.
5. Havuç bol tüketin: Havuç, kırmızı biber ve domateste bulunan antioksidan beyin hücrelerinin yaşlanmasını engelliyor.
6. SMS’i sınırlayın: SMS ve e-mail’i fazla kullanmak ve çok televizyon seyretmek zeka seviyesini düşürüyor.
7. Sakız çiğneyin: Sakız çiğneme beyne giden kanı yüzde 20 artırıyor. Böylece hafızayı kuvvetlendirip, stresi azaltıyor.
8. Dişinizi fırçalayın: Dişinizi her zaman kullandığını elinizle değil, diğeriyle fırçalayın.
9. Yeni kelimeler öğrenin: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.
10. Olmazsa olmaz nar: Kırmızı şarap ve yeşil çayda bulunandan daha çok antioksidan içerir. Alzheimer’a karşı koruyucudur.

Göbek istemeyen günde 7 kez yesin

Taylan Kümeli, sağlıklı yaşam tüyolarını anlattı: Ananas, karın yağlarını eritmeye yardım eder… İçkiden önce C vitamini, sonra çinko alın…

Şu ölümlü dünyada insanların en çok konuştukları üç şeyden biri neymiş biliyor musunuz, zayıflık.

Her gün yeni bir zayıflama merkezi açılıyor. Birçoğu Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı belki ama her önüne gelenin böyle merkezler açması doğru mu?
Bu işin yasal bir prosedürü var tabii. Bu tür merkezlere gidenlerin de dikkat etmesi gereken şeyler var; mutlaka klinik bulgularının olması lazım. Ardından da doktor ve diyet uzmanı nezaretinde kilo verdirilmesi gerekir.

Zayıflama merkezine gitmeden önce bir tür rapor almak gerekiyor yani değil mi?
Tabii, merkeze başvuran kişinin açlık kan şekerinden tiroidine, hormon problemi olup olmadığından kalp sağlığına varana kadar bütün bulgularını gösteren bir rapor gerekir. Zayıflamak isteyen kişinin kullanmak zorunda olduğu ilaçlarla ilgili bilgi vermesi de şart. Bu iş, tek başına bir spor öğretmeninin, doktorun ya da diyetisyenin üstleneceği bir süreç değil.

Bu tür merkezlerinin müdavimleri olur genelde. Yaz başında mutlaka 2 aylarını bu tür merkezlerde geçirirler, arada bir kaçıp istediklerini yiyip geri dönerler. Sormak istediğim şu; bu insanlar neden devamlı kilo verip alıyorlar peki?
Diyetin başlangıç ve bitiş noktası arasındaki davranış değişikliğidir önemli olan. Biz hastalarımıza bunu empoze etmeye çalışıyoruz. 10, 20, hatta 40 kilo vermek inanın hiç önemli değil, önemli olan kilo verirken ne yaptınızdır. Mesela hiç su içmeyen biri su içmeye, yürüyüş yapmayan bir kişi yürüyüşe, ara öğün yemeyen biri az ama sık yemeye başladıysa bu işin sonunda bir daha kilo almaz. Ama “15 kilo vereyim sonra yerim” dediği andan itibaren biz onun verdiği kiloyu geri alacağını biliriz.

En çok ne yemek istiyor insanlar?
Çok enteresan söylememeye çalışıyorlar. Mesela bir hastamın diyeti bitti, tam 48 kilo verdi. 2 kilo alsa koşa koşa “2 kilo aldım” diye geliyordu. Biz de takip ediyoruz böyle kilo veren hastalarımızı. Bir yerde gördüm ince hamur bir pizzanın yarısının yarısını yiyor. Diyeti bitmiş, yiyebilir, beni görünce “Taylan Hanım, pizza ama vejetaryen, zaten yarısının yarısını yiyorum, kepekli hem de” dedi. “Afiyet olsun, rahat rahat yiyin” dedim.

Kilo veren kişinin psikolojisi bozuluyor mu?
Bozulmuyor aslında çünkü insanlar verdikleri kiloyla o kadar mutlu hissediyorlar ki kendilerini… Bu işin zor yanı var ama güzel yanı da var. Kendini kısıtlamak, iradeli davranmak her yiğidin harcı değil. Ama sonucu güzel oluyor.

Çok kilolu kişilerin mutlu bir seks hayatı olabilir mi peki?
Bakın şişman kişinin iki ayrı yüzü vardır. Biri “Kilolarımla barışığım, çok mutluyum” der, diğeri ise bunun aslında mutlu etmeyen bir özellik olduğunu itiraf eder. Kilolu kişi sosyal hayattan uzaklaşır, arkadaşlarıyla beraber olmak istemez, kıyafetleri yakıştıramaz, cinsel hayatında problemler vardır. Bunların hepsi üst üste biriktiğinde yediklerinin herkes tarafından takip edildiğini hisseder.

Ünlüler televizyonda “Şunun sapını bunun kabuğunu yedim zayıfladım” diyor bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Soğan suyunu kaynatıp patatesle karıştırırsa kilo vereceğine inanan kişiler var. Böyle kafadan uydurulan şeylerle kilo verilmez.

Artık insanlar neyi kaynatacaklarını şaşırdılar…
Onun için bunlara inanmayacaksınız. Bunlar popüler kültürün getirisi. Dünyada en çok konuşulan 3 şey; cinsellik, zayıflık ve evlilik…

Ebru Şallı’nın kilosu hakkında ne düşünüyorsunuz, ben çok beğeniyorum kendisini.
Ebru Hanım’a gerçekten bravo…

Şahan zayıflasa iyi olabilir
En çok kimi zayıflatmak isterdiniz?
Çok şükür Türkiye’de hemen hemen herkes geldi.
“Zayıflasa” dediğiniz kimler var? Mesela Şahan, Ata Demirer?
Şahan zayıflasa iyi olabilir. Çok hoş bir yüzü var. Ata Bey zaten çaba sarf ediyor. Zerrin Hanım çok kilo verdi, Şafak Sezer zayıfladı. Ama “Şu kişi gelse de zayıflatsam” diye hiç düşünmedim.

İçkiden önce C vitamini sonra çinko
Diyelim ki, haftanın bir günü günü alkol aldık. Ertesi gün ne yapılmalıyız?
Yurtdışında bir üniversitesinin yaptığı bir araştırmayı okurken şöyle bir şeye rastladım; içki içmeden önce C vitamini alın. Ardından da fazla abartmadan içkinizi için. Ardın da çinko alın. Bunu hastalarıma da öneriyorum; içkiden önce vitamin c içiyorlar, ardından da çinko… Bunu yapan 100 kişiden 95’i ne kilo aldı ne de içkinin negatif etkisini gördü.

Yeşil çay her metabolizmayı hızlandırmaz
“Aman kahve içme, yeşil çay iç” diyorlar.
Yüksek tansiyonunuz olmadığı sürece kahvenin negatif olduğuna dair hiçbir bulgu yok, çok şekerli tüketmiyorsanız, kahvenizi için. Çaylara gelince, hepsinin verdiği tepki farklı. Örneğin ada çayını fazla içerseniz zehirlenirsiniz. Melisa çayını çok içerseniz uykunuz gelir. Yeşil çay bazıları için metabolizma hızlandırıcı bazıları içinse durdurucudur. Dolayısıyla neye ihtiyacınız olduğunu bilmeniz gerekiyor. Mesela ben rezene, kabuk tarçın ve yeşil çayı karıştırıp içiyorum. Çünkü metabolizmamın hızlanmaya ihtiyacı var, yeşil çay ona iyi geliyor. Rezene gaz ve şişliğimi engelliyor, çubuk tarçın da şekerimi dengeliyor. Geleneksel çayımız dışında diğer çayları içerken metabolizmanızı çok iyi tanımanız lazım.

Ananas karın yağlarını eritmeye yardım eder
Peki bölgesel zayıflamak mümkün mü gerçekten?
Mümkün. Teknik o kadar ilerledi ki, doğru beslenip fiziksel aktivitemizi yapıp bölgesel zayıflamaya yönelik krem, masaj gibi şeyleri kullanırsak inanın estetiğe gerek kalmaz. Ama bunu bir taarruz şeklinde yapmak lazım. Beslenmenize dikkat ederek, su içerek, alete girerek, masaj yaptırarak ve krem sürerek, incecik olursunuz.

Bu işe ayıracak parası olmayanlara ne önerirsiniz?
Karın bölgesini küçültmek isteyenler, 7 öğün az ama sık yesin. İlle karbonhidrat tüketeceklerse öğle yemeğinde tüketsin.

Akşam 8’den sonra yemek yenilebilir mi?
Yenilebilir. Ama yemek yiyip yatmak yok, yedikten 2 saat sonra uyusunlar. Mesela karın bölgesi yağlarını eritmek için tüyo vereyim: Ananas. Ananasın içindeki madde yağları eritmekte yardımcı. Konservesinin de şekersiz olanı yenilebilir. Basen bölgesindeki yağları eritmek içinde regl dönemi öncesindeki şeker atıştırmalarına dikkat etmek lazım. O bölgeden problemi olanlar, genelde regl döneminden 2 – 3 gün önceki şeker atıştırmaları nedeniyle o problemi yaşarlar. Çikolata yerine, kepekli ekmekten yapılmış tost yerlerse bir problem kalmaz.

Fındık yağı, tereyağ, zeytinyağ bir sürü yağ var. Hangisini tüketmek lazım?
Yağları doymuş ve doymamış olarak ikiye ayırıyoruz. Zeytinyağ dışındaki bütün sıvı yağları birbiriyle karıştırarak yememiz gerekir. Çünkü vücudun hepsine ihtiyacı var.

10 porsiyon yiyorsanız 5’e indirin 6 kilo verin
Kilo almamak için herkesin uygulayabileceği bir yöntem önerebilir misiniz?
Bir kere günde 3 ana öğünü mutlaka yemeliler. Ara öğünler de çok önemli. Meyve, yoğurt, diyet kurabiye yiyebilir ya da bir bardak süte azıcık kahve karıştırıp içebilirsiniz. Ama mutlaka iki saatte bir yediğimiz öğünler olmalı. Ara öğün metabolizmayı hızlandırır ve ana öğünlerden iki saat sonra yenmelidir. Yavaş yemek de dikkat edilmesi gereken bir konu. Karın bölgesindeki yağlanmadan kurtulmak için yavaş yemek çok önemli. Hedefiniz 20 dakika olsun, yediklerinizi iyi çiğneyin. Sindirim açısından yediklerinizi küçük lokmalar haline getirin. Bol su için. Her idrara çıkışta 35 kalori kaybedersiniz. Bunun sonucunda vücudunuz temizlenir, metabolizmanız hızlanır, tokluk hissiniz artar. Haftanın 3 günü 45 dakika yürüyüş yaparsanız kilonuzu muhafaza edersiniz. Tu kaka besin yoktur. Protein tüketen biri çok su içerse kilo verir, proteinin yanında karbonhidrat değil bol salata yiyin.

Diyete başladığınız ilk bir hafta yediklerinizi yazın. Gazlı içeceklerden uzak durun. Kızartma değil de ızgara yapın. Sadece bunu yaparak bile yılda 11 kilo verebilirsiniz. Porsiyonları yarıya indirerek yılda 6 kilo vermek mümkün. 10 porsiyon yiyorsanız 5’e indirin 6 kilo verin. Tükettiğiniz etin miktarını dörtte birine indirerek 6 ayda 3.5 kilo verebilirsiniz.

GAZETE HABERTÜRK

İşte daha uzun yaşamanın sırları

Yapılan son araştırmalar, beslenme ve yaşam tarzını değiştirerek, ömür uzatmanın mümkün olduğunu gösteriyor.  İşte uzun ömür için yapmanız gerekenlerden bazıları…

1 İLA 3 YIL UZATMAK İÇİN
C Vitamini tüketin: California Üniversitesi yaptığı araştırmalar sonucunda C vitamini açısından zengin gıdaları düzenli ve sık tüketen kadınların 1, erkeklerin ise 6 yıl daha uzun yaşadıklarını ortaya koydu.
Seks yapın: İngiltere’deki Bristol Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre haftada iki kez seks yapan bir kişi iki kat daha az kalp krizi riskiyle karşı karşıya kalıyor. Seks ömre ortalama 1.6 yıl katıyor.

3 İLA 5 YIL UZATMAK İÇİN
Dostlarınızla vakit geçirin: Harvard Üniversitesi dostlarıyla düzenli vakit geçiren insanların ortalama 3 yıl daha uzun yaşadıklarını açıkladı.

5 İLA 10 YIL UZATMAK İÇİN
Çikolata tüketin: ABD’li araştırmacılar haftada 3 kez siyah çikolata yiyen insanların yemeyenlere göre 5 yıl daha fazla yaşadıklarını ortaya çıkardılar.
Japon gibi yiyin: Bilim adamları japonlar gibi midesinin sadece %80’ini dolduracak şekilde yemek yiyen insanların 6 yıl daha uzun yaşayabileceklerini belirtti.
Vejeteryan olun: Viyana Üniversitesi’nden Prof. İbrahim Elmadfa vejeteryanların vücutlarına zararlı doymuş yağ alınımını büyük ölçüde azalttıkları için çok sık et yiyenlere göre 7 yıl daha uzun yaşayabildiklerini söyledi.

10 İLA 15 YIL UZATABİLMEK İÇİN
Muz tüketin: Günde bir tane muz tüketmek ömrü 10 yıla kadar uzatabiliyor. Potasyum kaynağı olan muz, kan basıncının düşmesine yardımcı oluyor.
Küçük porsiyonu tercih edin: ABD’de Boston Brigham Kadın Hastanesi büyük porsiyonlar halinde yemek yiyenlerin kalp krizi riskinin gün boyunca az yiyen insanlara göre 10 kat daha fazla olduğunu açıkladı.

15 YIL UZATABİLMEK İÇİN
Egzersiz yapın: Kanada’da York Üniversitesi gençler üzerinde yaptığı araştırmada kas geliştirecek biçimde spor yapanların daha sağlıklı olduğunu açıkladı. Günde yarım saat düzenli yürüyüş yapan kişilerin kalp krizi riskinin azaldığı ve daha uzun yaşadıkları ortaya kondu.
Kafaya Takmayın: Hayata pozitif bakan insanlar, sürekli homurdananlara kıyasla 15 yıl daha fazla yaşıyorlar.

İnternette aşkın mucidi

Herkesçe kabul edilen bir doğru değil belki, fakat bekâr bir erkek varlıklı olmasa da bir eşi olsun isteyebilir. En azından, internette çöpçatanlık hizmeti veren match.com’un kurucusu Gary Kremen’ın durumu buydu. 90’ların başıydı ve o sıralar 30 yaşının biraz üzerindeki, doğma büyüme Chicago’lu Stanford İşletme Fakültesi mezunu Kremen, San Francisco’da oturduğu apartman dairesinin 300 dolarlık kirasını zorlukla ödeyebiliyordu. Yine de bir sevgili arıyordu. Hatta dediğine göre, “dünyanın en güzel kadınıyla” evlenmeye çabalıyordu.

Bir eş arayışındayken (ve belki de küçük bir servet), Kremen internet üzerinden çöpçatanlık sistemini icat eden kişi oldu. Bu fikir, yerel gazetelerin, kendi verdiği reklâm dâhil, kişisel reklâmlardan ne kadar çok para kazandığını gördüğünde zihninde oluştu. Benzer bir sistemin internet üzerinden de işleyebileceğini tahmin eden Kremen, 1993’te, küçük ilanları internete ilk taşıyan firma olan Electric Classifieds’ı kurdu. Yatırımcılardan 200 bin dolar topladıktan sonra şirket bu yönde ilk adımını atarak Nisan 1995’te Match.com’u faaliyete geçirdi.

Başlangıçta Match kullanıcıları e-posta veya faks ile sadece mesaj ve fotoğraf yollayabiliyordu. Ama bu bile yetti. Altı ay içinde 100 bin kişi siteye kayıt oldu. Bugün Match’in 30 ülkede 8 ayrı dilde yayın yapan internet siteleri ve 1,7 milyondan fazla aidatlı üyesi var. Ve Match altı çiftten birinin çöpçatan siteleri aracılığıyla tanışarak evlendiği bir döneme öncülük etti. Hitwise.com’un tahminine göre, 850’den fazla sitenin hizmet verdiği pazarın büyüklüğü birkaç milyar doları buluyor.

Bu işe ilk başladığı dönemde Kremen iki arkadaşıyla paylaştığı tek yatak odalı bir apartman dairesinde çalıştı. Genellikle daha pijamalarını çıkartmadan, tüm dikkatini vererek Sun bilgisayarına adeta yapışarak ve Match’in internet sitesinin geliştirilmesi ve sitenin pazarlamasıyla uğraşıyordu. Bu iş, 1,5 milyon dolarlık sermaye girişiyle daha da meşakkatli hale geldi. Kremen Match’i faaliyete geçirmek ve işletmek için büyük gayret sarf etmiş olsa da, ilk başlarda bu işten ne romantik ne de maddi bir fayda elde edebildi. Kotarılan bir dizi iş anlaşmasıyla Match bugün IAC/InterActiveCorp olarak bilinen şirketin iştiraki haline geldi. Fakat Kremen’ın bu işten tüm kazancı, şirket hisselerini sattıktan sonra (sadece) 50 bin dolar ve hayat boyu sahip olacağı site hesabı oldu.

Sonraki birkaç yılda ortak girişimler ve teknolojik inovasyonlar Match’in büyümesini sağladı. 2001’de Match internet devleri AOL ve MSN ile ortaklığa gitti ve bu sayede kullanıcı sayısı hızlı arttı. 2003 yılında Match, MatchMobile’i faaliyete soktu ve bugün Match’in en hızla büyüdüğü mecra akıllı telefonlar. Yine de Match’in belki de en değerli varlığı algoritması. Site kullanıcılar arasında çöpçatanlık etmek için “Günlük beşli” (her gün beş olası arkadaş adayı) ve “Size özel” (sadece en umut vadeden adaylar) bölümleri gibi kompleks formüller kullanıyor.

Bu tür hizmetlere para ödemeye hazır bekarların sayısı giderek artıyor. “İnsanlar aşkı bulmak için ellerini ceplerine atmaya daha istekli hale geldi” diyor internet çöpçatanlığı sektörüne danışmanlık hizmeti veren OnlinePersonalsWatch.com’un editörü Mark Brooks. Kremen’a gelince, cüzdanı da aşk hayatı da artık daha iyi durumda. 2001’de, 90’larda adına tescil ettirdiği Sex.com adlı internet alan adı nedeniyle yaşanan bir ihtilafta bir hakim Kremen’a 65 milyon dolar tazminat ödenmesine hükmetti. Ayrıca Kremen sonunda rüyalarının kadınını da bulup evlendi; ama tanışma işi klasik yöntemle, ortak bir arkadaşlarının aracılığıyla gerçekleşti. Yine de insanlar Match aracılığıyla eş bulmak konusunda kendilerine yol gösterdiği için teşekkür amacıyla zaman zaman kendisine ulaşıyor. Bu rekabet etmesi güç bir miras. “Dünyada herkesten çok daha fazla aşka vesile olduğumu düşünüyorum. Bunun ötesinde daha ne isteyebilirim ki?” diyor.